Patlıcan dolması nasıl yapılır?

Çünkü, ne yazarsanız yazın, ne söylerseniz söyleyin, onların pek çoğu, hatta tamamı, önyargılı, belli amaçlar peşinde koşmakta olan gruplardan oluştuğu için bir şey değişmez!.. Bu tür yazı yazanlara saldırmaktan öte, konuya hiçbir zaman gerçekçi yönüyle yaklaşmazlar…


Sürekli yazıyoruz. Bunca yaşa geldik, son yıllarda karşılaştığımız tablo ile hiç karşılaşmadık. Hem bu ülkede yaşacaksın ve bu toprakların nimetinden yararlanacaksın, hem de nüfus kâğıdını taşıyan ülkene ve ülkeyi oluşturan insanlara saldıracaksın!..


Bir de Avrupa Birliği bir şeye yaramaz diyenler vardı.
Yaramazmış öyle mi?
Bir ülkenin insanlarını, etnik kökenler üzerinden tahrik ederek nasıl ayrıştırdıklarını gelip te bu ülkede görsünler!  Çok değil, 15 – 20 yıl öncesine değin, Türk’lükten rahatsız olduklarını açık açık deklare eden ve bu yönde ki tavırlarıyla ortalıkta kahraman edasıyla dolaşan insanlar gördünüz mü hiç?


Oysa şimdi, Türk’lüğü ön plana çıkaran, öven bir yazı yazılmasın, belli grupların belli temsilcileri (görevlileri) hemen saldırıya başlıyorlar. Sanıyorlar ki, kısa pantolon giymekten yeni kurtulmuş, kimi ağzı süt kokanların önyargılı saldırılarından milliyetçi kesim ürkecek ve “Alın size bu ülke helal olsun tepe tepe kullanın diyecek!”


Yazılarımızın konusunu, yüksek zekâları ile (!) belirleyip, rahatsız oldukları Türk’lük dışında, bizim daha başka konularda yazılar yazmamızın gerekli olduğunu tavsiye eden, şahsımızı düşünen (!) “Türk’lük karşıtı Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli vatandaşlarına(!)”  buradan kısa bir anıyı aktaralım.


Devir, Demokrat Parti (DP) döneminin sonları.
Her yönüyle basından rahatsız olan ve basını susturmayı amaçlayan hükümet, bir Tahkikat Komisyonu kurar ve Demokrat parti ve hükümete yönelik en küçük eleştiri getiren gazeteci ve köşe yazarlarını, hemen hesap masasına oturtur. Komisyon, iktidar partisinin milletvekillerinden oluşmaktadır.
Düzene uymayan ve doğruları yazmakta kararlı olan basın mensuplarının derhal işi görülüyor ve hapsi boyluyorlar…
Basında tam anlamıyla “sansür” vardır.


Ancak, gözaltına alınan ya da tutuklanan gazeteciler, köşe yazarları, yargıç kararıyla ertesi gün sonra salıverilince, sindirme ya da gözdağı etkisi ters tepiyordu.


Anadolu’da yerel basında da sansüre karşı benzer tepkiler görülüyordu. Eskişehir’de ki “Sakarya” gazetesinin manşeti şöyle atılmıştı:
“PATLICAN DOLMASI NASIL YAPILIR?”



“Emperyalist akbabalar” ın, AB kimliğiyle semalarımızda ülkemize karşı hain emelli turlarını atmaya devam ettikleri süreçte, yurdumuza yönelik etnik temelli bölücülük planlarına karşı, bu sütunlarda “Türk’lük”, “milliyetçilik”, “vatanseverlik” konularını yazmayıp ta, “patlıcan dolmasının nasıl yapıldığını mı” yazalım ya da “Hepimiz Ermeni’yiz” pankart ve sloganlarının ne denli güzel ve yerinde olduğunu mu savunalım?..


Son söz:
Türk’lükten rahatsız olan T. C vatandaşları, size söylüyoruz;
En iyisi siz bu tür yazıları okumayın! Bakın biz,  içinizde eli kalem tutan bazılarınızın yazılarınızı hiç okuyor muyuz?


Siz de öyle yapın ve ekmeğini yediğiniz suyunu içtiğiniz ülkenize ve “Türk’lüğe” düşman olmaya devam edin… Boşa oturacağınıza hiç olmazsa boş işlerle uğraşıp vakit geçirmiş olursunuz!
Nasıl olsa sonunda bir şey kazanamayacaksınız.



burhanaozbey@yahoo.com 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.