Putin ve Erdoğan görüştü

Putin ve Erdoğan görüştü

0
PAYLAŞ
Putin -Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası yurt dışına yaptığı ilk ziyaret olan Rusya gezisi ikili ilişkilerde normalleşmenin ilk adımlarını beraberinde getirdi.

Masada olması beklenen başlıkların hemen hepsinde beklenen açıklamalar gelirken, Suriye konusunda yine bugün yeni bir görüşme yapılması sürpriz oldu.

İki liderin tam 9 ay sonra birlikte verdiği ilk resimdeki şimdilik eksik parça Suriye idi.

Erdoğan Suriye ile ilgili soru üzerine, “Şu ana kadar yapmış olduğumuz görüşmede bu konuyu henüz ele almadık. Basın toplantısından sonra beraberce bir araya gelip konuyu değerlendireceğiz” dedi.

Putin ise aynı soruya verdiği yanıtta, hem iki ülkenin Suriye’nin geleceği konusundaki fikir ayrılıklarına değindi hem de buna rağmen “görüşlerinin uzlaşmasının mümkün olduğunu” vurguladı.

“Anlaşamamakta anlaşmak”

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan analistler bunun programda ilan edilmeyen bir görüşme olduğuna dikkat çekiyor ve “akıllıca” diye niteliyor.

Bunun yanında Suriye konusunun, ikili ilişkilerdeki tüm diğer konulara denk gelen bir ağırlığının olduğunun teyidi olarak görüyorlar.

Basın toplantısının hemen ardından BBC Türkçe’ye açıklamaları değerlendiren Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden Prof. Ahmet Kasım Han, Suriye’nin ilk ikili görüşmede ele alınmaması için “akıllıca” diyor ve görüşlerini şöyle açıklıyor: “Suriye ve diğer konuları birbirinden ayırarak ele almak.”

Han, Türkiye-Rus ilişkilerini bu minvalde önemli bir birikimi olduğunu vurguluyor: “Türkiye ile Rusya’nın ilişkilerini bölümlendirmek konusunda derin bir birikimi var. Bu görüşmeye de bu birikimin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Bunun irrasyonel olmadığını belirtmek lazım. İlişkilerde geçmiş seviyelerin yakalanmasını sağlayan da bu bölümlendirmenin başarıyla uygulanması idi.”

Han ayrıca, Türkiye’nin dış politikada diğer muhataplarının önemli bir kısmına sağlamadığı bir ayrıcalığı da Rusya’ya verdiğini söylüyor. Bunu “gri alan” ayrılacağı olarak ifade ediyor.

Erdoğan ve Putin

Türkiye’nin dış politikada pek çok ilişkide diğer tarafı siyah- beyaz arasında bir seçim bırakmaya ittiğini ifade eden Han, Rusya ile ilgili durumu şöyle açıklıyor:

“Türkiye’nin sadece Rusya’ya tanıdığı bir hak var o da anlaşmamakta anlaşarak yürüme hakkı. İlişkilerin ilerlemesi için tarafların tutum ve tezlerini ve konjonktürü göz önüne aldığımızda tek yolun da bu olduğunu değerlendiriyorum. Bu bakımdan rasyonel, kimseye tanımadığı bir gri alanı ve bölümlendirmeyi tanıyor.”

“Türkiye ve Rusya ilişkilerinde siyasi sorun 3. ülke kaynaklı”

Türk – Rus Araştırmaları Kurucu Eş Başkanı Aydın Sezer ise Erdoğan’ın dün yaptığı bir açıklamada Suriye’de barışın sağlanması konusunda birincil aktörün Rusya olduğunu söylediğini hatırlatarak, aslında Rusya’nın Türkiye’yi ikna etmek için büyük bir çaba harcamasına gerek olmadığının işaretinin geldiğini vurguluyor.

Sezer, “Bu Türkiye’nin tezlerini savunmaktan ziyade, Rusya’nın Suriye’deki stratejisini zımni olarak kabul ettiği anlamına geliyor. Türkiye Suriye politikası konusunda önceliğini, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına indirgemiş durumda” yorumunda bulunuyor.

Buna rağmen Suriye konusunun ayrı bir görüşmede ele alınacağının açıklanmasını, kalan diğer konular ve Suriye gibi bir ağırlık durumunu ortaya çıkardığını söylüyor.

Türkiye’den yeni adım: Stratejik Yatırım Statüsü

Toplantının içeriği bir yana, böyle bir toplantının yapılmasının başlı başına önemli olduğunu belirten Sezer, “İkili ilişkilerde bugüne kadar hiçbir siyasi sorunun olmadığının altını çiziyorum. Bütün sorunlar üçüncü bir ülke üzerinden çıktığına dikkat çekiyorum. Yani Suriye yüzünden bozulan ilişkilerin yine Suriye’deki çıkış yoluyla düzeleceğine dair bir platform oldu bu toplantı” diyerek tanımlıyor bu zirveyi.

Erdoğan ve Putin

Sezer’e göre toplantıdan çıkan bir başka sürpriz karar da Ruslar tarafından Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santral projesine “stratejik yatırım statüsünün” verilecek olması.

Erdoğan’ın konuşmasında altını çizdiği bu statüye göre çeşitli vergi kolaylıkları ve teşviklerin verilmesi söz konusu.

Sezer bu başlığı, “Başından beri Rusya’nın istediği bizim de veremediğimiz bir statüydü” diye değerlendiriyor.

“Batı başkentleri bekle ve gör tutumunda”

Peki, Batılı başkentler bu görüşmeden nasıl bir izlenim edinmiş olabilir?

Bunun sinyallerini liderlerin yapacakları açıklamalardan takip etmek mümkün olacak ancak Ahmet Kasım Han’ın tahmini, “bekle ve gör” tutumunun şekillendiği yönünde.

Han bu görüşünü şöyle açıyor: “Şu ana kadar söylenenlerde, Batı’yı tedirgin edecek cinste bir yakınlaşmanın emaresi en azından henüz kaydıyla yok. 23 Kasım’daki ilişkilere dönmeye çalışıyor iki ülke ve bu Batı’yı rahatsız eden bir seviye değildi” diyor.

Türkiye ile Rusya arasındaki uçak düşürme kriziyle çok hızlı bir şekilde ivme kaybeden turizm, ekonomi ve enerji iş birlikleri için orta vadeli bir plan için adımların atılması bu toplantıdan çıkan kararlardan biri oldu.

Turizm sezonunun sona ermeye yaklaştığı bu dönemde en azından bu sektörde hızlı bir iyileşme beklemek pek mümkün olmasa da yüzde 90’lara varan Rus turist kaybı yaşayan turizmcilerin en azından önümüzdeki sene adına umutlanmak için artık bir sebebi var.

 

BİR CEVAP BIRAK