Patavatsız Pat: Chavez öldürülsün

Patavatsız Pat: Chavez öldürülsün

0
PAYLAŞ

Beyaz Saray’a yakınlığı ile bilinen ve ABD’deki Hristiyan Koalisyonu lideri Pat Robertson, Chavez’in Hristiyan olan ülkesinin, komunist ve fanatik müslümanların sızmalarına bir platform olarak kullanılmasına izin verdiği için öldürülmesi gerektiğini belirtti.

Televizyonda dini ağırlıklı ’The 700 Club’ programında, “bir silahlı diktatörü daha alaşağı etmek için savaşta 200 milyar Dolar harcanması gerekmez. Amerikanın onu öldürmeye gücü vardır. Gizli bir operasyonla onu ortadan kaldırmak çok daha kolay” dedi.

Seçimle işbaşına gelen Chavez bir süredir ABD ile araları iyi değildi. 2002 yılında Bush hükümetinin Venezuela’daki muhalefeti destekleyerek gerçekleştirmeğe çalıştığı darbe de girişimi başarısız olmuştu.

Petrol ihracatında dünyanın 5. büyük ülkesi olan Venezuela, Chavez’in seçilmesinden sonra petrol gelirlerinin büyük bir kısmını yoksullara okul, hastane gibi sosyal programlara ayırmıştı.

Eskiden kendiside başkan adayı olan Robertson’un başında bulunduğu Hristiyan Koalisyonu’nun 2 milyon üyesi bulunduğu ileri sürülüyor. Bu örgüt George Bush’un 2000 yılındaki başkanlık seçimlerinde, Güney Carolina’da Cumhuriyetçilerin kazanmasında önemli bir rol oynamıştı.

Robertson başka konularda da daha önce tartışmalı görüşler ileri sürmüştü. Onlardan bazıları;

Feminizm: “Kadınların eşlerinden ayrılmalarını, çocuklarını öldürmelerini, kapitalizmi yıkmayı ve lezbiyen olmayı teşvik ediyor.”

İslam: “Kuranın öğretisi ve tarihine bakıldığında, İslamın barışçı olmaktan başka herşey olduğu açıktır.”

HUGO CHAVEZ?

1992’de daha 38 yaşındayken bir darbe girişimine liderlik eden Hugo Chavez, daha sonra tutuklanmış ancak 1994 yılında affedilerek cezaevinden çıkarılmıştı. 1998 yılında “Beşinci Cumhuriyet Hareketi” adıyla seçimlere katılan Chavez, en yakın rakibine yüzde 56 fark atarak Devlet Başkanı seçildi. 2000 yılındaki ikinci seçiminden de Chavez, yüzde 60 oyla galip çıktı. Ülkenin petrol bölgeleri ile sınırlı tutulan refah düzeyini kırsal kesimlere taşımak için vergi düzenlemeleri yaptı.

Sosyal politikalara önem veren Chavez, ABD ile yakın ilişkilerini askıya alarak Küba, Arjantin ve Şili gibi ülkelerle ilişkilere dayalı bir dış politika izledi. ABD’nin ihtiyacı olan petrolün yüzde 15’ini karşılayan ülkenin değişen politikası Washington yönetiminin tepkisini çekmekte gecikmedi.

ABD ve çokuluslu şirketlerin, içerdeki “büyük sermaye patronları” Chavez’den hiçi memnun değillerdi. ABD ve patronlara yakın Venezuella ordusu da tahrik edilince, “Ordu, patron, ABD üçlüsü” halkçı ve ulusalcı Chavez’i faşist bir darbe ile güç kullanarak devirdiler. Ancak Chavez taraftarlarının sokaklara dökülmesi sonucu yapılan referandumla 22 eyaletin 20’sinde zafer kazanarak 2004’te görevine döndü.

BİR CEVAP BIRAK