Referandum ve oy sayımları

Referandum ve oy sayımları

0
PAYLAŞ

Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Kim ne derse desin referandum Erdoğan’ın yargı önüne çıkmamak için ortaya koyduğu bir politikaydı. Halkta bu durumu gördüğü için tepkisini sandıklara yansıttı. Oy hırsızlığı çok bariz şekilde devlet gücü kullanılarak gerçekleştirildi. Bunun çok sayıda görüntüsü var. Ayrıca ,1 milyon 500 bin oyunda mühürsüz zarflardan çıkması! Bu mühürsüz oyları Yüksek Seçim kurulunun kabul etmesi, akla devlet gücünü kullanarak hırsızlık yapılması gerçeğini getiriyor ve bu gerçeği gözler önüne seriyor. Bu bir buçuk milyon oy sadece evet çilerin oyunun artması değil hayır oylarının da bir buçuk milyon azalması anlamına geliyor. Bu bağlamda yapılan oy hırsızlığı üç milyon demektir. Yani sahada kaybettiğini YSK. kanalıyla kazanmış oluyorlar.

Sandık başında yaptıkları hırsızlığı ve saldırganlığı da hesaplarsak işin vahameti daha iyi anlaşılır. Leş kargaları gibi bir kadının üzerine çullanarak dövmeleri de değer yargılarının tükenmişliğini gösterir. Hele mühürsüz çıkan oylara mühür basmaları hırsızlığın ve hilenin hangi boyutlara vardığının anlaşılması bakımından çok önemlidir. Kamaraya çekildikleri söylenmesine rağmen yüzleri kızarmadan hırsızlıklarına devam ediyorlar. Bunlar da o seçim kurulunca normal kabul edilerek itirazlara ret demesi referandumun ne vaziyette evetlediğini anlatır.

Feto davasında sıradan insanlar içeri alınarak hain ilan edilmesi karşısında YSK’ dan hiç kimsenin bu türden bir soruşturmaya uğramaması arasında bu hilelere onay verme arasında bir ilişki yok mu dersiniz? Parlamentodaki Feto’cular da aynı şekilde soruşturma kapsamına alınmadılar. Büyük ihtimalle bunlarla da bir pazarlık yapıldı.Kendi iplerini kendilere çektirildi. Bunlar da asla göz ardı edilmemelidir. İkinci bir durumda: Muhalefetin propaganda yapmasına getirilen yasaklamalar ve tutuklamalar! Elektriklerinin kesilmesi, toplantı yerlerinin keyfi olarak yasaklanması tarihsel olgulardır.

Bütün muhalefet kesimi devlet güçlerince tehdit altında çalıştı. Tutuklamalar oldu. Propaganda çalışmaları tehdit, şantaj altında geçti. Bütün tehditlere rağmen çalışmalarını sürdürdüler. Kürt bölgesinde Köyler devlet güçlerince işgali altında kaldı. Oylar işgal güçlerince kendilerine göre tasnif edildi.Şehirde HAYIR diyen Kürtler nedense Kırsalda evet demiş oldular! Bu çok manidar ve düşündürücüdür! Devlet zoru olmasa Kürtlerin kırsalda evet demesi çok da mümkün değildi. Kürtler kendilerine zulüm edenin yanında olmayacakları çok açıktır. Her Kürt evinde birden fazla devletin öldürdüğü insan var. AKP döneminde yapılan katliam ,Kürtlerin hayır demesi için yeterli sebep, bu durum, Kürtlerin Hayır demesi için yeterde artar bile.

Üçüncü: Gerçekte, laik kesimin yaşam endişesi referandumda belirleyici oldu. Aşağı yukarı ballibaşlı büyük kentlerin tamamı hayır sesi yükseltti. Kıyı kentleri tek adam rejimine hayır dedi. Kürtler hayır dedi. Aydınlar hayır dedi. Sol, sosyalist, komünist kesim zaten hayır diyor. Bu sahaya aşağı yukarı yüzde altmış hayır olarak yansıdı. Ama sandık hileleri toplumsal yapının ötesine geçerek kuralsız oylar eklendi. Yüksek seçim kurulu tarafsız olsaydı, diyet borcu ödemeselerdi ,hayır çıkmaması için hiç bir sebep de yoktu! referandum da hayır çıksaydı o keyfi hukuk süreci tamamen bitecekti. Toplum olarak uzlaşarak yeni bir anayasa yapma yolu açılacaktı.

Birilerinin ihtiyacına göre değil de toplumun ihtiyaçlarına göre bir anayasa çalışması toplumu rahatlatmış olacaktı. Toplum rahatladığında savaş ağalarının süngüsü düşecekti. Yayılmacılık şarlatanlığı, kardeş kavgası sonlanacaktı… Dördüncüsü: Bütün o hırsızlıklara rağmen yeni anayasanın yürürlüğe girmesini engelleyecek formüller aranarak yenden bir anayasanın yapılması için çalışmak da gerekir. Muhalefet ortak dili parlamenter rejim formülünde birleşerek daha demokratik bir anayasa yapmak için güçlerini ortaklaştırmaları önemsenmeli. Ayrılıkları değil de ortak oldukları kanaldan ilerleyerek 2019 seçimlerini parlamenter sisteme dönüştürecek formülleri bulmak durumundalar. Daha karanlık bir sürece girilmeden toplum olarak normalleşmek durumundayız.

Normalleşe bildiğimiz ölçüde toplumsal huzur artar, gerilimler biter. En önemlisi de, yenilgiyi kabul etmeden ayakta kalarak, ortaya çıkan hırsızlığı teşhir ederek, yeni süreçte sokağı toplum yararına harekete geçirmektir. Sokak hareketi arttıkça bu iktidar çeteleri de dağılma evresine gireceklerinde kuşku duymayalım.

_____________

23 Nisan 2017 Tahir Canan

BİR CEVAP BIRAK