Polise direnen o kadın ilk kez konuştu

Polise direnen o kadın ilk kez konuştu

0
PAYLAŞ

“Gezi Parkı’nda pazartesi akşamı başlayan direnişte eylemciler, parkta olma sebeplerinin yanlış aktarılmasından şikâyetçi: “İnci Pastanesi’nin yıkımına karşı mücadelenin ‘profitorol’e, Emek Sineması eylemlerinin ‘tarihi bina’ya ve Gezi Parkı dayanışmasının da ‘ağaçlar’a indirgenmesi, meselenin özünü yitirmek’’ olduğunu söylüyorlar.

Fotoğrafı uluslar arası basın tarafından da ilgi odağı olan ve paylaşılan ‘kırmızı elbiseli’ şehir plancısı Ceyda Sungur da meselenin kendisine indirgenmesinden rahatsız. Sungur, ‘’Gezi Parkı mücadelesini tek bir kareye indirgememek gerekiyor.’’ diyor.

1 Mayıs’tan bu yana polisin küçük, büyük fark etmeden bütün protestolarda orantısız güç kullanımına da dikkat çeken Ceyda Sungur şöyle konuştu:

“Dün Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan polis şiddeti hiç şaşırtıcı değil. Özellikle 1 Mayıs’tan sonra en küçük bir protestoda dahi son derece orantısız bir polis şiddetine ve insan hayatını tehdit edecek boyutta biber gazı kullanıldığına şahit oluyoruz. İnsan hayatını bu nebze tehlikeye atan kimyasal bir silahın kullanılması kesinlikle yasaklanmalıdır. Açık ki, kent hakkını savunan her yurttaş, en temel demokratik hakkını kullanmak isteyen her işçi, üniversitesini ve bilimi savunan her öğrenci ya da akademisyen, dün benim maruz kaldığım polis şiddetiyle hatta daha da fazlasıyla her an burun buruna. 1 Mayıs’ta ağır bir şekilde yaralanan Dilan Alp bunun en vahim örneği. Dolayısı ile dünkü kareyi Türkiye’de muhalif olan herkesi susturmayı amaçlayan iktidar baskısının ufak bir detayından ibaret görmek ve 1 yılı aşkın süredir verilen Gezi Parkı mücadelesini tek bir kareye indirgememek gerekiyor.

Bugün kent mekânının değişim değerini artıran, kullanım değerini kentin ayrıcalıklıları yararına üreten, şehircilik ilkelerini, planlama esaslarını ve kamu yararını tek bir karar ile yok sayan birçok projeyle tehdit altındayız. Dolayısıyla kenti var eden değerleri tüketen, kenti parçalar halinde dönüştüren bu projeleri neoliberal yeniden üretim mekanizmalarından ayıramayız. Üçüncü köprünün temelinin atıldığını, Gezi Parkı’nın yok edilmeye çalışıldığı bugün tüm yurttaşlar olarak bir araya gelmeli, bir mücadele alanı olan kentimize sahip çıkmalıyız.” Yarın Güncel

BİR CEVAP BIRAK