Rapor’da heyecanlı bekleyiş

Raporun taslak metni dün gece Ankara’ya ulaştı. Rapor taslağında yer alan “müzakerelerin askıya alınması, serbest dolaşım hakkı ve müzakerelerin ucunun açık olması” gibi ifadeler Ankara’da rahatsızlık yarattı.


Dışişleri Bakanı Gül, Günter Verhuegen ile AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarını arayarak raporda müzakerelerin sonunun açık olması ve kalıcı kısıtlamalar gibi Türkiye’nin rahatsız olduğu maddelerin değiştirilmesini istedi. 


Bu rahatsızlığını Brüksel’e ileten Ankara’ya “raporun tavsiye bölümünü dikkate alın” yanıtı geldi.


 Raporun tavsiye bölümünde AB’ye, “Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılması” öneriliyor.


 Ankara’yı “rahatsız edici” ifadelerin rapora, Türkiye karşıtlarını yumuşatmak için yazıldığı belirtiliyor.


 KOMİSYON TOPLANDI


 AB Komisyonu, bugün sabah İlerleme Raporu ve tavsiye bölümünü görüşerek nihayi hale getirmek amacıyla son kez toplandı.


Dışişleri Bakanlığı’nın elinde bulunan raporun tavsiye bölümünün taslak metninde şu maddeler yeralıyor.


1- Türkiye siyasi reformlarda özlü ilerleme kaydetti, ancak bazı eksikler var. Ancak Dernekler Yasası, Türk Ceza Kanunu yürürlüğe henüz girmedi.


 2- Hala uygulamada bazı eksiklikler bulunuyor. Reformların uygulamasanın geliştirilmesi gerekiyor.


 3-  Türkiye yeterli düzeyde siyasi kriteri yerine getirdi. Komisyon, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlamasını tavsiye eder. Burada “müzakerelere gecikmeksizin başlanması” ifadesi yer almıyor.


 4- Müzakerelerde reformların desteklenmesi ve reformların sürekli yakından izlenmesi gerekir. 2005 Aralık ayında bu konuda ilk rapor sunulacak.


 5- AB Anlaşması, AB Anayasası doğrultusunda temel haklar, demokrasi ve özgürlüklerin sürekli ihlal edilmesi halinde müzakerelerin askıya alınması tavsiye ediliyor. Komisyonun bu yöndeki tavsiyesi halinde Avrupa Konseyi’nin bu konudaki kararı nitelikli çoğunlukla alabileceği belirtiliyor.


 6- Türk işçilerinin AB üyesi ülkelerde serbest dolaşımını engellemek için “kalıcı emniyet supabı” öngörülüyor. Müzakereler uzun süreceği için bir başlık kapatıldıktan sonra diğer başlığa geçilmesi teklif ediliyor. Özellikle siyasal yapılanma ve tarım alanında spesifik düzenlemelere ihtiyaç olduğu kaydediliyor.


 7- İki taraf arasında siyasi ve kültürel diyaloğun güçlendirilmesi öngörülüyor. Avrupa ve Türkiye halklarının yakınlaştırılması amaçlanıyor.


 8- Katılım sürecinin Türkiye’nin reformları ilerletmesinde önemli olduğuna inandığını belirten Komisyon, “ancak, doğası gereği müzakerelerin sonucu, garanti edilemeyecek ucu açık bir süreçtir” ifadesine yer veriyor


GÜL’DEN SONDAKİKA ATAĞI 


AB Komisyonu’nun Türkiye’ye ilişkin raporunun açıklanmasına saatler kala Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün akşam “son dakika diplomasisi” gerçekleştirdi. Gül, telefonla temas kurduğu Avrupalı meslektaşlarından, Türkiye’ye “geciktirilmeden” ve “yeni bir ön koşul getirilmeden” AB ile tam üyelik müzakerelerine başlaması yolunun açılmasını istedi. Gül, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in yanı sıra, Almanya, İngiltere, AB Dönem Başkanı Hollanda ve İspanya Dışişleri Bakanları ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerini yerine getirdiğini hatırlattı. Gül, buna karşılık önüne yeni bir takım koşullar getirilmesi ile müzakerelerin başlamasının geciktirilmesi durumunda, bunun hükümet ve Türk toplumu tarafından tepkiyle karşılanacağı uyarısında bulundu.


“ÇİFTE STANDART OLUR”
Gül, “üye olmuş ülkelere ve diğer adaylara uygulanmayan bir takım koşulların Türkiye’nin önüne getirilmesi durumunda, bu AB hukuku ile bağdaşmaz ve AB’nin Türkiye’ye ’çifte standart’ uyguladığının tescili olur” mesajını verdi.


Amerikan Time Dergisi’ne bir demeç veren Gül, AB’de bazı çevrelerde ortaya atılan “Türkiye için referandum” fikrinin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi. Türkiye raporunun kesinlikle olumlu çıkacağını belirten Gül, aksi takdirde Avrupa’nın güvenirliğinin tehlikeye gireceğini vurguladı. Gül, “AB Türkiye’yi reddederse ne olur?” sorusuna verdiği cevapta “İnsanlar Avrupa’ya güvenilemeyeceğini söyler. Bu durum, İslam dünyasında Avrupa düşmanlığına malzeme sağlar. Büyük bir hakaret anlamına gelir. Sadece Türkiye değil, Avrupa da sınavdan geçiyor” dedi. 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − nineteen =