POLONYA’DAN… Polonyalı Hürrem Sultan…

Polonya’nın Osmanlı tarihinde önemli bir yeni var değerli okurlar… “Kanuni dünyaya, O, Kanuni’ye hükmetti” sözü Polonyalı bir köy papazının kızı nam-ı diğer Hürrem Sultan Roxelanne-Anastasiya Lisowska’ya söylenmişti…  Bu hafta sizlerle tarihe yolculuk etmek istedim…

Varşova’daki ‘Polonya Arşiv veTarihi Kayıtlar Merkezi’nin “Türkiye Bölümü” arşivindeki belgeler arasında bulduğum üç mektup, Polonya-Türkiye ilişkilerinin geçmiş tarihinine ışık tutuyor.Mektuplar Osmanlı Devleti’nin üç önemli isminin imzasını taşıyor…

Mektuplardan ilki dillere destan güzelliği ve üstün zekasıyla muhteşem Süleyman’ı dize getiren kadın Hürrem Sultan’a ait. Hürrem Sultan,1549 yılında, dönemim Polonya Kralı Zgymunt II Augusta’ya gönderdiği ve kendi imzasını taşıyan bu mektupta, Polonya Kralı ile dostluk ilişkilerinin geliştirilmesi sözü veriyor. Hürrem Sultan, mektupta ayrıca, Kral’a hediye olarak bir gömlek, pantolon, kemer, havlu ve bir de mendil gönderdiğini belirtiyor.

Merkez’in arşivlerinde ortaya çıkan ilginç not,hırçın Leh kızı Hürrem Sultan’ın, aslında Kanuni’nin veziri olan İbrahim paşa  tarafından Sultan’a hediye olarak sunulmak üzere köle pazarından satın alındığı ve saraya getirildiği yönünde.

HÜRREM KANUNİ AŞKI

Onun için “Kanuni dünyaya, O, Kanuni’ye hükmetti”derler. Gerçek adı Roxelanne-Anastasiya Lisowska’dır. Polonyalı bir köy papazının kızı olarak dünyaya geldiği söylenir.Tatar istilacılar kötlerini basınca, daha ne olduğunu anlamadan bir atın sırtında ve köle pazarında buluverdi kendisini diye anlatılır.

ŞEYTAN MI MELEK Mİ?

Yedi düvele hükmeden Muhteşem Süleyman ise, kalbini ve tahtını kaptırdığı Hürrem Sultan için şöyle der:“Sağırdı aşkım, kör, dilsiz hastalıklı…Bir köşesi vardı ki yüreğimin, öyle metruk, öyle zavallı…Dokununca kanayan bir yara misali saklamıştım sevdamı; kimseleri duymayan, görmeyen, dize gelip acısını dillendirmeyen talihsiz sevdamı…Benim bile duymaktan görmekten kaçındığım, aldırmadığım…Yine de ateş gibi sıcak, su gibi saydam bu bir çift göze bakarken dayanamaz sorardım “Allahım, bir şeytana mı tutuldum ben yoksa bir meleğe mi?”   

Arşiv veTarihi Kayıtlar Merkezi’nin arşivlerinde ortaya çıkan ikinci mektup, 1574’ten 1595’e kadar 21 sene Osmanlı Devleti’nin başında bulunan III Murad imzasını taşıyor. 

Sultan III Murad’ın, 17 Haziran 1577 tarihinde dönemin Polonya Kralı Istvan Bathory (Stephan Bathory)’e hitaben kendi el yazısı ve 2630 x 575 mm. boyutlarında ipek ve keten bez üzerine yazdığı mektup, Kral’a verilmesi emriyle elçisi Jan Sienienski’ye teslim edilmiş. 

Mektup, Polonya Kralı Istvan Báthory (Stephan Bathory) ve Sultan III Murad arasında politik ve ekonomik ilişkilerin düzenlenmesini öngören bir antlaşmayı içeriyor.
 
Üçüncü mektup ise babasının tahttan indirilmesinin ardından 1648’de altı yaşında padişah olan Sultan IV Mehmed tarafından yazılmış.39 yıllık saltanatıyla Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra en uzun süre hükümdarlık yapan Osmanlı padişahı ünvanını taşıyan Nam-ı diğer Avcı Mehmet’in, 22 Şubat- tarihinde kaleme aldığı, 1515×665 mm. ebatlarındaki keten ve ipek üzerine yazılmış mektubun, birde Lehçe tercümesi bulunuyor.

Sultan IV Mehmed, habercisi Osman Ağa aracılığıyla Tatar ordusuna gönderdiği bu mektupta, Cossacks şehrini koruma altına alınması ve Polonya’nın tehditlerine karşı yardım önerisinde bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.