Pozitif ayrımcılık için neden tek adım atılmaz?

Anti semitizm kavramını bir çok resmi yazışmada ve yasalarda görmeniz mümkündür. Özellikle 2. dünya savaşı sonrası oluşan ortam içinde, Yahudi düşmanlığının yasaklayan yasalar ve Yahudileri küçük gören, hakaret eden yasalar ve düzenlemeleri ortadan kaldırmayı amaçlayan ve Yahudi soykırımının bir daha oluşmaması için toplum içinde Yahudi düşmanlığını kontrol edebilmek amacı ile yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ve bu düzenlemelere uygun olarak ise; eğitimden sağlığa kadar yaşamın her alanda uygulamalara geçilmiştir.

Anti semitizm kavramı batıda yer alan bütün yasal düzenlemelerin temelinde yerini almıştır, çünkü onlar yaşadıklarının bir daha yaşanmamasını devletler nezdinde istemektedir. Bu bir vicdan borcudur ve bu borç pozitif ayrımcılık ile yerini almıştır.

Bizim gibi ülkelerde ise Yahudi düşmanlığı başka boyutlarda geliştirilmiştir ve uygulanmıştır. Yahudi olanların Yahudi isimler alması bu cumhuriyet rejimi içinde yasaklanmıştır, bugüne kadar da o isimleri kullanmaları ne yazık ki yasalar nezdinde gerçekleşememiştir. Yahudilerin hep iki isimleri olmuştur, sinagogda kayıtlı olan ve resmi dairelerde kayıtlı olan şeklinde. Sadece Yahudiler mi, elbette bu ayrımcılık ve asimilasyon politikası bir çok kültür içinde yerini almıştır. Tek dil, tek din, tek kültür yaratma mücadelesi sonucunda ulusal sermaye yaratma süreci bu asimilasyon politikalarının boyutlarını değiştirmiştir. Bazıları yasalar ile düzenlenirken, bazıları yasaların yan etkileri ile yerine getirilmiştir.

Ülkemizde uzun yıllardır bir politika yürütülmektedir, 12 Eylül rejimi ile birlikte bu uygulama artık alevi köylerine cami yapma boyutuna kadar gitmiştir. Alevilere karşı asimilasyon politikası sonucunda bir çok alevinin de kafası karışmıştır. Acaba bizlerde cami var mıydı diye soru sormaya başlaması bile alevi kültürüne yapılan en büyük kötülük olarak yerini almıştır. Alevilere yönelik negatif ayrımcılık bir çok alanda kendisini göstermiştir ama bu durum genelde yasalar ile düzenlenmemiş ayrımcılıktır. Bazı mahkeme kararlarında bile bunu görmek mümkündür.

Alevilere karşı bir çok defa toplu kıyım olmuştur. Aleviler gün geçtikçe de nüfus olarak azalmaktadır ve UNESCO’nun korunması gereken kültürler listesinde yerini alacak boyuta gelmiştir. Alevilerin negatif ayrımcılığını ortadan kaldırmak için; pozitif ayrımcılık yapılacak hale dönüştürülecek ‘anti Alevilik’ yasası çıkarılmalıdır, tıpkı anti semitizmde olduğu gibi. Aleviler, yaşadığımız toplumun en önemli renkleridir ve yok olmaması için; var olan tüm negatif ayrımcılıkları ortadan kaldıracak en önemli düzenleme; temel yasalar içinde “anti Alevilik” yasasının eklenmesidir. Bu toplum; eğer bu düzenleme gerçekleşir ise ancak ve ancak demokrasi için büyük adımı atmış olur.

Bir arada yaşamı savunuyorsak, var olan negatif uygulamaları ortadan kaldırmak istiyorsak, yasalarda ki, ırkçı, nefret duygularını besleyen tüm düzenlemelerin ortadan kaldırılması ve bu duyguları besleyen ortamlarının yaratılmasını en düşük seviyede ve kontrol edilir halde olması için; yan ve ana yasadaki tüm maddeler yeniden gözden geçirilmelidir. Sadece gözden geçirme yeterli değildir, Alevilik gibi farklı olan ve ötekileştirilmiş tüm kültürlere de pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Pozitif ayrımcılık için, negatif ayrımcılıkların hepsinin ortadan kaldırılması için; zihniyet değişikliği şarttır, bu zihniyet değişikliği var olan eğitim sisteminin yeniden tartışılması ve karşılaştırmalı tarih bilgisi ışığında yeniden yazılması ile mümkündür. Aleviler ve diğer inanç ve kültürde olanlar; kendilerini tam ifade edebilmeleri için, var olan yasal engellerin ortadan kaldırılması şarttır.


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.