Özgürlüksüzlüğe kaçış!!!

Millette doğu hayranlığı, zillette ise batı hayranlığı  hazırlopçu bir illettir…
Toplumsal kültürü yaratıcılıkla geliştirmek yerine, fake markaları konfeksiyon giymektir her ikisi de…
Bu kutupçu illet, bir nevi birbirine reaksiyonla beslenip, geride cihadi rövanşizm ile, ilerde cühela romantizm arasında git gel yapar…
Bugünkü ünitemizde, batılı! tarafı masaya yatıracağız… Zaten doğuyu bilmeyiz, koy dötüne rahvan gitsin…
İçi içine bir türlü sığmayan, kabından taşmaya teşne, kurallara uymayı zul sayan, aslında kul olup hür taklidi yapan, engin Akdeniz genleri bulaşmış kesimimiz gezegene düşeliberi, en azından kulaktan dolma batı metihleri ile donatılarak büyür…
1-2 haftalığına hasbelkader batıda bir ülkeye gitmiş ve asıl yüzleri gözlemleme imkanı bulamamış olan yakın çevresinden, oraların, ” ah ne güzel yerler, oh ne medeni insanlar, üh ne cennet pleysis darlin, waoww bir şoplar var, ne alış ne veriş ayol… ” nidalarına küçüklüğünden beri  şartlandırılmış zevat, ergenliğe ulaşıp bir şekilde oralara kapağı atınca, ertesi gün Avrupalı oluverir… Taa ki 2-3 aylık gözlem sonucunda oraların dokuya terso yerleri batmaya başlayıncaya kadar…
Orada eğitim almadıysan, kültürü sindiremediysen, en azından yaşam tarzını üzerine cuk giyemediysen, sonraki etap genelde, ya zoraki batılılaşma ve yiğitliğe kerhen bok sürmeme semptomuna dönüşür ve bitkisel yaşamı sindirim hapları gerektirir, ya da oradaki mekanik yaşama zorlama ayak uydurma sendromuna bağlanır ve çoğuna bol gelir.
Batmaya başladığı andan itibaren ters kıyas aşaması başlar… Ülkendeyken kapağı oraya atmaya teşne 90 derece eğilimli tahterevallide ve batıya kaykılmış sübjektif kıyasın, ordayken bir müddet sonra, ” ah bir ayran simit ne olur, eh be cennet ülkem, ı-ıh bura iklim puslu, ulan burda kırmızıda geçme özgürlüğü bile yok, kendi kurallarına esir olmuş robot lan bunlar, yere tükürsen ceza amk, özgür değil la bunlar…” saptamalarına dönüşmüş objektif kıyas bilgisine evrilir…
İşbu yüzden hanımlar beyler, hani kaçıp gidip oralarda eğitimsiz, tecrübesiz, sindirimsiz geçici ikamete soyunanlara özenenler; Soyunduğunuzla kalır, üşürsünüz, kimse üstünüzü örtmez… İsterseniz kraliyet ailesine damat olun, hep 2’inci sınıf vatandaş kalırsınız…
Çeyrek asırlık yerinde uygulamalı bir eğitimin, çokça adaptasyon, bazen direnç yüklü nihai konsültasyonel ahkamıyla derim ki,
” Beyin göçü denen akım; kalın da buranın peyzajını yapalım… Yok beyin göçüne değil, bilek gücüne mensupsanız, kalın da burayı ekip biçelim, hasat yapalım, harman dövelim… Bura torpağı hala verimkar bro…”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.