İpimiz cebimizde

İpimiz cebimizde

0
PAYLAŞ

Bileniniz var mıdır bilmiyorum , bir İngiliz atasözü vardır. Bu atasözü, korkakların, satılıkların ve kiralıkların, dik durmayı beceremeyenlerin, uşakların ve işbirlikçilerin bilseler bile uygulayamayacakları bir şeyi anlatır. Atasözü şöyledir:

“İpini cebinde taşıyanı bir kez asarlar, taşımayanı BİN kez.”

Eğer ipinizi cebinizde taşırsanız, sizi ancak kendiniz asabilirsiniz, başkaları sizin boynunuza ip geçiremez. Ancak, korkak, haysiyetsiz, birilerine körü körüne tabi, bağımlı, kiralık olursanız, sizi her gün asarlar. Belki, günde birkaç kez asarlar.

Güncel siyaset yapanları bazen ağır dillerle eleştirdiğimiz gibi, bazen eleştirdiğimiz kişilere övgü de düzdüğümüzü bilirsiniz. Çünkü, doğruya doğru, eğriye eğri demeyi şiar edinmişiz. Hal böyle olunca da kimseye kendimizi sevdiremedik. Sevdirmek zorunda da değiliz. Kişiliksiz siyasetçiler, boyun eğmeyen, her koşulda kendilerine biat etmeyenlerden hoşlanmazlar. Biz de kişiliksiz siyasetçiler ile uzun dönemde hep uzak kalmak durumunda kalıyoruz. Bugün doğru yaptıklarında kutluyoruz, hoşlarına gidiyor; yarın yanlışlarını eleştirince kötü oluyoruz. Buna rağmen, siyasette dürüst, dik duran, ilkeli siyasetçilerimiz de az değildir ve her zaman ve zeminde onları savunmaya devam edeceğiz.

CTP hükümetleri döneminde kiralık kalemlerce üstümüze çok saldıranlar oldu. Tetikçilerin hangi mecralardan beslendiğini, Rum-Yunan odakları ile yakınlığını, Atalntik ötesi ve AB’den nasıl yemlendiklerini çok iyi biliyoruz. Bugün bu gerçekler çok daha iyi anlaşıldı. Son zamanlarda aynı odakların UBP tabanının oylarıyla makamlara kavuşan bazılarını etkilemeye çalışarak ve bu makamlara sızarak milliyetçi, KKTC sevdalısı, Türkiye savunucusu kişilere karşı harekete geçtiklerini görüyoruz. Bu tür ihanetlerle çok karşılaştık, bunlara da hazırız. Ancak, bu işbirlikçi odakların bilmedikleri bir şey var : İpimiz Cebimizdedir, bizi kimse asamaz. Bizi kimse asamaz, ancak bizler, ülke sevdalıları, işbirlikçi olmayan, emperyalizmin kucağına oturmamış, ülkesine ihanet etmeyen aydınlar, emperyalist güçlerin işbirlikçileri ile işbirliğine gidenlere bunun bedelini ödetiriz. Bugün ödetemezsek yarın ödetiriz, yarın ödetemezsek öbür gün ödetiriz.

Ülkede işbirlikçi bir aydın bloğu yaratmaya çalışanlar unutmasınlar ki, bu ülkede işbirlikçilik yapmayan, ülke sevdalısı, KKTC savunucusu, Türkiye sevdalısı aydınlar da vardır ve olmaya devam edecektir. Emperyalizme karşı, küresel güçlerin siyasal, sosyal ve kültürel işgal operasyonlarına karşı ülkesini savunacak aydınlar da elbet olacaktır ve onlarla el ele yürümeye devam edeceğiz. Okuduğunuz bu yazı, işte böyle bir platformda yayınlanıyor..

Attila İlhan, Türkiye’deki emperyalist güçlerin işbirlikçisi olmamış aydınlardan birisiydi. Yazdığı bir şiir, bir aydının nasıl olması gerektiğini anlatır :

O sözler ki acıdır,
mapusane avlularında
demirli kırbaçlar gibi şaklar,
o sözler ki, sırasında çiçek açmış bir nar ağacıdır
dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı
sırasında gizemli bıçaklar,

O sözler ki, imgelem sonsuzluğunun ateşten gülüdürler
kelebek çarpıntılarıyla doğarlar, ölürler
O sözler ki, kalbimizin üstünde
dolu bir tabanca gibi
ölüp ölesiye taşırız
o sözler ki, bir kere çıkmıştır ağzımızdan
uğrunda asılırız.

Mehmet Ali Talat’ı indirip Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu KKTC Devlet Başkanlığı koltuğunu oturttuğu için cezalandırılmaya çalışılanlar varsa, onlara bu cezayı kesmek isteyenlerin yarınlarda gideceği yer olmayacaktır. Kurnazlıklarıyla, işbirlikçilikleriyle, tutarsızlıklarıyla mevzi kazanmaya çalışanlar, yenilecekleri bir savaşa giriştiklerini asla unutmasınlar. Bizim İpimiz Cebimizdedir, ya işbirlikçilerin!

BİR CEVAP BIRAK