Reklam vermişler, hata etmişler…

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı bundan 27-28 sene önce tanıyanlardan biriyiz. Kendisiyle yüzde yüz farklı görüşlerde olmamıza karşın, zorunlu olarak aynı çatı altında çalışmak durumunda kalmış bir kişiyiz…


O, SEKA Genel Müdürü, biz de SEKA Başmüfettişi idik.


Kemal Unakıtan SEKA’ya geldiğinde, oğlu Abdullah Unakıtan ya dünya da yoktu ya da bir yaşındaydı, babası Unakıtan Sakallı, annesi Ahsen hanım da tesettürlüydü.


Unakıtanlar lojman komşumuzdu. Evlerimizin arasında 150 – 200 metre mesafe vardı. Birçok SEKA’lı gibi biz de işe gitmek ya da alışverişe çıkmak gibi nedenlerle her gün evlerinin önünden geçerdik. Eşi Ahsen Hanım ev hanımıydı, çalışmıyordu.


Kendilerine muhalif olanlar,  Unakıtanların lojmanının balkonunda yıkandıktan sonra asılı olan çocuk bezi ve çamaşırlara bakarak, bunları Ahsen hanımın diktiği dolayısıyla tutumlu bir hanım olduğu konusunda yorumlarda bulunurlardı.. Mahalledeki kadınlar arasında bu tür söylentiler yaygındı, ancak biz SEKA’lı erkekler, bu iddiaların ne denli doğru olduğunu tabi somut olarak bilemezdik.


Sayın Unakıtan,  SEKA’daki görevi ne olursa olsun, bu bir işçi de olabilir, daha çok dindar sayılan namazında niyazında olanlarla özel görüşme ve sohbetleri tercih ettiğinden, kendisiyle kurumun başmüfettişi olarak, iş görüşmesi dışında sohbet tarzı bir araya gelmemiz hiç olmadı…  İlişkimiz soğuk, iş konusu gibi zorunlu nedenlere dayalı olurdu. Sayın Unakıtan’ın bunları hatırlaması sanırız olanaklı değil. Aradan çeyrek asırdan fazla süre geçti.


Sayın Unakıtan’ın SEKA’da görev süresi içersinde bacanağı yani Ahsen hanımın kardeşi Hüseyin Bayar, SEKA Yönetim Kurulu Kararıyla Müessese(fabrika) İdari Müdür Yardımcılığı görevine atanmıştı. O zamanlar bu atama kuruluş içerisinde bir hayli tartışma konusu olmuştu. Zira Kuruluş bünyesinde çok daha deneyimli ve kıdemli personel varken, Hüseyin Bayar’ın, Kemal Unakıtan’ın bacanağı olması nedeniyle, doğru dürüst bir deneyimi yokken erkenden üst düzey bir göreve atanmış olması büyük huzursuzluk yaratmıştı.


Ancak,  SEKA’daki bütün atamaları, Sayın Unakıtan’ın içinde yer almış olduğu Yönetim Kurulu’nun, liyakat sistemine göre yapmış olduğunu kabul ederek, bacanağı Hüseyin Bayar’ında atamasında liyakat ölçütünü dikkate almış olabileceğini düşündük. Çünkü, Sayın Unakıtan, dindar, hak yemez namazında niyazında ve bu tür konularda titiz ve dürüst olduğu için, kendisinin bacanağı ve aile efradı konusunda, her hangi bir haksızlık ve ayırımcılık yaptığını düşünmedik..  Ama o tarihlerde, objektif ve tarafsız gözle olayları değerlendiren ve düşünen, SEKA’da tek bir Allah’ın kulunun, bu atamayı normal ve haklı bulduğuna tanık olmamıştık.


Aradan yıllar geçti geldik bugünlere. Çeyrek asırdan fazla bir süredir yüzünü görmediğimiz Sayın Unakıtan’ı önce Tayip Erdoğan’ın sevgili abisi olarak milletvekili, daha sonra da Maliye Bakanı konumuyla, AKP saflarında gördük.


Sakalsız halini gazete ve televizyonlarda görünce, sakallı durumda iken görüntü olarak kendisine gerçekten ne denli haksızlık yaptığını anladık. Sempatik güler yüzlü esprili bir Unakıtan vardı karşımızda. Oysa siyah sakallı SEKA Genel Müdürü Unakıtan, görünüş olarak hiç mi hiç sempatik değildi.


