Paçozlaşma devletin ruhuna nasıl işliyor?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Türkiye’nin önemli doğal varlıklarından biri olan Tortum Şelalesi’ni betona boğan Vali Okay Memiş, şimdi de bir zamanlar önemli bir hayvancılık ve kırmızı et üretimi merkezi olan Erzurum’un tanıtımı için sosyal medya ünlüsü Nusret Gökçe’den medet umuyor…

Paçozlaşma kavramını son yıllarda Türkiye’nin gündemine sokan isim Yazar Alev Alatlı oldu. Bir tür niteliksizleşme sürecine işaret eden Alatlı, birkaç yıldır da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verdiği destekle biliniyor. Alatlı, ‘Beyaz Türkler Küstüler’ kitabında altını çizdiği paçozlaşma kavramını, Nisan 2013’te Habertürk’te Kutlu Esendemir’e verdiği bir röportajda şöyle özetliyor:

‘KİM NEYE RAĞBET EDİYORSA ONA RAĞBET ETMEK’

“Paçozlukta sürüden ayrılmamak esastır: Kim ne yapıyorsa, onu yapmak, kim nereye gidiyorsa, oraya gitmek, kim neye rağbet ediyorsa, ona rağbet etmek. ‘Trendy’ kabullere sıkı sıkıya yapışmak, açığa düşmemek. Toplam eblehleşme, değerler yitimi.”

BİR ANTİ-KAHRAMAN OLARAK NUSRET GÖKÇE

Bu kavramın ilk tartışılmaya başladığı dönemden bugüne neredeyse 10 yıl geçmiş durumda ve bu süre her şeyin hızla tüketildiği böylesi bir dönemde epeyce uzun. Geçmişte üzerinde tartışılan paçozlaşma kavramı bugün sanki sıradanlaşmış durumda. Şaşırma ve katlanma eşiğinin de giderek yükseldiği bu dönemin öne çıkan kimi karakterleri birer “anti-kahraman” kimliğinde sosyal medyadan toplumsal yapının bugününe kolayca nüfuz ediyor. Görünenin, gören üzerinde bir tür geçici ve sahte etki bıraktığı bu mecranın çok izlenen, rahatsız edici olduğu ölçüde izlenirliği de artan isimlerinden biri de et restoranı sahibi Nusret Gökçe. Sosyal medyadaki yaygın adıyla ‘Nusr-Et’.

DEVLETİN VALİSİ DE MODAYA UYARSA

Buraya kadar her şey olağanmış gibi kabul edilebilir. Alev Alatlı’nın yıllar önce ortaya attığı deyimle ‘Paçozlaşma’nın yarattığı etkiyle kim neye rağbet ediyorsa oraya yönelmek bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak burada devreye devlet girdiğinde biraz durup düşünmek gerekiyor. Çünkü sonuçta genel-geçer birçok toplumsal yöneliş gibi paçozlaşma da bir tür moda gibi yaylıyor ve her moda gibi onun da bir sonu olacağını söylemek yanlış olmaz. Erzurum Valisi Okay Memiş’in, sosyal medya ünlüsü Nusret Gökçe’yi kente davet ederek bir restoran açmasını istemesi, paçozlaşmanın geldiği noktayı göstermesi bakımında dikkat çekici. Erzurum Valiliği’nin resmi internet sayfasında yer alan haber aynen şöyle:

‘TUZ DÖKME HAREKETİYLE DÜNYACA ÜNE KAVUŞAN İŞLETMECİ’

“Erzurum Valisi Okay Memiş, Nusr-Et restoran zincirlerinin sahibi ünlü kasap Nusret Gökçe ile telefonda görüştü. Palandöken Kayak Merkezi’ne yılda 1 milyonun üzerinde turistin geldiğini aktaran Vali Memiş, Nusr-Et restoranının 1 şubesini Erzurum’a açmasını istedi. Vali Memiş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken ünlü işletmeci Nusret Gökçe ile telefonda görüştü. Tuz dökme hareketi ile dünyaca üne kavuşan ve ‘Salt Bae’ ismiyle anılan Gökçe’yi Erzurum’a davet eden Memiş, ‘Hemşerileriniz sizi ve Acun beyi çok seviyor. Sizleri burada görmek onları çok mutlu edecektir’ dedi. 

