Pardon tanışıyor muyuz?

 Asla karşılaşılması mümkün olmayan ayrı dünyalardan gelmiş olsanız, bile, o  güçlü bir bağın ve bildik bir sıcaklığın uzantısıdır. Göğsünüz o sıcak  rüzgarla doluverir birden bire. Bunu ona, o ilk tanıştığınıza anlatmak ne kadar zordur oysa. Sıradan bir cümle gibi görünse de, aslında demek istediğiniz, ‘sen daha öncede vardın biliyor musun, hep vardın bir yerlerde’ demektir…


Bir küçük merhabanın yetmediği anlardır o ilk tanışma anları, eğer çocukluğunuzun geçtiği eski sokak kadar yakın bulduysanız onu.


Acaba ne kadar benziyordur size, neyi sevmez sizin gibi, neden korkar? Siz kimde bulmuşsunuzdur onu? Nedir kolunuza değen kolun sıcaklığını hissetmenize sebep?Gözlerine, gözlerinizi değdiren ne? Aradığınız nedir, bulmaya çabaladığınız ne? Durgun bir havanın ardından kopacak fırtınayı hissettiğiniz için mi karmakarışıktır kafanız?.. Belki bir erkek, belki bir kadındır, bir kardeş, bir dost, bir aşıktır ya da olacaktır  


… Bir ad koyamadığınız, sonrasını kestiremediğiniz ve düşmemek için  bir duvara bir sandalyeye dayandığınız, müthiş çarpışma anlarından biridir, bir çift gözün içinde 
kaybolduğunuz o an…


Ben seni sanki daha önce tanıyormuş gibiyim… Okul günlerimdeki yeni yetmeliğimin masum bakışlarını taşıyorum sana baktıkça. Öyle rahat bir geçmişi, güzel bir geleceğe taşıyacağına inandığım yıllar gibi umut veriyor gözlerin. Sanki tatil günlerindeki gibiyim, hani uzanıp kumsala hiçbir şey düşünmediğim, güneşin, denizin, ılık esinti ve ürpertilerin  tenime dokunuşu gibisin, sanki hiç büyümemiş hep çocuk kalmış gibisin ve ben kendimi öylesine safça öylesine aptalca ve öylesine bırakıvermiş gibiyim. Sanki seni daha önce tanıyormuş gibiyim.


Merhaba ben… bilmem kim? Kimim ben sahiden! dedirtecek bir karşılaşma anı. Çünkü böyle bir karşılaşma anı aynalara bakmaktan yorgun düştüğünüz, kendinizi bir başkasında  aradığınız bir dönemdir çoğunlukla. …


“Şimdi ben oldum yeniden, kaçıncı kez yitirdim onu. Kardeşim kadar eski sokakta seni buldum” diyor Ezginin Günlüğü şarkısında, gözlerinizden kulaklarınıza kadar kızarıyorsunuz.


-Pardon tanışıyor muyuz? diyorsunuz …
-evet diyor gözleriyle, çocukluğunun sokağından geliyorum…


başınızı eğip teslim oluyorsunuz bu aşina bakışlara…


-iyi ya…hoşgeldin…diyorsunuz… şimdiye kadar nerelerdeydin?


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.