“Öğrenme Tarzları”, öğretim yöntemlerinde önemli mi?

“Öğrenme Tarzları”, öğretim yöntemlerinde önemli mi?

0
PAYLAŞ

O, aynı zamanda, öğretmenlerin onu kullanması için eğitimi ve farklı öğrenme tarzları için testler satan birkaç şirketin olduğu büyük iştir.

Bununla beraber, son zamanlarda yayınlanan bir rapor, “öğrenme tarzları” fikri, aklımızın nasıl çalıştığını tam olarak gözlemlemek için, yeteneksizliğimizin sadece başka bir örneği olabilir olduğunu ileri sürer.

Bu raporun, hepsi nüfuz sahibi bilişçi psikologlar olan , fakat hiçbiri daha önce öğrenme tarzları üzerinde araştırma yapmayan yazarları, materyalin, öğrenicinin stratejisi ile birleştiği bir tarzda, daha iyi öğrenildiği zaman, öğrenmenin daha iyi olduğunu gösteren çalışmalar için, yayınlanmış araştırma literatürünü inceledi. Örneğin, “sözel öğreniciler” , diyagramlarla karşılaştırıldığında, basılı metinden, daha iyi öğrenme icra etmelidir, oysa, “görsel öğreniciler” , metin ile karşılaştırıldığında diyagramlar kullanarak daha iyi öğrenebilir.

Yazarlar, öğrenme tarzları fikrini destekleyen ve birkaçı onunla doğrudan çelişen, hiçbir katı araştırma bulgusu bulabilemedi. Bu rapor, sorunu incelemek için, ilk değildi, fakat, öğrenme tarzları için de kanıtı sorgulayan önceki raporlarla tutarlıdır. Örneğin, bir tanesi Dan Willingham. tarafından 2005’te yazılmıştı.

Şimdi, kanıtın bir yokluğunun, yokluğun kanıtı olmadığını hatırlamak daima önemlidir; o, eğitimi öğrenme tarzları ile birleştiren büyük pozitif etkileri gösteren sadece köşe hakkında olabilir. Bununla beraber, şimdiki araştırmanın, bizim eğitim sistemlerinin, bu fikre dayalı öğretme teknikleri veya değerlendirmeler üzerinde para harcayabilir olup olmadığı hakkında akla uygun sorunları yükselten böyle etkiler göstermediği gerçektir.

Öğrenme tarzlarının gerçek olmadığını, bu raporun yazarlarının söylemediğine dikkat çekmek önemlidir. Birçok insan, farklı biçimlerde öğrenmeyi içtenlikle tercih eder. Fakat, görsel olarak veya sözel olarak öğrenmeyi tercih ederim gerçeği, tamamen, bana görsel olarak veya sözel olarak öğretildiği zaman gerçekten daha iyi öğrenip öğrenmediğimden farklıdır.

Ondan sonra, öğrenenler, aileler, ve öğretmenler için öğrenme tarzları fikri niçin o kadar güçlüdür? Muhtemel birçok neden vardır, fakat, kısmen, insanların kendi öğrenmelerini önceden bilmede genel olarak oldukça kötü oldukları gerçeğini yansıttığı görülür. bunun hoş bir örneği, St. Louis Vaşington Üniversitesi’nden Roddy Roediger ve Jeffrey Karpicke tarafından 2006 da yayınlanan bir çalışmadan gelir. Bu araştırmalar, öğrencilere, iki farklı şekilde bazı bilimsel materyaller (güneş hakkında bir paragraf ve biri su samuru hakkında) öğretti.

Bir gruba konu hakkında bir paragraf sunuldu ve onu dört kere okumasına izin verildi. Diğer gruba birkere paragraf sunuldu, ve malzeme için onların belleği üç kere test edildi. Ondan sonra her iki grup, materyali öğrenmiş olduklarını ne kadar iyi düşündüklerini soran bir anket aldı. Onlar aynı zamanda çalışmadan sonra birkaç dakika içinde, aynı zamanda bir hafta sonra, hafıza testi aldılar.
Materyali ne kadar iyi öğrenmiş oldukları sorulduğunda, paragrafı dört kere okumuş olan insanlar, materyali öğrenmeleri hakkında çok daha iyi hissetti. Ek olarak, çalışmadan sonra hafıza testi üzerinde tamamıyla daha iyi icra ettiler. Bununla beraber, bir hafta sonra, şeyler oldukça farklıydı. O noktada, paragrafı birkere çalışmış olan insanlar, ve ondan sonra üç kere test olanlar, materyal için bellek testi üzerinde paragraf okuyucuları kolayca kendinden çok emin üstün geldi.

Bu hikayeden alınacak ders, insanlar, genel olarak, onların kendi öğrenmeleri hakkında yargılamalar yapmada açıkça kötü olmalarıdır. Tamamen yanlış olan bellekler hakkında çoğu kez fazla emin olabiliriz ve yine, gerçekten iyi öğrenilen diğer şeyleri hatırlamak için yeteneğimiz hakkında az emin olabiliriz. Özellikle, yetenek için çoğu kez akıcılığı (veya kolaylığı) karıştırırız. Paragrafı dört kere okuyan grup, dördüncü kerede onu çok kolay buldu, ve bu, daha sonra materyali hatırlamak için, çok kolay bir iş olacağını düşünmelerine yol açtı.

En zor olan şeyler, en iyi öğrenmemizi sağlayan şeyler olduğunu gösteren, büyüyen bir araştırma bütünü vardır, bu kavram, eğer birşey oldukça kolaysa, biz, muhtemelen çok öğrenmiyoruz olan düşünce ile, “arzu edilebilir zorluklar” ismiyle bilinegelir. Araştırma, hala, bu fikrin tam olarak nasıl geniş bir şekilde uygulandığını belirlemek devam ediyor, fakat, hem sınıfta hem de günlük yaşantımızda, öğretme ve öğrenme hakkında nasıl gideceğimizi yeniden düşünmemizi önermek için, orada daima yeteri kadar kanıt yoktur.

*İngilizce Öğretmeni Y.Müh. Naim Uygun tarafından Russell Poldrack’in makalesi İngilizce’den çevrilmiştir.
http://www.pekiyi.150m.com
dersogren@gmail.com

BİR CEVAP BIRAK