Polonyalı mı¸ İngiliz erkeği mi?

Polonyalı mı¸ İngiliz erkeği mi? İşte bütün mesele bu! Polonya Radyosu´nun kadın muhabiri Anna Piwowarska¸ Krakov´da geçirdiği hafta sonu tatilini değerlendiriyor. Uzun yıllar İngiltere´de yaşayan ve 5 yıl önce Polonya´ya yerleşen Piwowarska¸ haftasonu tatili sırasında Polonyalı ve İngiliz erkekleri arasında tercih yapmak zorunda kaldığını ve sonuç olarak Polonyalı bir erkeği tercih edip¸ onula neden evlendiğini anlatıyor.

Piwowarska¸ İngiliz ve Polonyalı erkekler arasındaki farkı ve Polonyalı bir erkekle neden evlendiğini şöyle ifade ediyor:

 ˝Hafta sonunu Krakov´da geçirdim. Bulutsuz gözyüzü¸ güneşli muhteşem iki gün.. Yahudi bolgesinin nefes kesen dar sokaklarında arada sırada durup¸ dünyayı izleyebileceğim bir kafede bir bardak şarap içtim..Yolculuğumla ilgi nahoş olan tek  şey¸ yolda karşılaştığım dört İngiliz´in bekarlığa veda partisiydi.Sarhoş¸ yüksek sesli¸ terlilerdi… İngiliz erkeği hakkında kötü bir izlenim uyandırıyorlardı.

Çeşitli milletlerden turistlerin çevremi kuşattığı haftasonunu geçirdikten sonra¸ neden Polonyalı erkekleri tercih ettiğimi düşünmeye başladım?!.

Polonyalı ve İngiliz erkekleri arasındaki farkı¸Polonya´ya gelir gelmez yani beş yıl önce farketmiştim. İlk izlenimim Polonyalı erkeklerin mükemmel olmadığıydı.Londra´da alışmış olduğum gibi yiyip¸ içme yerine¸ bu ülkedeki ilk günümü¸ akşam bir parkın bankında oturarak geçirdim.Tabii bu oldukça romantikti… yıldızlara bakıp¸ hayat hakkında konuşuyorduk. Ama soğuktu  ve bira içiyorduk.Doğrusunu söylemek gerekirse bira içmeyi çok sevmiyorum.

Herşey ilk öpücükten sonra tamamen değişti! Aynı gece Lodz´un yoğun trafiğinde flörtüm beni öptü. Bu öpücük¸ bir ilişkiye hazır olmadığımı söylememin hemen ardından geldi. Buna rağmen¸ beni kollarına aldı ve öptü! Bu dahaönce başıma gelmemişti. Londra´da ise¸ önce telefon numaraları alınır¸ ne kadar eğlendiğin hakkında mesaj atılır¸ saygı dolu geçen bir kaç günün ardından içlerinden biri arar¸ diğeri haftasonu meşgulmüş gibi yapar ve sonraki hafta yaşadığını bile düşünmez.

İlk öpücük¸ bu da genelde yeteri kadar alkol tüketip birbirlerini cesaretlendirdikten sonra meydana gelir. Bu nedenle¸ kendiliğinden meydana gelen¸ utanılmaz hadise¸ ilk iş olarak Polonyalı erkekler için bir zayıf nokta geliştirmemi sağladı. Aslında bu hadise¸ beni yol ortasında öpen adamla evlendirmeye kadar götürdü..  
    
Polonyalı ve İngiliz erkekleri arasındaki asıl farklılıklar nedir? İngiliz erkeği kesinlikle büyük bir grup halinde¸ futbol maçı izlemek¸ öğlen yemeği yemek için pub´a gider. Çevresinde onlarcası olduğu zaman kendisini daha güvenden hisseder ve bu nedenle de gürültülü erkek partileri oldukça popülerdir.

Polonyalı erkek ise¸ küçük gruplar halinde buluşmayı sever¸ sıklıkla ikisi bir anda. Genelde çok yüksek sesli olmazlar. İngiliz erkekleri iyi giyinir. Modaya uygun ayakkabılar ve pahalı gözlükler…Oysa Polonyalı erkekler¸ genellikle biraz dağınık ama kibirsiz oldukları için seviyorum.    

Muhabbetleri de oldukça farklı. İngiliz¸´laklak´da daha iyidir. Bu da gece klübü ve barlardaki genelde nükteli küçük sohbetlerden. Kızların kıyafetleri hakkında yorum yapmada üzerine yoktur.Sohbetin uzaması için içki ve havadan sudan herşeyi konuşur. İçleride biri bunu yapar ve bütün grup kızın etrafını sarar. Ve biri diğerinden daha komik olmak için uğraşır.

Polonyalı erkekler o kadar kurnaz değil. Aslında bir bekar arkadaşım¸ Varşova´da bütün bir yılı bir kez dahi ´tavlanmadan´ geçirdiğinden şikayetçiydi. Polonyalı erkekler¸ toplum içerisnde kızların mahremiyetine saygı duyuyorlar. Bir Polonyalının tanımadığı bir kızın masasına yaklaştığını pek nadir gördüm. Bir arkadaşı tarafında tanıştırılmayı tercih edip¸ sohbetin doğal olarak başlamasına izin veriyorlar. Eğe bir kızı tavlamak için cesaretini toplarsa¸ bu çoğunlukla eski moda doğasında¸ çok komik ve oldukça tatlı…Hatırlıyorum da; otobüsle yolculuk yapıyorum¸ genç ve hoş bir öğrenci¸ benimde bildiğim güzel bir kafede kahve ve kek yemek için kendisine eşlik etmemi istemişti. Kendimi 1940´lı yıllarda yaşıyor gibi hissetmiştim. Bütün yolcuların beni dikkatle izlediğini ve cevap vermemi beklediklerini fark edince kıpkırmızı olmuştum! Maalesef¸ bu teklifi reddetmek zorunda kaldım çünkü nişanlanmıştım. Ama gerçekten anaanemin eski günlerde yaptığı gibi randevuya çıkmak¸ bu deneyimi yaşamak istedim. 1970 yapımı ´Dziewczyny do wzięcia´ (Alınacak kızlar) adlı filmde olduğu gibi…

Bugün dahi genç adam¸ kadını ´isim günü´nde aldığı bir paket çukulata ya da havalanında karanfillerle dener ve kazanır..Kadın odaya girince ayağa kalkar ve çıkarken paltonu giymene yardımcı olur. Eski moda olduğumu ve bir umutsuz romantik olduğumu biliyorum ama bababaları ve büyükbabalarından onlara geçen evlilik yolundaki bu tatlı adetlerin ortadan kaybolmamasınu umuyorum.˝

Polonya ve İngiltere arasında sürekli mekik dokuduğum için¸ her iki toplumu daha yakından tanıma şansına sahip oldum. Polonya Radyosu´nun deneyimli kadın muhabiri Anna Piwowarska´nın ´kadın bakışıyla´ değerlendirip¸ dile getirdiği sözlerine katılıyorum. Polonya´da süregelen ve kolay kolay unutulmayacak bir çoh hoş gelenek var. Örnegin; ´kadının eli öpülmesi´¸ ´misafirlere içki ikramı´¸ ´yanaktan üç öpücük´¸ ´bir kafeye ya da bilardo salonuna giren erkeğin¸ herkesin elini sıkarak selamlaması´¸ ´sarılmak´ ve ´güçlü aile bağları´ bunlardan bazıları.

Varşova sokakları size her ne kadar siyah-beyaz görünsede¸ Polonyalıların renkli ve cana yakın bir misafirperverliği var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.