Referandumda ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ demenin gerekçesi açık olmalı!

Referandumda ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ demenin gerekçesi açık olmalı!

0
PAYLAŞ
Tahir Canan

Bir toplumda yönetenler yönetemez hale geldiklerini her türlü rezaleti geçerli hukuk gibi anlatmaya başlarlar. Tarihe baktığımızda çok sayıda bunun örneğine rastlarız. Bugün ülkemizinde geldiği yer, nokta, yaşadığı şey de bu! Halka karşı her türlü hile ve dalavere içinde olan bir siyasal anlayış bu ülkeyi yönetir durumda. Bunlar, yüzleri kızarmadan açıkça yalan söyleyerek halkın bazı duygu ve düşünceleri istismar ederek, İstikrar şarlatanlığını dillerine pelinse etmiş durumdalar. Bu haliyle de, bunlar, bu toplumu aldatma üzerine kurdukları o politikalarını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bilerek, isteyerek halka yalan söylüyorlar. Yaptıkları anayasa değişikliğinin sonuçları anlaşılmasın diyerek özel gayret gösteriyorlar. Bugün içinde bulunduğumuz Anayasa değişikliği üzerine yapılan referandum da gerçeklerle yalanlar toplum katlarında yüzleşecektir! Bu iktidar tarafından estirilen o siyasal terörün de gerçek hedefi toplumsal uyanışı engellemek olduğunu asla unutmayalım. İş akitleri fes edilenler, sürülenler, tutuklananlar bu sebeple eziyete tabi tutulmaktalar. AKP’nin politikası tam anlamıyla topluma karşı suç işlemek üzere kurulmuş bir oluşumdur!!!. Onun için de ceza evleri dolup taşar oldu. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek kadar bizde siyasi suçlu, mahkûm oluştu. Bu toplumun bölüp parçalama üzerine kurulmuş bu AKP politikası bu referandumda oylanacak! Buna dur demek içinde temel çıkışımız haklarımızın geriye gidişine dur demek anlayışı olduğunu belirtelim. İnsanların hangi partiden olduğu değil asıl olan onların kendi haklarını savunuyor olmaları çok önemli ve yeterli ve referandumda hayır demeleri için de yeterli sebepleri olacağı asla göz ardı edilmemesi gerekir. İşte bu nedenle herkes gücünün yettiği oranda hayırları çoğaltması gerekmekte.

Çünkü o Anayasal değişikliği sırasında iktidardaki parti mensupları her türlü hileyi geçerli yol olarak kabul ettiler. Milletin gözünün içine bakarak suç işlemişsem ben işlemişim size ne demekten kendilerini alamadılar. Bu tutumları dahi bizim geleceğimizin ne kadar zorda olacağının ve zora sokacaklarının göstergesidir. Bu zorbalar 15 yıldır iktidardalar. 15 yılda bu ülkeye getiremedikleri huzuru Başkanlık sistemiyle nasıl getirecekler diye sormak durumundayız? Bunların bu yaptığı anayasa değişikliği bu toplumu ileri taşıyan bir durumda olmadığı gibi toplumun maddi değerlerini de fonlara devrederek topluma karşı açıkça suç işlemekteler.
Bunların o cilalı sözlerinin hiçbir değeri yoktur. Uygulamaları neyi hedeflediklerini açıkça göstermektedir. Yani bunlar söylediklerinin tam tersine toplumun ümüğünü sıkar bir konum ve karakterdeler. İşten atmalardan tutunda vergi yüklerinin artmasına kadar uzanan Anayasa değişikliği hangi sorunu çözecek dediğinde istikrar sağlayacak demenin dışında bir cümle de bunlar tarafından kurulamamakta . Bu baylarımız 15 yıldır iktidardalar. 15 yılda gerçekleştiremedikleri istikrarı Başkanlıkla ya da krallıkla mı gerçekleştirecekler dersiniz? Bu iktidar sahiplerince asla yanıtlanamaz. Bu sorular hep ortada kalır!