 ‘AÇACAĞINIZ RESTORAN İÇİN HER TÜRLÜ KOLAYLIĞI SAĞLAYABİLİRİZ’

Dünyanın birçok ülkesinde et restoranları açan Nusret Gökçe’den Erzurum’a bir şube açmasını isteyen Memiş, turizm kenti Erzurum’da marka bir et lokantasının şehre değer katacağını belirtti. Erzurum’da her alanda ciddi çalışmalar yaptıklarını anlatan Memiş, yaz ve kış turizminde kentte büyük bir patlama yaşanacağına dikkat çekti. Memiş, ‘Erzurum, özellikle kış turizminde Türkiye’nin gözbebeği olan bir merkezdir. Bunun yanında Mavi Beyazlı takımın bugünde Adana Demirspor ile maçı var. Erzurumspor’umuz inşallah Süper Lig’e yükselecek. Takım iyi gidiyor, sizlerin de bunda büyük katkısı var. Erzurumlular sizleri çok seviyor. Sizleri şehrimizde ağırlamak istiyoruz. Çok güzel işler yaptık. Eğer düşünürseniz açacağınız restoran için sizlere her türlü kolaylığı sağlayabiliriz’ İfadelerini kullandı. Erzurum’a uzun zamandır gelmeyi düşündüğünü ifade eden Gökçe, şehirde yapılan çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi. Acun Ilıcalı ile birlikte yakın zamanda kente geleceklerini belirten Gökçe, ‘Ben de sizleri sürekli takip ediyorum. Şehre yaptığınız katkıyı bir Erzurumlu olarak görüyor ve takdir ediyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde Acun Beyle birlikte gelmeyi düşünüyoruz.’ diye konuştu.”

KÜLTÜR VE EĞİTİM SEVİYESİNİ YÜKSELTMEK DE VALİNİN GÖREVİ

Erzurum Valiliği’nin resmi sitesinde yayınlanan haberde, Nusret Gökçe’nin, “Tuz dökme hareketi ile dünyaca üne kavuşan ve ‘Salt Bae’ ismiyle anılan” şeklinde tarif edilmesi oldukça dikkat çekici. Son dönemde kamu idarecilerindeki benzer yaklaşım popülizmle geçiştirilip, halkın istediğini yapıyor olmakla da açıklanmaya çalışılabilir. Çoğunlukla böyle de yapılıyor. Ancak devletin valilerinin görevi sadece idari iş ve işlemleri koordine edip yürütülmesini sağlamak değil, aynı zamanda yönettikleri kentlerin eğitim, kültür ve sosyal yapısını yükseltmektir de.

GÜRCİSTAN’DAN OT İTHAL EDİLEREK HAYVANCILIK YAPANLARIN KENT

Görgüsüzlüğün ve şımarıklığın yarattığı bir patolojinin devlet eliyle üstelik “her türlü kolaylık” sağlanacağı vaadiyle kente davet edilmesi bir yana, bir zamanlar Türkiye’nin en önemli hayvancılık ve kırmızı et üretimi merkezi olan Erzurum’un yerli üreticilerinin içinde bulunduğu açmazlar bir yana. Gürcistan’dan ot ithal edip hayvancılık yapmaya çalışan bir kentin valisinin, geleneksel ve yerel hayvancılık üretiminin en büyük yok edicisi olan endüstriyel hayvancılığın simgelerinden biri olan ‘robotik’ sağım makinesinin ortasında verdiği pozla kamuoyunun tepkisini çeken bir sosyal medya ünlüsünden medet umar hale gelmesi ‘Yeni Türkiye’nin özetidir.

Fotoğraflar: Erzurum Valiliği resmi internet sitesinden alınmıştır.

TORTUM ŞELALESİ DE BU BAKIŞIN KURBANI OLDU

Erzurum Valisi Okay Memiş’in benzer bir tavrı kentin önemli doğal varlıklarından biri olan Tortum Şelalesi’yle ilgili de göstermesi bu yüzden şaşırtıcı değil. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili gelişmeyi haberleştirmiştik. (https://odatv4.com/hesten-kacarken-yapilasmaya-yakalandi-11062040.html)

DOĞAL MİRAS KENT PARKI HALİNE HETİRİLEREK SIRADANLAŞTIRILDI

Daha çok ziyaretçi ve daha çok kullanım baskısı yaratmak uğruna tüm doğal çehresi değiştirilen Tortum Şelalesi’ne herhangi bir kentin parklarında kullanılan türler taşınarak peyzaj düzenlemesi yapılıyor. Oysa bu bölge Anadolu’nun Önemli Doğa Alanlarından biri. Ekolojik olarak İran-Turan bitki coğrafyası ile Avrupa-Sibirya bitki coğrafyası sınırlarının kesiştiği bir bölgede yer alan Tortum Şelalesi ve çevresi zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip. Yerel türlerin olduğu gibi korunup geliştirilmesi gerekirken bu alana kısa ömürlü ve yüksek maliyetli türlerin taşınması doğru bir uygulama değil.

