Ramazan’da kuyruklar ve cumhurbaşkanlığı seçimleri

Ramazan’da kuyruklar ve cumhurbaşkanlığı seçimleri

0
PAYLAŞ

Soruların cevaplarını bulamayız. Soruların cevaplarını aramaya başladığımız da karşısına devasa bir işsizler ordusu çıkar. Bu devasa işsizler ordusu ile karşılaşmak hiç de sürpriz olmaz. Liberal ekonomi sermaye açısından büyük getirisi olan bir sistem. O nedenle sistem ihtiyaçlarına uygun modeller yaratır. O modellerden biri de uygulanan taşeron sistemidir. Bu sistem toplumsal ihtiyaçları karşılamak için değil de sermayenin büyütülmesi üzerine şekillenmiş. Öngörülen-uygulanan bu sistem tamamen emekçilerin açlığı üzerine kurulmuş.

Sermayenin ağababaları, taşeron firmaları, işçileri 12-13 -15 saat çalıştırarak sistemin yıkıntılar altın da bırakırlar. Ramazan kuyrukların da karşılaştığımıza çıkan insan manzaraları bu kadar kuyrukta dizilmiş, beklemiş, gururları incinmiş olmaları hiç de umursanmaz. Bu insanlara orada olmaları ve kuyruğun uzayıp gitmiş olması hiç de şaşırtıcı gelmez. Bu olup bitenler zaten kanıksanmış durumda! insanlar, bu olup bitene hiç de şaşırmışa benzemiyorlar. Ezilen halkın bu kadar çaresiz oluşu ve dine sığınması tam anlamıyla çaresizliği yansıtır. İnsanların dine sığınmaktan başka seçeneği kalmamış! Bu durum, iktidardaki güçlerin politik tutumlarıyla doğru orantılı olduğu çok açık.

Sermaye din- iman üzerinden halka seslenerek, halkın geri bilincini sermaye lehine yönetmekte. Sermaye kendi çıkarlarına, kendi lehlerine çözüm üretmekte. Ürettiği çözümü de halkın yararına gibi sunmaktalar! Burada, AKP’nin ustalık tanımı da sermaye lehine bir ustalık tanımı olduğu göz ardı edilmemeli. Cüneyt Zapsunun, çok iyi ifade ettiği gibi: “deliğe süpürülmeden” kullanım sürecindeler! Bu pespaye, işbirlikçi politik akımı şimdi’ de Cumhur Başkanlığını aynı söylem ve yöntemle elde tutmak istemekte. Cumhur Başkanlığı seçimlerin de dini son kertesine kadar kullanmakta beis görmemekteler. Toplumsal çıkarlar değil de AKP’nin çıkarı her şeyin önüne geçmekte. Din meselesi de Türkiye tarihin de en fazla kullanılır konuma erişti. Toplumu muhafazakarlaştırılarak oradan geçinmek politik bir anlayış olarak vücut buldu.

Hükümet çevrelerine göre halkın yaşamı güllük gülistanlık! Oysa, görüntüler, sokaklardaki açlık ve sefaleti yansıtıyor. Her mahallede,her kent meydanın da yansıyan din-iman manzaraları terapi ilacı gibi kullanılmakta. İnsanların açlığını din ve iman üzerinden doyurmaya özen göstermekteler. Toplumu bir yönüyle dinin esaretinde düşünmez hale getirmekteler. Bu görüntüler insanın aklına Marksın şu sözlerini getirmekte: “Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zaman da akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur” tanımlaması, ne kadar haklı olduğunu, aşağıdaki yapacağımız alıntılara bakarak göreceksiniz.

Mesela Arap Müftü’sü Amar Terezzi Şöyle buyurmuş:”IŞİD ile sevişmek cennetten bahçe almaktır, peygambere komşu olmaktır”. IŞİD Nedir: Irak ve Şam arasında İslam’ı bir devlet kurma peşinde olan gerici ve çapulcu, talan ve yağmadan beslenen uluslararası sermayenin kullandığı bir örgüttür. Arap Müftüsü inançlı kadınları bunlarla sevişmeye davet etmekte!!! Acaba bu Müftü kendi kızını, karısını da IŞİD militanlarıyla sevişmeye gönderir mi? Nede olsa Cennet garantilemişler, peygambere de komşu olmuşlar…

yine ortaya çıkmış olan kadın pazarlama şirketi “Helal Hayat Kadını adına” servisi yaptığını açıklıyor. Muhafazakarlaşan toplumun yapısına uygun “Din kurallarını bozmadan cinsel ilişkiye girilir ve sonrasında boş ol ile boşanma yerine getirilir. Arzu üzerine gusül abdesti alınır. Evlere servis yapılır” demekte. işte bu ülkenin geldiği nokta burası. Bizde dini referanslı adaylarla Cumhur Başkanlığı seçimlerine gidiyoruz. seçim vaatleri içinde dini hangi biçim de uygulanacağın dair bir şey yok. Modern toplumda din teknolojinin imkanlarını da kullanarak toplumu maniple etme becerisini sürdürüyor. İran ve Suudi Arapistan da din devleti biçimi toplumsal değer olarak karşımız da durmakta. Din adına her türlü zulümü halka layık dayatmaktalar.

Demek ki ,”Din…merhametsiz dünyanın ruhu…akılsız bir çağın aklı” sözü günümüzün gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. işte bu “akılsız çağın” aklının öncülüğünde bir Cumhur seçimi yapılacak. Halkımız bu seçimleri nasıl sonuçlandıracak onuda zaman gösterecek.

BİR CEVAP BIRAK

thirteen + fourteen =