Renkler ve bizler

PAYLAŞ

Denizin rengi, benzemez gökyüzününkine. Renkli televizyon çıkalı, bir başka oluverdi hayatımız.


Renkler, bizi birbirimizden farklı kılarken, bizim ortak yönlerimiz de oluverir bazen. Kızıl derililer, beyazlar, zenciler, esmerler. Göz renklerimiz bile farklı. Ela gözlü, mavi gözlü, yeşil gözlü insanlar yok mu ?


Renkler ki sağlık ve hastalık belirtisi olabilir. Hastalanınca sararır ve morarırız, iyileşince kan gelir yüzümüze.


Küçüğün ve büyüğün renkleri bile ayrı olabilir. Erkeğin ve dişinin renkleri farklıdır. Muhabbet kuşunun erkeğini, gagasının üstündeki renkten anlamaz mıyız ?


Meyve olgunlaşmadan rengi farklıdır, olgunlaşınca farklı bir renk alır, çürürken daha değişik bir renktedir.


Doğa, her renge farklı bir anlam yüklemiş. Çürüyünce beyazlaşan bir canlı gördünüz mü hiç? Dişlerimizin rengi neden beyaz ? Kanımızın rengi kırmızı.


Şair ne demiş : “Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.” Ataol Behramoğlu muydu şairin ismi, hani şu dörtlükler yazan şair?


Beyaz kağıda siyah ya da mavi kalemle yazmayı severiz. Ateşin rengi, kanımız gibi sıcaktır. Hiç sarı bir kuğu gördünüz mü ?


Renkleri doğa yaratmış. Biz ise kirletiyoruz. Fabrika dumanıyla, denize akan lağım sularıyla, çöplerimizle, pet şişelerimizle, yakarak, yıkarak, tüketerek kirletiyoruz dünyayı. Gökyüzünü kirletiyoruz. Okyanusları kirletiyoruz. Suları kirletiyoruz.


Siyasal anlamlar verdik renklere. Renkleri de alet ettik ideolojilerimize.


Komünistlere kızıl demiş, anarşistleri siyaha boyamışız. Çevreciler yeşile bayrak açmış. Barış için maviyi tercih etmişiz. Tutsaklığa ve teslimiyete beyaz bayrak çekmişiz.


Kırmızıda durmuş, yeşilde geçmişiz. Sarıda duraklamışız. Hemşireler beyaz önlük giymişler, cenazelerde siyaha bürünmüşüz.


Renklere ne anlamlar yüklemişiz. Renkli görmüşüz dünyayı. Ama hiç düşündük mü renksiz bir hayatı ? Bir an kapayın gözlerinizi. Renkler yok. Işık yok. Görüntüler kayboldu. Neredesiniz ? Ne kadar anlamsız geldi yaşamak değil mi ?


Renkleri gördüğümüze bir kez daha şükredelim. Gözlerimizin değerini bilelim. Güzelliklerin anlamını kavrayalım. Savaşmayı, yok etmeyi, nefreti, düşmanlığı, dedikoduyu, kibirli olmayı, başkalarını küçük düşürmeyi, aşağılamayı, güvensizliği ve renkleri kirletmeyi bırakalım. Gökyüzünün rengini, ağaçların güzelliğini, sokakların masumluğunu, çiçeklerin zarafetini ve böceklerin gizemli dünyalarını görelim. Dünyanın güzelliklerini görmeyip kendimizle yarışmanın dünyayı bir cehenneme çevirdiğini, mutlu olmayı bilmediğimizi, güvenmeyi uzun zaman önce  unuttuğumuzu hatırlayalım. Titreyelim ve kendimize dönelim. Neler oluyor bize dostlar? Ne hale getirdik güzelim dünyayı?

PAYLAŞ
Önceki haberHangi meslek?
Sonraki haberRice Ortadoğu turunda

CEVAP VER