POLONYA’DAN… Tiyatro ve Güzel Sanatları*

POLONYA’DAN… Tiyatro ve Güzel Sanatları*

0
PAYLAŞ

Polonya-Türkiye İliskileri ardından Polonya Bilimi gibi konulara geçtiğimiz hafta değinmiştim. Bu haftada, Polonya ve Türkiye arasındaki tiyatro ilişkileri ve Polonya’nın Güzel Sanatları ile ilgili edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak ve bu konuda sizleri bilgilendirmek istiyorum.

Polonya ve Türkiye arasındaki tiyatro ilişkileri daha çok Polonya tiyatrosunun Türkiye`yi ziyaretlerine dayanıyor. Polonya`da Poznan Halk Kütüphanesi arşivinde Polonya`nın başta gelen türkologlarından Malgorzata Labecka Koecherowa, ilk Türk komedisini bulmuş. İki iranlı’dan oluşan ve Türkçe yazılan Veka-i agibe ve havadis – i garibe-i Kevşer Ahmed ve Nasr-ed Din Hocanın mansıbı başlığındaki eser büyük ihtimalde 1774-1789 yıllarında yazılmış. Bu bulgu ile Ibrahim Şinasi’den 50 yıl önce Türk tiyatro eserinin yazıldığı kanıtlanıyor.

Türk dramlarının Polonya sahnelerinde sık sık sahnelendiği söylenemez fakat Nazım Hikmet`in eserleri dünyaca meşhur olduktan hemen sonra ( Türkiye`de henüz yasakken) Polonya`da tanınıyordu. Örneğin Fransızca ve Rusça başta olmak üzere yabancı dillerden çevirilen Yusuf ile Menofis (1965 J.Iwaszkiewicz`in tercümesi), Ivan Ivaniç var mıydı, yok muydu? (K.Zywulska tercümesi) ile yayınlanmış ancak sahnelenmemiş. İlk olarak Lodz şehrinde Teatr Nowy (Yeni Tiyatroda) Polonya`nın en önemli tiyatro yönetmenlerinden biri olan Kazimierz Dejmek çeşitli metinlerin adaptasyonu olan Türkiye`den bir hikaye (Opowiesc o Turcji) diye bir oyunu sahneler ardından da, Ewa Fiszer’in çevirisiyle Aşkname (Legenda o milosci) Varşova ve Krakov başta olmak üzere çeşitli şehirlerin tiyatrolarında sahnelenir. 1962’de yılında M. Labecka-Koecherowa tercümesiyle Damokles`in Kılıcı (Miecz Damoklesa) Bielsko-Biala şehir tiyatrosunda, daha sonra ise Varşova Klasik Tiyatrosunda sahne aldı. Allem Kallem oyunu gibi M.Labecka-Koecherowa`nın adaptasyonları olarak N. Hikmet`in oyunları kukla çocuk tiyatrolarına sonradan giriyor.

Bialystok Devlet Akademisi Kukla Tiyatro Yönetmenliği Bölümü mezunları olan Tadeusz Wierzbicki ve Marek Pawlowski tarafından N. Hikmetin Sevdalı Bulut oyunun uyarlaması sahneye konuldu. Polonya`da Diyalog dergisinde yayımlanan “Yük” adlı monodramı Torun`da “Tek Oyuncu Tiyatrosu Festivalinde” 1976 ve 1977 yıllarında iki defa gösterime girdi. Leh diline çevirilen ama sahnelenmeyen oyunları arasında Haldun Taner`in Keşanlı Ali Destanı ve Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı`nın oyunları, Bilgesu Erenus`un İkili oyun gibi oyunları bulunmakta. 1992 yılında ise Grotowski`nin Yoksul Tiyatrosu üzerine Boğaziçi Universitesi tarafından yayınlanan Mimesis dergisinin ilk sayısı çıktı.

Polonya çağdaş Tiyatrosu hakkında Türkçe olan yazılar Zeynep Oral ve Hayati Asılyazıcı tarafından yazılmış ve Polonya Tiyatrosunun Türkiye`de yaygınlaşmasına ve özellikle tanınmasına yardımcı olmuş. Jerzy Grotowski`nin Laboratuvar Tiyatrosuna 1968’de Oben Güney ve 1974’de ise Tuğrul Çetiner isimli iki Türk sanatçının burslu olarak gelmesi ve burada eğitimlerini tamamlayıp Leon Kruczkowski`nin Almanlar, Szaniawski ve Szajna oyunları, Tadeusz Rózewicz Pulapka gibi Polonya oyun metinlerinin Türkçe çevirileriyle verimliliğini göstermiş.

