Radikal, Radikalizm ve türevleri…

Herkes duydu, dinledi ya da okudu bu konuşmasını…Biz de bunlardan biriyiz. Ayrıca sağdan soldan öğrendiğimize göre , konuşmasının içinde geçen “Radikalleşme” sözcüğünün altını çizen de çok…Bize kalırsa, önemi ve uyarı değeri daha da çok..

Önce “çok şükür!” demeliyiz bir rektör sesi duyduğumuz için. Sadece altını çizenler değil, herkes, hepimiz. Çünkü son on yıldır, hele Ergenekon davasında İnönü üniversitesi rektörü Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu, Uludağ Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran ve İstanbul Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun hapse çarptırılmalarından sonra ve elbet Tayyipçi YÖK başkanlarının da azgın baskı ve de şeytanca hileleriyle, üniversitelerimizde değil rektör, profesörlerin bile sesleri duyulmaz olmuştu!

Üstelik, Sayın Rektör –ODTÜ’nün devrimci raconunu da gözeterek – “radikalleşme” den de söz ediyordu. Ki, konuşmasının o bölümü şöyle:

“…Toplum gerildikçe geriliyor ve üniversitemiz bunun dışında kalamıyor…Toplumun
sorunları en açık biçimde üniversitemize de yansıyor. Üniversite olaylarını polisle
bastırırsanız daha başka yerde patlayacak. Polis gelse hem üniversitedeki gençlerin
daha radikalleşmesi hem de toplumun farklı noktalarda patlama ihtimalini
düşünmek gerekir…”

Evet, rektörümüzün“radikalleşme” dediği bu! Saptaması doğru ve yönelimi haklı…”Radikalleşme” sözcüğü de zaten “radikal”den geliyor. Ve radikal ile radikalizm, iç içedir. Türkçemizdeki karşılıkları da aynı düzen içinde: Köktentci ve köktencilik.

Köktenci: “Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı, radikal.” Demektir. Ve Köktencilik’in ise birkaç anlamı var. Ki revaçta olanlardan biri, felsefede, “ Yaşama biçimlerini, yaşama ilişkilerini eleştirip kökten değiştirme eğiliminde sonuna kadar giden görüş, radikalizm”. Öbürü ise sosyal olanıdır: “Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirimlerden yana olan tutum veya öğreti, radikalizm.”

Türevleri ise çok… Yaşam öyle zengin ve doğurgan ki!

Ama şunu da özellikle ekleyelim ki, Orhan Hançerlioğlu’nun Felsefe Ansiklopedisi’nde, Köktenci, (radikal) sözcüğü: “Devrimci…Herhangi bir şeyi kökten çözümlemek ya da değiştirmek isteyeni dile getirir.” diye de geçiyor. Ancak bilelim ki, “radikal” materyalist bir kavram değil. ”Devrim”se bizde zaten iki ayrı olguda ayrı ayrı anlamları içeriyor. Örneğin Atatürk devrimlerindeki “devrim”, inkılap karşılığıdır…ıslahat, yeniden düzenleme vs. Sosyalist devrimdeki “devrim”se daha çok revolutionism etarafında döner. İhtilalcilik gibi. (Devirme eylemi de içinde…Bir üretim biçiminden bir üst üretim biçimine geçiş. Kapitalizmden sosyalizme… gibi.)

Ancak “devrim” sözcüğü gündelik dilimizde bu ayrımları fazla gözetilmeden kullanılıyor. Dolayısıyla Atatürk devrimleri ile sosyalist devrimler kol kola yürüyorlar dersek çok yanlış olmaz… İkisi de ilerici zeminde emeğin koruyan, ikisi de faşizme, gericiliğe karşı…Tam bağımsız, gerçekten demokratik Türkiye için…

Bu açıdan ODTÜ rektörü Prof.Dr. sayın Ahmet ACAR’ın “radikalleşme” dediği, “radikalleşmek durumu”nu içeriyor ki, doğrudur.Ve elbet yönelimi de haklıdır.

Gerçi, gericiler, başta Tayyip Bey ve yandaş makule bu kavramı sevmezler, sevmediler de zaten…Onların hayallerindeki düzen, Gezi Parkı’na, caddelere, sokaklara, hatta ara sokaklara doldurdukları polis birlikleri, tomalar, akrepler, zehirli su kusan makineler, gaz bombaları ve sahici mermili silahlarla kuşanmış tetikçilerle sağlamlaştırdıkları düzendir! Ve üniversitelerin her dersanenin yanında bir polis karakolu, bir cami ve her mahallede bir hapishane ve sokaklar polis artı asker, caddeler polis birlikleri artı askeri birlikler, beldeler,ilçeler, iller, özerk bölgeler ve demokrasi paketi… yani, sağlamlaştırılmış bir demokrasi, kısaca: ileri demokrasi, ya da vahşet düzeni!

Peki, ya ODTÜ’ye polis girip yerleşir de, öğrenciler “radikalleşirse!” Ve öteki üniversiteler…de radikalleşirse, ve sokaklar…da, ve meydanlar…da, ve caddeler ve mahalleler…de, ve, ve,ve…

Ben şimdi tüm gericiler ve emperyalizmden yana makule neden 27 Mayıs Devrimi’ni ve ANAYASASI’nı sevmiyorlar, anladım. Çünkü, o ilerici, devrimci 27 Mayıs Anayasası’na göre eğitim kurumlarına ve elbet üniversitelere de polis giremiyordu da ondan!

Ve şimdilerde onlar hala ve de inatla polis üniversitelere girsin ve yerleşsin diyorlar’mış!.
Eh, o zaman, bu yazımızı baştan okusunlar:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here