Çöpe atılan Atatürk

Yer Antalya, Kaş… ‘Turistik’ ilçenin en hareketli caddesine açılan Menteşe sokak. Eski itfaiye garajının bitişiğinde yan yana duran üç çöp konteyneri. Restoranların yağlı atıkları, evlerden çıkan eski eşyalar ve tıkış tıkış çöplerin kıyısına ‘bırakılmış’ hüzünlü bir Atatürk portresi… Papyonlu ama yorgun bir portre. TBMM’nin başkanlığını yaptığı o hararetli günlere ait olmalı. Çöp konteynerlerinin yanından gelip geçenler, çöp dökmeye gelenler, ne olduğu hakkında hiç bir fikri olmayan, yanlışlıkla çıkmaz sokağa girmiş turistler…

Bir de kendi ülkesine turist olanlar…

Henüz ‘atılmaya’ cesaret edilecek günlere gelmedik. Çerçevesi kırılmasın diye çöpe konulmuş. Ancak ardı arkası kesilmeyen saldırılar, yok etme, silme çabalarının hızı sürdükçe kendi kökleriyle savaşan ülkenin insanlarının eli oraya da varacak. Atalarını rahatça ‘atacakları’ günü iple çekenlerin nefesi duyuluyor.
Çöpteki Atatürk, tam 48 saat öylece durdu. Tıpkı ‘Dersim’in dağlarını özleyen’ vekilin, ‘genç arkadaşlarıyla’, ‘iyi çocuklarla’ geçirdiği süre kadar. Durup bekledim, birileri gelsin, bir çocuk, genç; ne bileyim huysuz bir ihtiyar gelip söylensin ve alıp evine götürsün diye…
Olmadı…

Atatürk’ün çöp konteynerine bakan yorgun çehresi tam 48 saat bekledi. Demokrasi adına, barış adına; insanlık, kardeşlik adına, vefa adına, onur ve şeref adına, memleket adına kimse gelip kaldırmadı. Taa ki çöp kamyonu gelinceye kadar…

‘Yeni Türkiye’nin yeni kullarına da bu yakışırdı!
İyi bayramlar Türkiye.
Siz asıl travmayı bundan sonra bekleyin…

‘İSTEDİĞİNİZ KADAR İHANET EDEBİLİRSİNİZ’

“Gözlerimin hizasına asılmış fotoğrafın altında böyle yazıyordu:

Gazi Dinleniyor. Ama dinlenmiyordu. Atatürk’ün yüzlerce fotoğrafını görmüştüm. BU fotoğrafta, dinlenen bir adam yoktu. Böyle bir adam görmüyordum. Ben bu fotoğrafta, bizden bıktığı için gözlerini kapatan birini görüyordum. Hepimizden, her şeyden bıktığı için bize bakmaktan vazgeçmiş birini görüyordum. Kurtarmak istediği insanların gerçekte bir sahtekarlar sürüsü olduğunu, onca çabasının hiç bir şeye değmeyeceğini düşünen bir adam görüyordum. Herşeyi bırakmak, her şeyden vazgeçmek, her şeyi siktir etmek isteyen bir adam. Ölüp yok olmayı, kara karışmayı. Ölerek donmayı ya da donarak ölmeyi bekleyen bir adam görüyordum. Fark etmez, diye düşünen bir adam. Hiç fark etmez. Tek bir insan sesi daha duymak istemeyen, tek bir insan yüzüne dahi katlanacak gücü olmayan bir adam. Bbu yüzden kapalıydı gözleri. Üşüdüğünden değil, duymamak için örtmüştü kulaklarını. Evet, kesinlikle böyle olmalıydı. Gözlerimi ve kulaklarımı kapadım, diyordu. Artık istediğiniz kadar ihanet edebilirsiniz. Sizi görmüyor ve duymuyorum. Umurumda değilsiniz!” (Hakan Günday, Ziyan. Doğan Kitap1. Baskı, Eylül 2009)

Yıl 1921, Gazi Dikmen sırtlarında dinleniyor…

Yıl 2012, Gazi, çöp konteynerinde dinleniyor…

Önceki haberKültürsüz binilen motorsiklet öldürür
Sonraki haber99 nolu otobüsteki 39’luk kadın
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here