POLONYA’DAN… Türkiye ilişkileri üzerine…

Polonya-Türkiye ilişkileri üzerine yazılmış kitap yada makaleler bulmak oldukca zordur.Türkler’e karşı derin tutkuları olan Polonyalıları ve Türkleri birbirine sevdiren konular  aslında öylesine boldur ki, yapılacak araştırmalarla, ciltler dolusu kitaplar hazırlanabilir.
 
“Polonya, aslında Osmanlı Türklerini’nin, diplomatik açıdan Avrupa’da dostluk kurduğu milletlerin başında yer alıyor. Öyle ki, asırlar boyu Avrupa kültürüyle yetiştikleri halde, giyim kuşamlarının bazılarinda, silahlarında, atlarında, ev içi eşya ve dekorlarında Türk geleneklerini fazlasıyla benimsemişlerdir. Dillerinde bazı Türkçe kelimeler hala yaşamaktadır:” Fincan, çay, boncuk, beton, tütün gibi…” Dokudukları kilimlerin motifleri, genellikle, Türk kaynaklıdır.

Yakın zamana kadar yaptırdıkları saray niteliğindeki villalarla evlerinde, Türk mimarisinin izlerine rastlamak mümkün.

İstanbul’daki cami ve hamamlardan esinlenerek Polonya’da minareli evler inşa edildiği ve özellikle (Türk Hamamları) yapıldığı  ve bu maksatla Turkiye’ye mimarlar ve ressamlar gonderilerek yapıların incelendiği ve planların götürüldüğu bilinmekte.

Siyasi, Ticari, Sosyal ve sanat açısından derin ilişkiler içerisinde yasamış ve kaynaşmış olan Türklerle Polonyalılar’ın arasında Kral Jan Sobieski dönemi istisna edilirse uzun süren kanlı ve büyük savaşlar yasanmamış denilebilir. Bazı yıllar savaşmış olsalar bile, buna, komsuları olan büyük devletlerin Polonyalılar’a yaptıkları tehditler ve baskılar neden olmuştur.

Hisli bir millet olan Polonyalılar, yurtlarını ve hürriyetlerini mümkün olduğu kadar kan dökmeksizin ve her milletle dostluk kurarak sürdürmek isterken mütecaviz eğilimlerden de daima kaçındıkları da tarih sayfalarında yer alıyor. Nitekim topraklarında gözleri olan komşularına karşı koyabilmek için, asırlarca önce Tatar Müslümanlarını memleketlerine kabul ederek, sınırlarının bekçiliğini Türk asıllı unsurlarla paylaşmışlardır.

Öte yandan Osmanlı Türkleriyle’de ilişki kurarak, onların Avrupa’nın ortasına kadar yayılan güçlerinden yarlanmışlardır.

Komşuları Çarlık Rusyası’nın Avusturya’nın Prusya’nın hatta İsveç’in baskılarına; zaman zaman işgaline uğrayan ülkelerinde varlıklarını sürdürmek için, Avrupa’nın o zaman en büyük bir devleti olan Türkiye’nin desteğini sağlamak amacıyla girişimlerde bulunmuşlardı.Güçlü komşularının baskısı ile arasıra, Türkler’e karşı silahını çevirmiş olan Polonyalılar’ın, bu tür savaşlara zorunlulukla boyun eğdikleri sanılmaktadır.

Osmanlı Türkleri’de, Polonya’nın güçlü komşuları tarafından parçalanıp yutulmasını önlemek için, bu milleti kendi tarafına çekme politikasi gütmeyi tercih etmisti.  

Özetleyecek olursak, her iki devlet’in ilişkilerinde daha çok köklü bir dostluğun ve sempatinin yer aldığı görülür.19. asrın ortalarına doğru Avrupa’da, katı yönetimlere karşı koyma ve hürriyet ceryanı sırasında ayaklanan Polonyalı vatanseverlere Turkiye’nin kucağını açması hayranlık uyandıran bir olay olarak tarihe yansımıştır. Bu olay, dünya çapında bir insanlık hizmeti olarak da dillere destan olmuştu.

Ülkelerindeki dış ve iç baskı yönetimlerine karşı  ayaklanan ve sansızlığa uğrayan Macar ve Polonyalılar, Türkiye’yi geçen asrın ortalarında, onların ikinci bir vatanı  olarak kabul ederek Turkiye’ye yerleştikleri de biliniyor.

Türklere Minnet Duyguları

1848 yılındaki ayaklanmalar üzerine Macaristan’dan ve Polonya’dan Türkiye’ye sığınanlar, Ruslarla yapılan anlaşmaya göre, iade edilmeyerek, değişik bölgelere dağıtıldılar.Polonyalılar kısmen İstanbul, Halep, Vidin ve Silistre’ye yerleştirilirler. Prens Kassuth’un liderliğindeki Macarlar ise Kütahya’ya gönderilirler.

Macar Asilzadelerinden olan Kassuth ve arkadaşları, Kütahya’da 21 ay süren misafirlikten sonra İngiltere ve Fransa’nın Türkiye’yle yaptıkları anlaşma üzerine buradan ayrılırlar.

Kassuth, İngiltere’ye gider ve Londra’da büyük bir zafer kazanmış kahraman gibi karşılanır.Bu sırada İngilizlere yaptığı konuşmada, hayatını güven altına alan ve kendisini düşmanlarına teslim etmeyen Türkler’i şu cümleleriyle över:

“Bugünkü hayatım ve hurriyetime sahipliğim, Avusturya ile Rusya’nın tehditlerine, baskılarına rağmen beni ve arkadaslarımı muhafaza eden Türkler sayesindedir.O Türkler ki yüksek hislerle ve insan haklaruna saygılı oluşları ile tüm tehditlere boyun eğmediler. Türk Milleti, bu yönüyle, üstün bir güce sahiptir.Turkiye’nin bugün ve istikbalde mevcut olması, Avrupa’nın ve insanlık aleminin yararınadır. Ben Türkler’den gördüğüm lütüf ve saygının hatırıyla yaşıyorum.”

“Ünlü Türk Şairi Yahya Kemal Beyatlı, Atatürk’ün tensibiyle , Varşova’ya gönderilen ilk elçilerdendir.”

Geçmişten günümüze Polonya-Türkiye ilişkileri üzerine kısa ama öz bir yolculuk yaptık. Bir sonraki yazımda, Polonya’nin bilimi, güzel sanatları, müziği, tiyatrosu, sineması gibi…Bir çok merak edilen konulara değineceğim.

Kaynaklar:
( 1) “Taha Toros’un “Geçmişte Türkiye-Polonya İlişkileri” adlı eserinden alıntı yapılmıştır. (2) Başbakanlık Arşivi Dosya 83 ( H. 1267-No:3507) Hususi İrade.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 + 4 =