Paşa gönlün nasıl isterse öyle yaşa…

Paşa gönlün nasıl isterse öyle yaşa…
hayat senin be canım benim,
ben buraya yazsam ne yazmasam ne…
Çivisi çıkmış ilişkilere,
kendini insan sanan züppelere,
yüzüne gülüp naniklerini arkadan gönderenlere,
yalanı masumundan başlatıp
namusuna götüren ey ahali yurdum insanlığına
hoşgeldin…
e dünya böyle bir sirktir işte,
janjanlı çadırlarda palyaçolarla…
Cambazlık ehliyetin olmadan öyle bir ipte yürürsün ki,
bir milim şaşsan, öldürür seni bir anlık dalgınlığın.
kimileri buna ‘hayat’ diyor, şaşıyorum doğrusu.
Ben o sirkte bir seyirci bile olmam
hayvanları kamçılayan psikopatlara..
zaten bir seyirci de bir cambazla yürüyemez aynı ipte yanyana…

Sana hayatı anlatacak değilim.
Yaşamadan öğrenebileceğin hiç bir şey yok şu fanilik denen boşlukta.
Kardeşim olsan eğer kızar kükrerdim sana,
e ne de olsa bir akrabalık durumu var…
Gelgelelim hiçbirşeyin değilim,
onun da mazereti yok ne yazık ki…
diyeceğim şu ki…
Şöyle sıkı bir tutunman gerek oturduğun koltuğa
ki kaldıramasın seni kimseler oturduğun yerden…
benim aşktan anladığım budur…
ve eğer de gideceksen bir su damlası gibi sessizce değil
karnın ağzından fışkırırcasına gideceksin.
Bir ölü gibi kıvrılıvermek maharet değil köşedeki mezarlığa.

Hayat dediğin canım benim…nedir?
Geçip gidiverir göz açıp kapayana…
kimine adım atarsın girersin kapıdan içeri
kimine teğet geçer ıskalarsın…
Arkana dönüp bir bakarsın ki
gidene kızmış kalana hayıflanmışsın…
Iyi günün de olur rezil gününde,
köle de olursun, kral da olursun çöplüğünde.
Kızarsın küsersin mahvolursun
söversin seversin kahrolursun
en nihayetinde sen de yorulur durulursun.
Artık hangisini isterse paşa gönlün onunla avunursun..
Yanlız bildiğini sandığın hayata -hani o yere bastığın-
gün gelir 1-0 mağlup olursun.
Bildiğini sanırsın ama bilmezsin,
gönlün bir kere kanadı diye vallahi de bitmezsin billahi de bitmezsin.
Herşeyi konuşmak yetmez an gelir,
işte en büyük ‘keşke’ o konuşamadıklarının içindedir.

Kızma, küsme, darılma…
bu da bir savunma mekanizması diyeceksin,
değil!…
savunma mekanizması tavuklarda olur,
bizim doğuracak olsa olsa bir ruhumuz var,
kimse de horoz değil ama ötmesine ramak var.

Kaçma, suçlama, zırıldama…
Telefonun ucunda şapşal ördek de olursun sevdin mi, sirk maymunu da…
gelgelelim sevmiyorsan da
gitmek için herşey bahanedir
bazen tek bir bakış, bazen tek bir kıpırdama…
diyeceğim o ki;
onurunu satma seni ucundan tutan insana…
Hadi canım sen de bildiğince yaşa.
Bu gitmeler gitmek değil ama
kalmak da kalmak değil
şöyle usturuplu bir asaleti olmadıkça!…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here