Profesörden İstanbullulara uyarı: Arabanızda çizme bulundurun

PAYLAŞ
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, ekstrem hava olaylarına alışılması gerektiğini belirterek, günlük alışkanlıkların buna göre değiştirmesi gerektiğini söyledi. Kurnaz, “Artık yaz ortasında bile evden çıkarken yanımıza şemsiye almalı, arabalarda çizme bulundurmalıyız” dedi.

İstanbul’da dokuz gün arayla iki kez yaşanan ‘olağanüstü’ fırtına ve yağmur hayatı kabusa çevirdi. Yaşananlar iklim değişikliği tartışmalarını gündeme geldi.

Hürriyet’ten Serkan Ocak’a konuşan, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, ekstrem hava olaylarına alışılması gerektiğini belirterek, günlük alışkanlıkların buna göre değiştirmesi gerektiğini söyledi. Kurnaz, “Artık yaz ortasında bile evden çıkarken yanımıza şemsiye almalı, arabalarda çizme bulundurmalıyız” dedi.

Uzun yıllardır iklim değişikliği üzerine çalışan, Prof. Levent Kurnaz, iklim değişikliğinin nedenleri ve etkileri konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için uğraşıyor.

Kurnaz iklim değişikliğine ilişkin şunları söyledi:

“Hava ısındıkça iki çok önemli şey olur. Birincisi, su daha fazla buharlaşır. Atmosferde daha fazla su olur. İkincisi, daha fazla enerji olduğu için atmosferdeki her türlü hareket hızlanır. Rüzgâr hızlanır, yağış artar. Ani olaylar çoğalır. Yağış bardaktan boşalırcasına olur. Son yaşadığımız hava olayında temel problem bu. Geçen hafta normalde iki ayda olması gereken yağış miktarı iki saatte düştü. Bu hafta ise bir aylık yağış iki saatte düştü. 2009’da can kayıplarının da yaşandığı İstanbul Ayamama olayında yaklaşık altı saatte 170 mm. yağış düşmüştü. Bunlar beklenenin çok çok üzerindeki yağışlar.

Atmosferde çok fazla su buharı olabilir ama her zaman yağmura dönüşmez. Dönüşmesi için özel koşullar gerekir. İstanbul açısından bakıldığında bu özel koşul, çok düşük oranda bir soğuk hava cephesidir. Balkanlar üzerinden soğuk hava cephesi geldiğinde böyle bir yağışa dönüştü. Hava birden soğuduğu için atmosfer su buharı tutabilme yeteneğini kaybetti. Ama bu da yeterli değil… İstanbul Boğazı’nın iki aydır gördüğümüz turkuvaz renginin ana nedeni Sahra Çölü’nden gelen toz bulutları. Bu toz bulutları İstanbul üzerindeki bir soğuk hava cephesiyle de karşılaştığı an korkunç yağış bırakıyor.”

Kurnaz, eskiden İstanbul’da 33-34 derece sıcaklığın pek sık görülmediğini ancak bunların artık normal karşılandığını, hatta bir önceki hafta 36 dereceyi gördüğümüzü hatırlatıyor. Son dokuz günde yaşanan iki etkili yağışın tekrar olup olmayacağını sorduğumuzda ise cevabı net: “Garanti.”

Meteoroloji günler öncesinden İstanbulluları sağanak konusunda uyarmıştı ancak kimse camı, çerçeveyi indirecek şiddette doludan bahsetmemişti. Bu denli şiddetli bir yağışın önceden tahmin edilip edilmeyeceğini de soruyoruz Kurnaz’a: “Kuvvetli yağış olabileceğini söyleyebiliriz ancak ne kadar olacağını bilemeyiz. Meteoroloji görevlilerini suçlayamayız. Çünkü; havada ne kadar toz var, ne kadar su buharı var, soğuk cephe ne hızda geliyor?.. Bunları bilirsek tehlikeli olabileceğini çıkarabiliriz. Ama en fazla iki saat önce söyleyebiliriz.”

Her iki sağanak sırasında da, İstanbul’un trafik sorununu rahatlatmak için gerçekleştirilen dev yatırımlar işlev dışı kaldı. Avrasya Tüneli ve metro sistemi su baskını nedeniyle hizmet veremedi. İklimbilimci Prof. Kurnaz, böyle büyük projeleri planlarken de iklim değişikliğinin dikkate alınması gerektiğini söylüyor: “Ne onu yapan ustada, ne kontrol eden mühendiste, ne işi veren idarecide böyle bir düşünce yapısı var. Üsküdar’da gemiyle arabanın yan yana olduğu fotoğrafı hatırlayın. Bu tam Marmaray yapıldığı sırada oldu. Çünkü Altunizade’den gelen su, bir kanalla denize gidiyordu. O kanal yerine artık kaldırım var. Kanalizasyon ile yağmur suyu aynı yerde toplanıyor. Yağmur suyu temiz su, tekrar kullanılabilir. Bu ayrılsa arıtmanın yükü de hafifler. 100 yıl öncesinin altyapısı tümden değiştirilmeli.”

CEVAP VER