Rapor “Türk şapkası” giymiş!

Pes! Pes ki ne pes!
Avrupa Komisyonu’nun yıllık raporu Rumlar tarafından beğenilmedi.
Gerekçe Türkiye’ye bir- iki güzel söz edilmesi…

Rapor taslağını değerlendiren Rum gazeteci Yannos Haralambidis “AB’liler, Lefkoşa’nın istediği gibi, Kıbrıs sorununda ne gördüklerini ve Türkiye’nin müzakerelere olumlu katılımını anlattıklarını iddia ediyorlar” diyor kinayeli bir şekilde.

“Türk katılım sürecinin değerlendirildiği Avrupa Komisyonu’nun yıllık raporu, tarafsızlık ve gerçekliğin tanımlanması ilkesine dayanmaktadır. Fakat, rapor taslağında, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler zemininde, Türkiye’nin, olumlu bir role sahip olduğu düşünülüyor. Türk tutumu memnuniyetle karşılanıyor” diyen gazeteci, Komisyonun, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirdiği yönünde bir görüşü olduğunu iddia ederek, raporu eleştiriyor.

Yazıda çok ilginç bir ifade daha var: “Kıbrıs Cumhuriyetinin Maraş paketine ekleyeceği 23 ve 24. başlıklara ilişkin Lefkoşa’ya baskıların yapılması beklenmektedir!”
Meali, “biz Maraş paketine birkaç şey daha ekleyeceğiz, Türkiye buna engel olmak istiyor!”
Yani Maraş önerisi dünden kabul, yanına garnitür bir şeyler lazım!
***
Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının hoşuna gitmeyen rapor nedense Rum siyasilerin de hoşuna gitmemiş. EVROKO Başkan Yardımcısı Polis Pallikaros yaptığı açıklamada, Avrupa düzeyinde, Türkiye’nin beraat ettirilmesini ve müzakerelerin yeniden başlamasına öncülük ettiği izleniminin yaratılmasını engelleyecek bir stratejinin belirlenmesi ve aynı zamanda donmuş sekiz başlığa ilişkin özel açıklamanın çıkarılması gerektiği yönünde bir görüş beyan ediyor!

Vatandaş İttifakı Örgütlenme Koordinatörü Tasos Kizas ise, Türkiye’nin AB’ye ve Kıbrıs Cumhuriyetine karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, herhangi başlığın açılmasının söz konusu olmadığı yönünde mesajların gönderilmesi gerektiğini söylüyor.

Komisyonun Türkiye’nin çözümle ilgili niyetlerini tamamen gizlediğini ve Türkiye’nin katılım başlıklarının açılmasının ileriye götürülmesi çabasında, iki halk ve iki devlete ilişkin konuşan Türkiye’nin tutumunu görmezden geldiğini iddia eden koordinatör, Türklere en ufak bir haklılık payı verilmesini kabul etmediklerini ortaya koyuyor bu sözleriyle.
Sözün özü; AB’nin tarafgirliği bir yana, yıllarca şımarık çocuk pozisyonunda ortalığı ayağa kaldıran Rumlar, bize karşı –sus payı- olarak ortaya konan en ufak olumlu sözü dahi içlerine sindiremezken ve hemen karşı atağa geçerken biz sessiz kaldık.
Yukarıdaki ifadelerin rapor açıklanmadan önce kullanıldığını, yani Rum yazarın 6 gün önce bunları yazdığını, siyasilerin 6 gün önce yorum yaptıklarını hatırlatmam belki ne demek istediğimi daha iyi anlatır.

***

Başpiskopos yine döktürmüş.
Başpiskopos 2. Hrisostomos Maraş konusunun ortaya konulma şeklini olumlu olarak nitelendirmiş. ‘Kıbrıslı Türklerin iyi niyete sahip olup olmadıklarını görmek için, Maraş konusunun, Cumhurbaşkanı tarafından da ortaya konulduğu üzere, olumlu bir unsur olduğunu düşünüyorum’ şeklinde konuşan Başpiskopos, kendisinin, Kıbrıslı Türklerin iyi niyete sahip olmadıklarına ve hiçbir zaman da olmayacaklarına inandığını kaydetmiş ve dikkatli olunması tavsiyesinde bulunmuş.
Daha önce, “iyi niyet göstersinler ve tahrip edilmiş olsa da Maraş’ı bize versinler, bu bizim tarafımızdan hoş karşılanır. Ancak, sahte devletin (KKTC’nin) varlık kazanmasını veya tanınmasını sağlayacak takaslar istemeleri halinde, hükümete böyle bir şeyi yapmasını tavsiye etmem. Çok dikkatli olmamız gerekir, çünkü genellikle Türkler her zaman almak ister” diyen Hrisostomos, klasik Helen megolamanlığı içinde “hep bana, hiç sana” tavrını yinelemiş.
Yüzde 90’ı vakıf malı olan Maraş üzerine hayaller kuran Hrisostomos ve ırkdaşlarının bu düşüncelerinden vazgeçmelerini salık vereceğiz, veriler eşliğinde…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.