Eski Genel Müdürümüz Kemal Unakıtan, Maliye Bakanı olarak bugün ne yazık ki çeşitli iddia ve suçlamalarla karşı karşıya. Tabi üzülüyoruz, bu durumlara düşmesini istemezdik. Hakkında verilen üçüncü gensoru nedeniyle TBMM’de yapmış olduğu konuşmaları (savunması) sırasında da, öncekilerde olduğu gibi sağduyulu vicdanlar önünde, hiçbir şekilde inandırıcı olamadı. Bizim vicdanımızda da asla aklanmadı! AKP çoğunluğunun vermiş olduğu aklama kararı siyasidir. Dolayısıyla resmiyette geçerliliği olan kararın, vicdani ölçütlerde  önem ve değeri yoktur.


Oğlu Abdullah Unakıtan’ın, firması adına, Ankara Belediyesi otobüs biletlerinde yer alan Unakıtan markalı pastorize yumurta reklamları için, konuşmasında ne demişti? “Reklam vermişler hata etmişler.” Savunmasında konuyla ilgili söylediği tek cümle buydu. Olay öyle bir cümle ile geçiştirilecek gibi basit mi?


Baba Maliye Bakanı. Oğul, babasının soyadını kullanarak şirketinin ürünlerini markalaştırıyor ve pazarlıyor ve de resmi bir kuruluşun biletlerini reklam aracı olarak kullanıyor. Acaba sıradan bir vatandaşın, kendisi ya da oğlu için bu yönde talebi olsaydı, Abdullah Unakıtan’a tanınan koşullarda o vatandaşa bu yönde fırsat ve imkan verilir miydi ?


Deniz kenarında ki önemli bir kentimizde, Unakıtan likit yumurtalarının ana bayisinin ya da şirket adına söz ve yetki sahibi olan kimilerinin; turistik otel ve tesislerinin yöneticilerine telefon açıp Unakıtan yumurtalarından ne kadar isteyebilecekleri soruluyormuş. Haber böyle. Doğrudur yanlıştır bilemeyiz. Ancak bu durum sağda solda ısrarla söyleniyor ve kamuoyunda konuşuluyor.


Baba Maliye Bakanı olunca ve hakkında da çeşitli konularda suçlamalar ortaya atılıp,  ileri sürülen iddia ve suçlamalar karşısında kamuoyu önünde vicdanların kabul edebileceği biçimde savunma ve aklanma da ortaya çıkmayınca, bu tür haberlerin inandırıcılığı artıyor tabi…


Sayın Unakıtan bugün SEKA Genel Müdürü konumunda olsaydı (tabi SEKA kapanmadan önce) Oğul Unakıtan’da kağıt ticareti ile uğraşsaydı ve şirketinin  ünvanını “Unakıtan” koyup, SEKA’dan kağıt alımı yapsaydı ve de SEKA’nın tüm kağıt ürünlerinin üzerine Abdullah Unakıtan firmasının reklamlarını içeren kağıtlar yapıştırılsaydı,  Kemal Unakıtan SEKA genel müdürü pozisyonuyla böyle bir durumu Kuruluşun en tepede ki sorumlu yöneticisi olarak kabul eder miydi?  Etmeyi bir tarafa bırakın, aklının ucundan bile geçiremezdi! Çünkü büyük suç olurdu! Böyle bir durum gerçekleşseydi olay resmiyete dökülünce “çocuklar hata etmişler” diyerek olayı kapatabilir miydi?


Hakkındaki son yani 3. Meclis araştırma ve soruşturma önergesine sayın Unakıtan ( ve partisi AKP) evet deseydi ve“Buyurun gerek benim, gerekse ailemin ve çocuklarımın hakkında yasa dışı olduğunu ileri sürdüğünüz, yolsuzluk olarak tanımladığınız ne kadar iddianız ve suçlamanız varsa, araştırılsın soruşturulsun ve ne tesbit edilirse ortaya konsun, benim alnım açık yüzüm pak…” demiş olsaydı ve de sonunda gerçek manada aklanmış olsaydı, kendisini ayakta alkışlar ve hakkındaki kuşkularımızdan ötürü şahsından özür dilerdik.


Çok sayıda İddia ve suçlamalar karşısında soruşturmadan kaçacaksınız, sonra da ben suçsuzum diyeceksiniz! Bu halk size nasıl inansın Sayın Unakıtan?


Kemal Unakıtan partisinin oylarıyla siyaseten istediği kadar aklanmış olsun, milyonlarca Türk vatandaşının vicdanında olduğu gibi, bizim vicdanımızda da hiçbir biçimde aklanabilmiş değildir!


Öbür cihanda hakkında nasıl bir karar verilir onu bilemeyiz.



E-mail: burhanaozbey@yahoo.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.