Anayasa değişikliği tam anlamıyla bir tiyatro olarak yazılıp oynanmakta! Bazı paralı uşaklar tarafından süslenip püslenerek gerçekleri tersyüz ederek insanlara anlatılmakta. Toplumu aldatma politikasını soysuzca tartışmaktalar. İnsanlardan saklamaya çalıştıkları şey: dibe vuran o ekonomik politikalar, itibar yitirmiş dış politikalarıyla birlikte içte toplumu birbirine karşı kışkırtan politikalarıdır! Devlet katlarında işgal ettikleri makamları kullanarak çaldıkları değerlerimizin hesabı sorulmasın diye kırk dereden su getirerek takla üstüne takla atmaktalar. Birilerinin kurtuluşu ulusal kurtuluş gibi sahnelenip bizlere yedirilmek istenmekte! Bu adamlar topluma ne vereceklerini değil de neyi alıp götüreceklerini bizlerin anlamaması üzerine kurmuşlar. Onun için toplum yararına konuşanların gırtlağına basarak mahpushanelere doldurmaktalar.

Burada, evetle hayır arasındaki fark, kötünün daha kötüye gitmesinin önüne geçmekten ibaret olduğunu unutmayalım. Burada kimin hangi siyasal anlayışa sahip olduğunun çok da önemi yok. Bu vurguncu çete kendisini var edebilmek için herkesin haklarını yok etmekteler. Bunlar mafya olarak gelmiş, gelen gideni aratır noktasında güç kullanmaktalar. Burada bunlara evet dersek sivil zorbaların anayasasını, daha doğrusu Anayasasızlığını, hukuksuzluğunu, terörünü kabul etmiş olacağız. Hayır dediğimizde de askerlerin bu topluma ölüm, kıyımla dayattığı, ortaya çıkarttığı o iğrenç anayasada kalacağız! Eski anayasanın iyi olduğu için hayır demiyoruz. Gelenin eskiye rahmet okutacak nitelikte ya da cinste olması nedeniyle bu anayasal değişikliğe hayır diyoruz. Aslında biz bu anayasanın ikisini de benimsemiyoruz. Ancak daha kötüye gidişin önüne geçmek için hayır dememiz durumundayız.

AKP’nin başında olanlar bu ülke halkının değerlerini talan ederek gerilim üzerinden kendilerini var etmeye çalışmaktalar. Gelinen aşamada Ekonomi iflas etmiştir! Siyaset dibe vurarak işlemez olmuştur! Ülkenin itibarı sıfırlanmıştır! Uluslararası arenada Türk devletinin politikası bunlar itibarsız bir noktaya sürüklenmiştir. Bu politik istikrarı sağlamak bin odalı bina dikmeye hiç benzemediğini bunlar bir türlü anlamamaktalar. Eğer az buçuk bunlar kendi atalarımızın sözlerine kulak verselerdi: Kürkün insan yaşamı yansıtmayacağını da anlarlardı. Bunlar tarihten söz ettiler ama tarihi asla anlamadılar. Sağla düşman, solla düşman, halka düşman yaşamayı tercih ettiler. Ruslara kafa tutarken Amerika ve Avrupa’ya sarıldılar! Amerika’ya, Avrupa’ya karşı efelenirken de Rusya’ya sarıldılar. Bu tutarsızlık içinde, gelgitlerle politika yaparken Ruslardan özür üzerine özür dilediler. 15 yıldır bu ülkenin içine ettiler. Maalesef bunlarda o devlet aklıyla davranma kabiliyetini hiç görülmedi. Ülkeyi soyup soğana çevirdiler. Bunlar ekonomi’yi talan ettiler. Bu zamana kadar yaratılan bütün değerleri bir miras yedici gibi yiyip bitirdiler. Tarım alanları bunlar tarafından tarımdan uzaklaştırıldı! Tarım alanları işlemez oldu. Fabrikalar uluslararası tekellerin eline geçti. Hayvancılık dibe vurdu. Sahiller yabancılara peşkeş çekildi. Ağzılarını açtıklarında yol, köprü deseler de“Deliğe süpürülmemek için” ülkeyi deliğe süpürülür noktaya getirdiler. AKP hükümetlerinin 15 yıl da bizi getirdiği yer bu itibarsızlaştırma noktası oldu…

BİR CEVAP BIRAK