Özür dilemek önceki gün gece yaşanan travmanın izlerini silebilir mi?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Önceki gün gece saatler süren o büyük sessizlikte milyonlarca insan tıpkı 1240’taki Babai isyanının önderi Baba İlyas’ın öldürüldüğüne inanmayan yoldaşlarının,  onun, Amasya Kalesi’nden göğe yükseldiğine inanarak Selçuklu askerleriyle savaşmaya devam etmelerini andıran bir ruh haliyle kala kaldı. Ancak bir farkla; Baba İlyas gerçekten savaştığı iktidar tarafından öldürülmüştü ama dün gece topluma 36 saatlik ‘seferberlik’ çağrısı yapan İnce bu işi iktidara bırakmadan kendi ayağına sıkarak ‘siyaseten’ yapmış oldu.
 
Toplumlar olağanüstü savrulmalar ve mücadeleler yaşadığında mitler, masallar ve idealler daha güçlü bir şekilde kendini gösterir. Anadolu toprakları, binlerce yıldır her inanç biçiminde şu veya bu biçimde kendini gösterek Mesiyanik (Mehdici) dalgalanmalara aşinadır. Ama büyük toplumsal fırtılanar da bu dalgalanmaların ardından başlar.
 
Bu, yaşamın hem destanını hem de trajedisini yazdıran bir gerçekliktir…
 
Bu gerçeklik 24 Haziran seçimleriyle ilgili karar alındığı günden oyların sayılıp açıklandığı akşama ve devamındaki o uzun geceye de bütün yönleriyle sirayet etti.
 
Toplumun büyük kesiminde uzun süredir görülmeyen bir umut rüzgarı yaratan Muharem İnce’nin kimliği ve söylemleri üzerinden ortaya çıkan yarı mitsel, yarı idealist, biraz da gerçeklik soslu inanç dalgalanması, Mersin, İzmir, Ankara ve son olarak İstanbul’daki büyük mitingde alışılmadık biçimde kalabalıkları buluşturdu.
 
Her şeyden önce tek başına bu bile büyük bir gerçekliktir...
Seçim kampanyası boyunca toplumun o derinlere gömdüğü umutlarını sulayıp yeşerten bir üslup ve tavır sürdüren Muharrem İnce’nin oyların sayıldığı o uzun gece bir cep telefonu mesajıyla tuzla buz etmesi kabul edilebilir bir hata değildir. Sandıkları canı pahasına savunmaya çalışan binlerce gönüllü, onlarca STK ve milyonlarca seçmenin kendini bu denli sahipsiz hissetmesine neden olan ve saatler süren sessizlik de cabası.
 
Dün yaptığı basın açıklamasında, “İsmail Küçükkaya’ya o mesajı dostça, samimiyetle gönderdim” demesi ve özür dilemesi, dün geceyi cenderede geçiren milyonlarca insanın yüreğini ferahlatmaya yeter mi bilinmez ancak hiç bir siyasi önderin böylesine büyük bir hatayı böylesine kritik bir zamanlamada yapma lüksü yoktur. Komutan ölse bile bu savaşanlara pat diye, üstelik de dolaylı bir yoldan söylenmez. Tarihin toplumlara öğrettiği budur.
 
Önceki gün gece saatler süren o büyük sessizlikte milyonlarca insan tıpkı 1240’taki Babai isyanının önderi Baba İlyas’ın öldürüldüğüne inanmayan yoldaşlarının,  onun, Amasya Kalesi’nden göğe yükseldiğine inanarak Selçuklu askerleriyle savaşmaya devam etmelerini andıran bir ruh haliyle kala kaldı. Ancak bir farkla; Baba İlyas gerçekten savaştığı iktidar tarafından öldürülmüştü ama dün gece topluma 36 saatlik ‘seferberlik’ çağrısı yapan İnce bu işi iktidara bırakmadan kendi ayağına sıkarak ‘siyaseten’ yapmış oldu.
 
İnanılan değerin stratejik ve akıl almaz bir hatayla tuzla buz olması karşısında kimisi İnce’nin kaçırıldığını ve tehdit edildiğini, telefonunun ele geçirildiğini; kimisi de sokağı paramiliter sivillerin işgal etmeye hazırlandığını düşündü. Mitler ve gerçeklerin birbirine girdiği bu uzun gecede, Mesih’ini sis bulutlarının arasında kaybeden milyonların yaşadığı travmayı artık Mesih’in bizzat kendisi de iyileştiremez.
 
Devletin bütün olanaklarını kullanan bir iktidar partisi ve onun ortağı olan diğerleriyle orantısız bir medya gücü karşısında azımsanmayacak bir milletvekili sayısına ulaşan muhalefet partilerinin yeniden şekillendireceği meclis, doğru adımlar atılması durumunda sisleri dağıtıp umutları yeşertebilecek bir aygıta dönüşebilir.
 
Bu toprakların derinlerinde benzer öyküler çoktur. Sislerin ve bulutların arasından mitlerle beslenen umudu biraz da yaşamın, dayanışmanın ve bölüşmenin gerçekliğiyle beslemek, her zaman zoru seçmeyi kader bilen bu coğrafyanın yabancısı olduğu bir şey değil.
 
İdeolojilerin va da siyasi kamplaşmaların değil, tüm değerleriyle coğrafyanın tamamının yansıdığı bir meclis bu toplumu yeniden horonda, halayda ve zeybekte birleştirebilir.
 
Bir yaprak gibi savrularak düştüğü dala yeniden can vermek için toprak olmayı bilenlerin coğrafyasına umutsuzluk yakışmaz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − two =