Piyano, ney, kanun… Batı-doğu buluşması

Geçen hafta çarşamba akşamı, TRT Ankara Radyosu Stüdyosundayız. Bir kayıt konseri. Radyo’da dinleyeceğiz. TRT Müzik kanalında da izleyeceğiz. Biz hem izledik, hem dinledik. Dinleyicilerle o havayı soluyarak ve de katılarak. Bir demet yasemen sunuldu. Yayımlanırken siz de hakkınızı almayı unutmayın.

Üç-dört sene önceydi sanırım. Ankara’da, bir dost sofrasında, adını ilk kz duydum. Yurt dışından geldiği, çok iyi bir müzisyen olduğu belirtildi. Sonra yine, İstanbul’da, onu yeni tanıyan bir dostum aktardı. Çok değişik bir insan, müzik konusunda da çok ilginç görüşleri var. Yabancılaşmamış, sentez arayışları içinde diye aktardı. Sonra, yine bir İstanbul akşamında aynı masadaydık. Biraz kalabalıkdı. Kısa bir tanışma ve selamlaşma. Nasıl bir müzik yapıyor, nedir görüşleri bilmiyorum. Bir ara, İstanbul’da Cemal Reşt Rey Konser Salonu’n da, yerel enstrümanların hakim olduğu, bizden tınıların doğal olarak sergilendiği, bir konserde, onu ilgi ile izlerken gördüğümde ise, merakım daha da artmıştı. Klasik müzik eğitimi olan ve piyano çalan bu genç adam, neyin arayışı içindeydi. Yanına gittim. Tanışmıştık diye kendimi tanıtıp, ayak üstü biraz sohbet ettik. Sonra aralıklarla karşılaştığımız oldu. Müzik çalışmalarını duyuyordum. Ama sahnede, hiç dinlememiş ve izlememiştim. Bu isim, Hakan Toker.

Onu ilk kez, piyanosu ile, ney ve kanun eşliğinde, izleyecek ve dinleyecektim. Nasıl bir program yapılacaktı, hiç bilmiyordum.

Ney, çok ilgilendiğim ve dinlemeğe çalıştığım, CD’lerini topladığım bir enstrümandı. Ney’de Bilgin Canaz ismine de yabancı değildim. Ama tanımıyor ve doğrusu bilmiyordum. Onu da ilk kez izleyip, dinleyecektim.

Tahir Aydoığdu’yu ise bir çok yayında, konserde izlemiş ve dinlemiştim. CD çalışmalarını da evde zaman zaman dinliyordum. Alnar’ın Kanun Konçertosu’nu CSO eşliğinde de, geçen günlerde izleyip, dinlediğimde de, bu sütünlarda, izlenimlerimi paylaşmıştım. Bu konuda fazla söze gerek yok. Kanun ile özdeşleşmiş bir sanatçımız.

Üçlü olarak ve sahnede, ilk kez izleyecek ve dinleyecektim. Ayrıca, radyo için kayıt da yapılacaktı. Televizyon için de kayıt yapılacağını ise, geldiğimde öğrendim. Kayıt telaşı, koşuşturma, bunları bir yana bırakalım.

Doğu ve batı sentezini, kendi içinde yapmış bir sanatçımız Şerif Muhiddin Targan’ın, Ferahfeza saz semaisi ile program başladı. Arkasından, Hamamizade İsmail Dede Efendi geldi. Böylece, programın değişik bir şekilde süreceğinin işareti verilmişti.

Vivaldi’nin Mevsimler’i Kış bölümü, Albeniz’in İspanyol Süit’nden bir bölüm. Bu eserler, piyano ile çok seslendirilmiştir. Ancak, piyanonun yanısıra, kanun ve ney ile başka seslendirilmesi olmuşmudur. Bilemiyorum ama, olduğunu da sanmıyorum.

Ney’ de Bilgin Canaz’ı izliyorum. Farklı bir tutum, caz ağırlıklı bir izlenim bırakıyor. Kaval, flüt, klarnet, hatta bazen saksafon sesine yakın tınılarla, gezintisini sürdürüyor.

