Paran yoksa öl, tasarruf olsun…

Paran yoksa öl, tasarruf olsun…

0
PAYLAŞ

Ama günümüz dünyasında erdem kavramına giren insani değerler için de duyarlılık olmalı ve onlar da korumaya alınmalı…


Çünkü, dürüstlük, sevgi, şefkat, hoşgörü, iyiniyet, tevazu, vicdan, insaf gibi değerler de yokolmaya yüz tutmuş durumda… Gelecek nesillerin, bu değerlerin ne olduğunu bilebilmeleri için bir şeyler yapılmalı… Özellikle ülkemizde bu değerlerin kaybında balık baştan kokutuluyor ve bu koku müthiş bir hızla toplumun her kesimine sirayet ediyor… İnsanlar birbirini bir kaşık suda boğmaya meyilli…


Bu saydığımız erdem mefhumları, Yürütme organlarımızca öğrenilene kadar ve yürütmenin başı toplumun her kesiminden sorumlu olduğunu kavrayana kadar, emekli, dul, yetim, işçi, memur, çiftçi, köylü ve hasta da korumaya alınmalı… Çünkü onların da nesilleri tükenmeye yüz tuttu… Tarihimizde hiç bu kadar sahipsiz kalmamışlardı… Eskiden “devlet baba” diye bir kavram vardı… Hiçbir şey yapmasa da, o baba imajı manen doyururdu insancıkları… Arkalarında kendinden menkul de olsa bir manevi güç hissederlerdi… O zamanlar erdemin ve vicdanın henüz nesli tükenmemişti… Devlet baba en fakir olduğu zamanda bile hastasının ilacının parasını verirdi… “ Allah devletimize zeval vermesin “ lafı vardı halkımızın tevekkül direncini en iyi aktaran… Tıpkı “ vatan sağolsun “ lafı gibi… Şimdi ne baba bir devlet imajı kaldı, ne de gariban insanımızı kollayan bir niyet… Yürütme organlarımız yürütmekten başka birşey yapmıyorlar artık…


Maliye Bakanlığı, hastalığına teşhis konması için MR çektirmek zorunda olan ama parası olmayan hastalardan sonra,  kanser hastalarına da ölüm emri verdi… Maliye Bakanlığı’nın tasarruf için nüfus planlama anlayışı mı acaba bu? Kamu kuruluşları zarar etmesin diye, kamuyu ölüme mahkum eden ilk bakanlık sıfatını aldılar… Tıpkı, kitlesel imha silahlarından arındırmak maksadıyla kitleleri imha eden zihniyet gibiler… 500 YTL emekli maaşıyla geçinmek için mücadele veren yaşlı insanımızın hastalanmaya hakkı yok artık… Hem icraatları ile insanları hasta ediyorlar, hem de tedavi olma hakkını kısıtlıyorlar, hatta yokediyorlar… Şehitlerine saygısızlık, askerini ateşe atma, hastalarına infaz… Bütün bunlar insana halifelik zamanındaki kulluk dönemlerini hatırlatıyor…         “ İnsanına saygısızlık” bir tarz haline gelmiş durumda… O zaman insanlığı da almalı koruma altına…


Ülkeyi ilerlettiklerini ileri sürenler, her ileri gidişte, önüne katabildikleri kullarını ezip geçiyorlar buldozer gibi… Güçleri, hastalara, emeklilere, yoksullara yetiyor. Önce aç bırakıp hasta ediyorlar, sonra tedavi zemini bırakmıyorlar… Ülkeyi 80 milyar dolar çarpan hortumcu kansızlar itibarlı lüks hayatlarına ellerini kollarını sallaya sallaya devam ederlerken, hortumculuğun yeni türevleri resmen hayata geçirilirken, kemoterapi ilaçlarının parasını alabilmek için hasta vaziyette hastane kuyruklarında bir kere daha kanser edilen vatandaşımıza artık bu tedavisi için para verilmemesine karar verildi, ununu eleyip, eleğini duvara asmamış olan yumurtacı yürütme organı tarafından… Aslında sistem kanserli…


Temel gündemi ülkeyi Çarşamba pazarına çevirmek olan baş yürütme organı, esas tabanına şirin gözükmek adına, kurtarılmış bölgeleri olan Çarşamba’nın çarşaflarına sahip çıkmaya çaba harcamaktan dolayı başka işleri çarşafa dolaştırıyor… Aslında bu şirinlik politikası ile, onu iktidara taşıyan “yüzer oyları“ kaybettiğinin farkında değil… Hele tepki oyları olarak topladıkları oylar çoktan başka arayışlara yöneldi… Bu ballı büyüklerimiz, henüz okkalı bir alternatif görmedikleri için tutunabiliyorlar yerlerinde… Kamu yararına ! kamudan tasarruf etmek için, reçetelere peçete muamelesini reva gören bu acı uygulamalara hiçbir muhalefetten ses bile yükselemiyor…


Kadrolaşmaktan başka hiçbir şey yapmıyorlar… Kalifiye adamları olmadığı için, elegeçirdikleri yerleri de kifayetsiz adamlarının yönetimine bırakıyorlar… THY ve TRT’nin durumu, bunların kadrolu beceriksizlik örnekleri…  Aslında ülkeyi de bu zihniyetle yönetip zarar ettiriyorlar… Ve zarar ettikçe halkın sırtına yeni acı reçeteler yükleniyor… Oysa ithal ilaç hammaddelerini ülkede imal etme zemini geliştirebilirlerdi tasarruf için… Ama kim uğraşacak? Vur abalıya… Enine boyuna düşünmeden apar topar uygulamalar başlatıyorlar acemice… Ve tedavi parasını kesip, vatandaşa yaşama hakkını bile çok görüyorlar… Çünkü vatandaş onların gözünde kul…


“ Ya Allah “ metoduyla bu işlerin olmadığını sandıkta görecekler Allahın izniyle…

BİR CEVAP BIRAK