Paris olayları konjonktürel mi?

İki gencin polisten kaçarken elektriğe kapılarak yaşamlarını yitirmesi ile patlak veren Paris olayları kronik bir gelişmenin, konjonktürel görüntüsünden başka bir şey değildir. 1968’de yine Fransa’da Paris’te gelişen olaylar da kronik sürüklenmenin konjonktürel patlaması idi. Ancak, her iki olayda da saptanması gereken bazı özellikler ve bu özelliklerin dünya toplumlarına verdiği mesaj söz konusudur

Sözü edilen iki olayla birlikte, tüm küreselleşme karşıtı girişimleri de gündeme alacak olursak, sistemin devamlı olarak sosyal huzursuzluklar yarattığı ve tepkiler doğurduğu sonucuna varırız. 1968’de ağırlıklı olarak sisteme ve eğitim düzenine karşı talebeler ayağa kalkmış idi. O dönemlerdeki hareketin lideri “Kızıl Dany” zamanla Cohn Bandidt olarak siyasete atıldı ve günümüzün küreselleşme akımı içinde aktif ve etkin yerini aldı. Neydi bu değişim, nasıl gerçekleşti ve Kızıl Dany nasıl oldu da Cohn Bandit oldu. Belki şimdilerde kendisi de ilk ismini hatırlamıyordur!

Şimdi de, kapitalizmin bir meta gibi kullandığı, fakat sisteme entegre edemediği insan toplulukları ayağa kalktı. Kapitalizm niçin bu insanları kullandı ve neden şimdilerde sisteme entegre edemiyor? Hiçbir burjuva yazarı açık olarak emperyalizmden veya sömürgecilikten söz etmediğinden, bu oluşumu ve olayı da burjuvazi çevreleri kısmen soğurtarak, kısmen baskılayarak geçiştirecektir ve, maalesef, günümüz koşullarında bunda da başarı sağlayacaktır.Sonuçta, ne bu insanlar ne de kapitalizmin başat dokusun içinde yer alan toplumlar bu olayı kavrama ve anlama gücüne ulaşabilecektir! Böylesi bir kör ortam, kapitalizmin bireyi metalaştırmak için yarattığı korkunç ideolojik boşluktur!

Kapitalist süreçte merkez dokular çevre dokuları kullanarak ve onların aleyhine gelişip zenginleşirken, çevreden merkeze korku ile karışık sempati ve insan akışı olmaktadır. Çevrenin yoksullaşması karşısında merkezin zenginliği çekici gelmektedir. Zenginliğin kaynağını irdelemeyen çevre, zenginliğe ulaşmaya çalışmaktadır. Bu nedenle, meşru veya kaçak yollardan çevreden merkeze akın yaşanmaktadır. Toplu kurtuluş yerine, bireysel kaçış ve kurtuluş yeğlenmektedir. Zira, birincisine göre ikincisi çok daha çabuk ve kolay başarılabilecek bir eylemdir.

Bu hareketliliği merkez de beslemekte ve desteklemektedir. Çevreden kaliteli emeği vize kolaylığı yoluyla çeken merkez, ham emeği de, göz yumma politikası ile gizlice desteklemektedir. Hal böyle olunca, çevre ile merkez arasındaki çıkar çatışması ve hareketliliği merkez doku anladığı ve yerli yerine oturttuğu halde, çevre doku bunu tam olarak anlayamamakta, anlayanlar arasında da, bireysel kurtuluş çabaları, sosyal dayanışmayı kırmaktadır. Böylece, son tahlilde merkez kazançlı çıkmaktadır.
Görülüyor ki, kapitalizmin bu hızında merkez doku zenginleştikçe ya da varolan durumunu korudukça, çevre doku eriyecektir. Kapitalizmin eşitsiz gelişme kuramı ile doğrulanan bu yürüyüş çizgisi, ne yazık ki, ıstırap çekenlerin sosyal kalkışları ile değiştirilemeyecek kadar güçlü görünmektedir. Çünkü, bu çizgide merkez doku çok daha bilinçli ve özellikle de güçlü, çevre doku ise amorf yapıda, bilinci düşük ve güçsüzdür.

Hal böyle olunca, dokular arasında, ipin ucu merkezde olarak, kontrollü akış sürecektir. Çünkü, ancak bu kronik gelişme ile merkez ayakta kalabilmektedir. Fakat, işlerin dayanılmaz noktaya gelmesi durumunda bazı kalkışlar da yaşanacaktır. Ancak bu kalkışlar hem gereği kadar güçlü olamayacak, hem merkez doku içinde güçlü yandaş bulamayacak, hem de merkezin bir miktar taviz ve tehditleri ile yine sönmeye mecbur kalacaktır. Nitekim, Fransız yöneticileri isyancılara kısmen bazı iyileştirme sözü verirken, sınır dışı etme sopasını göstermekten de geri durmadılar.

Bu durumda, sosyal direnişi yapanlar ne yapacak, nasıl bir politika uygulayacaktır! Direnişe devam ederlerse, aralarında çözülürken, lider konumunda olanlar kendi ülkelerine, belki de daha derin bir yoksulluğa ve umutsuzluğa dönmeye zorunlu olacaktır. Bu durumda kimsenin aktif ve etkili liderliği üstlenmeye cesaret edemediği bir topluluk ise, rastlantısal bazı kalkışlar ve eylemlerden sonra yavaşça dağılmaya ve sönmeye yüz tutacaktır. Belki de bugünkü liderler bundan yirmi otuz yıl sonra birer Cohn Bandit olarak politikada ortaya çıkacaktır. Belki de, şimdilik kapitalist merkez doku yine kurtuldu! Kim bilir!

__________

* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.