Konsere, seyirciyi de katıyorlar. Zeki Müren’in, “Bir Demet Yasemen” şarkısı bu açıdan da çok güzel bir seçim. Ve arkasından Feraye geliyor. Kızı Feraye için bu şarkıyı Müzeyyen Senar söylerken kendinden geçerdi. 80’li yıllarda Ankara’da Yeni Süreyya Gazinosu’nda, kendisinden dinlemiştim. İzleyiciler, bu eser ile adeta sahnede yer aldılar.

Birden, Güney Amerika’ya geçtik. Piazzolla. Sonra hemen, tarihin derinliklerine yol almaya başladık. Kemani Hamza Efendi’den Saba Peşrevi. Konya’da Mevlana’dayız. Flamenko, tango derken, sufizme de yöneldik. Sürprizler bitmiyor. O zaman icra edilirken, trambon varmıydı bilmiyorum. 2013 de mart sonunda, Sultan Aziz’in Hicaz Mandıra’sına konuk sanatçı olarak Carlo Mascoda, trambonu ile eşlik etti. Arkasında, Caruso’ya geçtik. Akdeniz sahillerinde dolaşmaya başladık.

Ve asıl sürprize geldik. Hakan Toker mikrofonu eline aldı. Notaları 1 den itinaren numaralandırdı. Sonra bir dinleyiciden (özellikle de güzel bir bayan) telefon numarasını istedi. Ve hemen piyanonun başına geçti. numaralarla notaları düzenleyerek, doğaçlama bir gezinti yaptı. O anda, orada hemen adeta bir beste oluşturdu. Şaşkınlıkla izliyorum. Ney ve kanun da katıldı bu doğaçlamaya. Hakan Toker’in nasıl bir müzik insanı olduğuna yaşayarak tanık oluyorum. Telefon numarasını veren, adına yapılmış bir beste sahibi oldu. Sabah, bir dostuma bu sahneyi coşkuyla aktarırken, hemen atıldı. Hakan’a benim numarayı vereyim, adıma besteyi yapsın o zaman diye önerisini iletti.

Programın sonuna doğru geldik. Bu kez longalarla gezintimize devam ettik. Epey yol aldık. Bir buçuk saattir, tınılarla, tarihden günümüze, Güney Amerika’dan Konyaya dolaştık durduk. Doğu batı kalmadı. Güzellik ve müziğin renkleri yoğurdu. Sevgi seli oldu. Alkışlar durmadı. Ve bis olarak, Tanburi Cemil beyden Hüseyni makamında, Çerkes kızı ile geceye nokta koymaya çalıştık. Ama koyamadık.

Koser sonrası yemek de, gelemeyen dostumuza konseri aktarırken, kaçırdığını belirtiyorduk. En iyisi ben, “Tanini” CD’lerini alayım, bir fikir verir en azından dedim. Program, TRT Müzik’de yayımlanacağı zaman, haberimiz olursa belirtirz, izleyerek eksikliği gidermeğe çalışırsın diye de ekledik. Dalmışız sohbete iyice, Kumsal’da, garsonlar masaları sandalyeleri topluyorlar. Gece, yeni bir güne başlamış.

Yeni saat ayarı ile günün ilk saatlerinde, bu yazıya nokta koyarken, yeniden, Tanini CD’sini dinleyecektim. O da ne, TRT Müzik’de geçtiğimiz günlerde izlediğim, CSO konseri yayında. Alnar’ın, Kanun Konçertosu’nu Tahir Aydoğdu seslendiriyor. İzlediğim gün değil, bir gün önceki konser kayda alınmış.

Müzik’de, bizi değişik yolculuklara çıkaran, farklı tınılara ulaştıran, Kanun’un 72 teline yaşam verirken, güzellikleri aktaran, Tahir Aydoğdu’ya bu üçlü grubun oluşumunu sağlayıp, beraberliği sürdürmelerini, CD ve konserlerle de, paylaşmalarını kutlamak istiyorum.

Şimdi artık noktayı koyabilirim. Ben, kahve ve konyağımı alarak ve Tanini’yi dinleyerek, yeni günün ilk satlerini karşılamayı sürdüreceğim. Size de öneririm.

______________________

* Ankara, 1 Nisan 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight + nineteen =