1977’de Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından, Türkiye’de ilk defa Polonya milli operası St. Moniuszko’nın Halka’sı (M. Foltyn isimli Polonyalı sanatçı yönetimiyle) sonra da 1987’de aynı bestecinin ikinci ünlü Polonya milli eseri olan Perili Köşk operası Türk ve Polonyalı sanatçılar tarafından sahnelendi.

Uluslarası İstanbul Tiyatro Festivalinde Józef Szajna`nın Dante ve Replik oyunları sergilenir. 1984 yılında Ayla ve Beklan Algan katkılarıyla ” Replika” in Polonya-Türk versiyonu hazırlanmış. Son beş yılda Olsnienie (Kamaşma) oyunuyla Janusz Wisniewski Tiyatrosu ve sonra dans tiyatrosu Teatr Ekspresji Zun gösterisiyle Fesivalin Türk seyircilerinden çok sıcak ilgi toplar. Ankara`da ise Ewa Wycichowska`nın Modern Dans Tiyatrosu Faust goes rock oyunu gösterime girdi.

İki ülke hükümetleri tarafından Bilimsel ve Kültürel İşbirliği Anlaşması imzalanmasının ardından W. Gombrowicz`in oyunu Ivonne Burgund Prensesi Ewa Bulhak yönetimiyle Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmesinin başarısından sonra Josef Szajna`nın İzler adlı eseri 1993 yılında Ankara Devlet Tiyatrolarında sahnelenmiş. Ankara Opera Sahnesinde Ewa Szelburg Zarembina’nın masalına dayanan Krzysztof Penderecki ve Marek Stachowski `nin Cesur Sövalye başlığındaki çocuk operası Wojciech Wieczorkiewicz yönetimiyle ve Jan Berdyszak dekoruyla hazırlanmış.

Polonya ve Türk tiyatrolarının arasındaki farklılıklarla beraber temellerinde bazı benzerliklere rastlamak mümkün. Duyumsal-duygulu algılama bakımından, anlamsızlık ile grotesk eğilimi gösteren çağdaş Polonya sanatının, ortak halk geleneklerinden, derbeder edebiyatından ve halk tiyatrosu biçimlerinden bol bol faydalanması bakımından Türk geleneksel sanatına çok benzer olduğunu söylemek mümkün.

31 Mart – 2 Nisan 1995 tarihleri arasında Wroclaw şehrinde Jerzy Grotowski`nin çalışmalarını Araştırma- Kültürel ve Tiyatrosal Arayışlar Merkezinde Türk Tiyatrosu -bugünü, kaynakları ve gelenekleri- başlığında bir seminer düzenlenir ve ardından 15-18 Nisan`da Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü`nde Polonya Tiyatrosu konusunda ikinci seminer tertip edilir.. Polonya tiyatrosunu tanıtan tebliğler Agon tiyatro dergisinde halen yayınlanmakta.

Polonya Güzel Sanatları:

XX.y.y. Polonya’da Güzel Sanatların durumu edebiyatınkinden oldukça farklı olduğu göze çarpıyor. 19. yuzyilda da Polonyalı sanatçılar hem Avrupa’nın en önemli sanat merkezlerinde eğitim olanaklarını ederken sanattaki son akımlarıda yakından takip biliniyor. Güzel sanatların ifadesi bolca görsel felsefi ve egzistensiyel metafordan yararlandığı için söz kullanımının dışında bulunuyor. Bunun için de sansür ve bütün yasakların çerçevesinden çıkabiliyordu.
20.y.y’ın sanat kaynaklarına bakarken Art Nouveau (özellikle mimarlık sanatını etkiledi), Izlenimcilik, Sembolizm ve onun çerçevesindeki Kübizm ve Orfizm gibi eğilimlerden en güçlü etkilerin olduğunu söylemek mümkün. Öncü hareketleri Polonyalı Formistler denen Zbigniew Pronaszko, şair Tytus Czyzewski gibi sanatçılar tarafından 1912 yılında başlatılmış. Bu grubun kuramcısı, hem resim sanatında hem de edebiyat için de uygulanabilen sanatta gerçeklerin çokluğu kavramını tanıtan Leon Chwistek, Polonya sanatın gelişiminde de önemli rol alır. Unizm eğilimini yaratan Wladyslaw Strzeminski ise biçimlerin ve renklerin birliği kuramını savunur. Bu akımın içerisinde hem yazar hem ressam olan S.I.Witkiewicz’inde bulunduğu biliniyor.

