Özgür eğitim

Çok şeyi yanlış anladığımız gibi özgürlüğü de yanlış anlıyoruz. Özgürlük çok zaman başıboşluk ya da başıbozukluk gibi anlaşılıyor. Bu geri kafalılık eğitim dünyamızda çok kötü sonuçlar doğurdu. Özellikle kendini bir üst kesim insanı diye algılayan paralı ya da orta halli kentliler genelde çocuklarını eğitirken ya da daha doğrusu eğitemezken bırak yapsın bırak geçsin ilkesini benimsediler. Bunda anneler ve babalar kadar hatta onlardan çok yakınların etkisi belirleyici oluyor. Özellikle anneanneler ve babaanneler çocukların kötü eğitiminde başrolü oynuyorlar. Ortamın yapısı gereği dünyaya geldiği gün her istediğini yapabilme hakkını almış bir birey kişiliğini oluşturma süreçlerinde sinirli bir yapı kazanıyor ve giderek sorumluluklarını bilmeyen bir insana dönüşüyor. Bu tür insanların arasında çok iyi öğrenim görmüş diye bilinen ve enaz iki dili sular seller gibi konuşabilen kimseler de vardır.

Çok iyi okullar diye bildiğimiz okullardan çıkan genç insanların bile yaratıcı bir zihne sahip olamamaları biraz düşündürücü değil mi? Dünyanın her yerinde bugün bu anlamda bir verimsizlik var diye savunma yapmaya kalkanlar olabilir. Bizdeki bir aksaklığın üstüne bastığımızda birilerinin hemen dışarıyı tanık göstermeleri ve onlarda da böyle gibilerden savunmalar yapmaları hiç hoş olmuyor. Durum Fransa’da da böyleyse, İngiltere’de de böyleyse, Amerika’da da böyleyse bizde neden böyle olmasın, koyuver bizde de böyle olsun mantığı kör bir mantık değil midir? Kaldı ki elde kanıt olmadan kaba gözlemle bu gibi yargılara varmak ancak bir gevşekliğin ürünü olabilir. Onlarda böyleyse bizde haydi haydi böyle olacaktır rahatlığı son derece iticidir. Onların beceremediğini bizim bu azgelişmişliğimizle beceremiyor oluşumuz doğal değil mi? Hayır değil. Bu bize yazgıcılığın en kötü biçimini duyurur.

Yaratıcı eğitim özgür eğitimdir, başıboş ya da başıbozuk eğitim değildir. Eğitim yaratıcı değilse eğitileni verimsizlikle suçlayıp çıkmak doğru mu? Efendim bu çocuklar ders dinlemeyi bile bilmiyorlar, en küçük bir soyut bilgiden, basit bir kuramsal bilgiden bucak bucak kaçıyorlar. Suçlu kim? Uyguladığımız eğitimin sonucu değilse neyin sonucudur bu. Düşünmeyi iyiden iyiye yaşamından çıkarmış genç insanların basit düzeyde bir teknisyenliği bile kıvıramadıklarını hepimiz görüyoruz. O durumda dünyadaki eğitimin de bizdeki gibi can acıtıcı bir düzeyde olduğunu söylemek bir gerçeği karşılıyor mu sizce? En azından geçmişinde pırıltılı kültür devinimleri olan toplumlarda eğitimin biraz daha canlı biraz daha verimli olması doğaldır.

Özgür eğitimin bireyleri çayıra salmaktan daha başka bir anlamı olmalıdır. Özellikle gün boyu çalışan ya da vaktini nerede akşam orada sabah eğlenmekle geçiren annelerin ve babaların çocuklarına olan ilgisizliklerini onları sözde özgür bırakmakla dengelemeye çalıştıklarını biliyoruz. Annemiz sabahın altısında kumardan dönüyorsa, babamız nerede geçtiği bilinmez bir serüvende üç gününü bozuk para gibi harcadıysa bizim de cebimizdeki bol parayla özgür insan oyunu oynamamız son derece doğaldır. Yalnız sorumsuzca yaşayanlar değil yaşamlarına şöyle ya da böyle emek verenler de özgürlüğün ve bu arada özgür eğitimin anlamını doğru kavramadıkları için çayıra salma yöntemini rahatça kullanabiliyorlar. Böyle yaparken onlar başarısız korkak sinirli insanlar yetiştirmekte olduklarını göremiyorlar. Karar vermekte güçlük çeken, herhangi bir sorumluluğun altına giremeyen, ancak bir topluluğun gölgesinde kendini azçok huzurlu duyabilen, yapıcı ve yaratıcı zekasını tümüyle yitirmiş görünen, kendini korumak duygusuyla yalan söylemekten geri kalmayan, gerektiğinde ahlak kurallarını çiğneyebilen, yeri geldiğinde insanların yazgısıyla oynamaktan geri durmayan, bu arada iki ya da üç dil bilen, ingilizceyi bülbül gibi ya da daha doğrusu papağan gibi konuşan insanlar yetiştiriyoruz.

Bazen bana bizde neden felsefe yok diye sorarlar. Bu sorunun altında sen kendini felsefe adamı mı sanıyorsun gibilerden bir dokundurma da yok değildir.  Alınır mıyım? Hiç öyle bir huyum yok. Bizde neden mi felsefe yok? Özgür eğitim yöntemleri uyguladığımız için yok. Özgürlüğün gelişmiş bir bilincin temel koşulu olduğunu, bunun dışında özgürlükten sözetmenin hiçbir anlamı olmadığını bilmiyoruz çoğumuz. Özgürlüğü ipini koparmak olarak anlayanlar var: dayıya eşek demek, ayağını halanın burnuna uzatmak, belden aşağıyla ilgili edebiyatta belli bir yetkinliğe ulaşmak, dünyaya bir kere geldik ilkesine göre her gece bir başka yerde feneri söndürmek, bar ve meyhane kültürü düzeyinde eşsiz ilişkiler kurmak… Yani özgürlükten başka her şey…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here