Prof. Nurhan Atasoy’dan saray sohbeti

Prof. Nurhan Atasoy’dan saray sohbeti

0
PAYLAŞ

Londra Büyükelçiliği konutunda düzenlenen, ev sahipliğini Büyükelçi Akın Alptuna ve eşi Esin Alptuna’nın yaptığı davette, Prof. Atasoy, 19 yy sonunda Sultan Abdülmecid’in yaptırdığı Dolmabahçe Sarayı’nın, Avrupa stili ve Türk yönlerini slayt gösterisiyle anlattı.


Türk ve Islam sanatında, dünyanın sayılı akademisyen ve araştırmacıları arasında gelen Prof. Nurhan Atasoy, Londra Büyükelciliği rezidansında Dolmabahçe Sarayı ile ilgili bir konuşma yaptı.


Evsahipliğini Londra Büyükelçisi Akın Alptuna ve eşi Esin Alptuna’nın yaptığı , aralarında Irak, Ürdün, Polonya Büyükelçilerinin de bulunduğu 100’e yakın seçkin davetlinin dinlediği konuşmada, Prof. Nurhan Atasoy, slayt gösterileriyle Dolmabahçe Sarayının bilinmeyen yönlerini anlattı.


Türk ve  İslam sanatı, İznik çinileri, seramik gibi konularda araştırmalarıyla tanınan, bugüne kadar 20’den fazla kitabı yayınlanan, bu dallarda dünyanın sayılı akademisyenleri arasında kabul edilen Prof. Atasoy, Dolmabahçe Sarayının, Batı sarayları tarzında yapılmakla birlikte, Osmanlı yaşamının da özelliklerini taşıdığını belirtti.
2. MahmudUn oğlı Sultan Abdülmecid’in, batılı tarzda saray isteğiyle Karabet ve Nikowoz Balyan kardeşlere yapımı verdiği Dolmabahçe Sarayı’nın 1842’de başlayıp, 1856 yılında tamamlandığını kaydeden Prof. Atasoy, şu bilgileri verdi;


“Boğaz’ın batı yakasında bulunan Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı ve diğer Osmanlı saraylarından mimari ve stil açısından ayrılsa bile birçok yönüyle Osmanlı yaşamının ihtiyaçları dikkate alınarak yapılmıştır. Topkapı Sarayındaki gibi burada da gizli kapılar, dehlizler, harem, cami, alay köşkü, hamam vardı. Yatak odalarında, batılı anlamda yatak ve dolaplar bulunuyordu. Ancak bu dolaplarda, konuklar için şilte, minder, yorgan herzaman hazır bulunurdu. Saraylarda yaşamın nasıl olduğunu herzaman merak etmişimdir. Prenses Neslişah Sultan’da bu konularda bilgi aldım. Örneğin kahvaltıda ne yerler, misafirlerini nasıl kabul ederler, doktora nasıl görünürlerdi diye.. Yaptığım araştırmalarda, odalar arasınaki koridorlarda küçük mutfaklara, tel dolaplarına, mutfaklarda su saklamak için küplere, hanımlarla beyleri birbirinden ayıran panolara rastladım. Harem’in dışardan görünen yüksek duvarını desteklemek için, içerde biraz daha alçak ikinci duvar yapılmıştır. Iki duvar birbirine demirlerle tutturulmuştur. Kadınların kıyafetleri, sultanlar ölüp, haremi başka saraylara taşındığından pek saklanmazmış. Sultan veya prenslerin kıyafetleri ise hazineye kalırmış. Bu nedenle elimizde çok zengin kaftan koleksiyonu bulunuyor. “

BİR CEVAP BIRAK