Empresyonizmi naif gerçekçilik ile birleştiren Jozef Tadeusz Makowski’nin 1922 yılından Çocuk Orkestrası gibi resimlerinde lirik motiflerin çizgilerinde çocuk resimlerinin naif görünüşüne benzerliğini bulmak mümkün. Naif akımını sürdüren sanatçı Nikifor, eserleriyle Avrupa’da da ilgi görür. Fransız izlenimcilik Polonya’yı örneğin Azgınlık (Szal) resimini yaratan W.Podkowinski ve J.Pankiewicz aracılığıyla etkilemiş.

Rengin Egemenliğini öne çıkaran ve Orfizmin başka bir türü olan Kapizmin temsilcisi Josef Czapski’nin Tramvay eseri olduğu sanılıyor.

Dönemin diğer önemli ismi çoğunlukla savaş sahneleri ve örneğin General K.Sosnowski’nin portresi gibi portreleri çizen Wojciech Kossak ise, konuları gerçekçi bir tarzla ele aldığı söyleniyor. Bu eğilimin heykel sanatındaki karşılıkları: Xavery Dunikowski, mimarlıkta ise Bohdan Pniewski’nin eserleri diye tanımlanıyor.

Savaş sonrası dönemde bütün engellere rağmen özellikle grafik sanatında önemli isimler ortaya çıkıyor. Poster ressamları arasında Henryk Tomaszewski, Eryk Lipinski veya Franciszek Starowieyski gibi isimler dünyada tanınıp çeşitli ödüllere layık görülür. Daha önce adı geçen Tadeusz Kantor, tiyatro sanatının sentetik bir sanat dalı olması düşüncesinin yayılmasında öncülük yapar. Josef Szajna ise sahne tasarımlığı ressamlıkla ve pop artla 1969’da ezcümle Anımsamalar(Reminescencje) sergisinde birleştirici olur.

Başka bir sanatçı Wladyslaw Hasior tekstil sanatını heykecilikle bağdaştırarak folklor motiflerinden bolca yararlanarak uygulamalı sanat ve resim arasında uzlaşma arayışlarını yansıtan özel bir tarz yaratır. Sanatçının çalıştığı  mekan, Zakopane kasabasında heykeltraş Marian Wnuk ve Antoni Kenar gibi diğer sanatçıların da çalıştıkları yerdi .İkincisi kendi adını koyduğu Sanat Okulu açarak genç sanatçılara eğitim olanağını sağlamış. Alina Szapocznikov ve Magdalena Abakanowicz heykel sanatında kendilerine özgü bir sanat tarzlarını yaratan iki sanatçı. Birincisi Eklenen portre (Portret wielokrotny) eserindeki gibi çalışmalarında demir, çimento gibi malzemeler kullanarak antropomorfik sanatını uyguluyor. Ikinci sanatçının dokuma yapılarının deneysel kullanımıyla oluşturulan özel bir tarz çalışmalarına Abakany ismi konulmuş.

Çalışmalarına mizah unsurunu katan Jerzy Duda-Gracz gerçeğe satirik yaklaşımıyla sanatsal bir paçavra unsuru ile Dışavurumculuk ve Izlenimcilik geleneklerini birleştiriyor. 20.y.y’ın birinci yarısında dini sanat Orta Çağın geleneğini modernleştirilmiş bir versiyonla benimsemiş. Dini tabloları sanatçılar grubu, Tobias ile ilk bahar manzarası’nın yaratıcısı Jacek Malczewski, Krakov Gri Friars kilisesinde Çarmıh Yolununun Duraklarının yaratıcısı Jozef Mehoffer, Jozef Chelmonski, Leon Wyczolkowski’den oluşuyor. Wladyslaw Skoczylas tarafından yaratılan dini grafikler dağ folkloruna çağrışımda bulunuyor. Eskiden neo-gotik ve barok, savaş sonrası dönemde ise konstrüktivizm akımının tarzında yeni kiliseler inşaa edilirmiş. Polonya kentlerinin çoğunda sanat, etnografya, arkeoloji ve doğa tarihi müzeleri var. Krakov’daki Czartoryski Müzesi 1805’ten, Poznan’daki Melzynski Müzesi 1857’den Varşova’daki Ulusal Müze 1862’den kalmadır.

*Kaynak: Polonya Büyükelçiligi…

 

BİR CEVAP BIRAK