‘İNŞALLAH KURBAN BAYRAMINA YETİŞTİRECEĞİZ’

Ancak Erzurum Valisi Okay Memiş’e göre bugünlerde büyük bir inşaat şantiyesi görünümünde olan Tortum Şelalesi’nde çok güzel işler yapılıyor. Tortum Şelalesi’nde yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Vali Memiş, burada basın mensuplarına verdiği demeçte şunları dile getirdi: “Erzurum’un en önemli, en çok tanınan doğal güzelliklerinin başında olan Uzundere’deki  Tortum Gölü ve Tortum Şelalesindeyiz. Dünyanın 4. Büyük şelalesi. Burada devlet olarak bir şeyler yapmak istedik ve bu işe başladık bu sene, biliyorsunuz. Kaynağımızı da temin ettik. İstiyoruz ki, muhteşem bir görselliği, Dadaşlara yakışır, Erzurumlu vatandaşlarımıza mahcup olmayacağımız şekilde, memleketleriyle iftihar edecekleri bir hale sokmak. İnşallah Kurban Bayramı’na kadar yetiştireceğiz.

‘ÖNCEDEN VATANDAŞLARIMIZ ARAÇLARIYLA İNEMEZLERDİ’

Bu projenin kaynağını Erzurum Milletvekillerimiz sayesinde temin ettik. Sayın milletvekillerimiz bize bu projeyle ilgili kaynak temin etmeselerdi biz bu projeyi yapamazdık. Bu güzelliği yapmamıza vesile olan Erzurum milletvekillerimize hassaten çok teşekkür ediyorum. Ne var yenilik? Engelli vatandaşlarımızın dahi şelaleyi görebileceği bir ortam sağladık. Önceden engelli vatandaşlarımız araçlarıyla bile inemezlerdi. Şu noktaya kadar inebilecekler son derece güvenli bir şekilde. Bu manzaranın tadına varacaklar inşallah. Onun haricinde iniş rampalarının çok daha eğimi düşürecek şekilde yaptık. Köprüler çok metruktü, köprüleri yeniliyoruz. Yeni köprüyü zaten yukarıda göreceksiniz. Aşağıda yaptığımız köprüyü.

‘HARİKA BİR İŞ ÇIKARIYORUZ, HEDEFİMİZ 500 BİN TURİST’

Muazzam bir şekilde, doğaya uygun, harika bir iş çıkarıyoruz. Hedefimiz en az 500 bin turist. Burada Ata Kardeşler diye bir müstecir var, işletmecilerimiz. Onların da işletmelerini yeniliyoruz. Mezbelelik ortamın hepsini yıktık. TKDK’dan projesini onaylattık. İşletmeciyi de bu şekilde destekledik. Böylece neredeyse 5 yıldız standartlarında bir hizmet vereceğiz. Hem ucuz, hem kaliteli, hem güvenli hem de herkesin gurur duyacağı bir hizmeti alacak bütün Erzurumlu ve Erzurum dışından ilimize gelecek bütün turistler.”

HER YER UNESCO ADAYI AMA GİREBİLEN TEK DOĞAL MİRAS YOK

Tortum Şelalesi’nin büyük bir aceleyle Kurban Bayramı’na bir tür ‘mesire yeri’ olarak yetiştirilmek istenmesi, kamu idaresinin ülkedeki doğal alanları bir tür piknik yerine indirgediğinin göstergesi. Son yıllarda yerel idarecilerin en büyük isteklendirme kaynaklarından biri, sahip olunan doğal ve kültürel mirasın ‘UNESCO Dünya Mirası’na aday gösterilmesi. Ancak uzun süredir gösterilen adaylar arasında Türkiye’nin dünya doğal miras listesine alınmış tek bir doğal alanı yok. Doğal alanlarda yapılan hatalı uygulamalar bırakın doğal miras listesine girmeyi, korunması gereken bu değerleri sıradanlaştırarak herhangi bir kent parkı düzeyine indirgiyor. Ziyaret edilmesi gereken doğal alanlardan daha büyük ve hantal ziyaretçi karşılama merkezleri, bölgenin asıl kaynak değerini oluşturan doğal dokunun yok edilerek alana taşınan ithal ya da yöreye ait olmayan bitki türleri ile Türkiye’nin özgün doğal mirası henüz keşfedilmeden kamu eliyle yok ediliyor.

TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLDİĞİNİN ÖZETİ

Türkiye’nin en önemli hayvancılık ve kırmızı et üretimi merkezlerinden biri olan Erzurum’un bu kimliğinin bir sosyal medya ünlüsü olan Nusret’ten medet umar hale getirilmesi oldukça düşündürücü. Buna bir de kentin en önemli doğal miraslarından biri olan Tortum Şelalesi’nin tüm doğal dokusunun yapay bir peyzaja büründürülerek sıradan bir park ve piknik yeri haline getirilmesi eklenince üretimden kültüre, coğrafyadan tarihe Türkiye’nin nasıl bir bakış açısıyla yönetildiği sorusuna yanıt vermek zorlaşıyor.

Önceki haber400 bin site yasaklı
Sonraki haberPatara ve Fırnaz Koyunda yapılaşmaya yargı izin vermedi!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.