Restorasyon komedisi

Restorasyon komedisi

0
PAYLAŞ

Gecikmiş bir yazı bu aslında. Bundan 2 ay önce yazmam gerekiyordu, tüm bu tartışmalar başlamadan, kimsenin haberi yokken…
Görüyorum ki iki ayda hiçbir şey değişmedi. Hala tartışılıyor “KKTC’deki tüm vakıf eserlerinin restorasyonun Türkiye tarafından yapılacağı” açıklaması… Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer “Uzlaştığımız noktada, iki eserin dışındakilerin tümünün burada ihale edilmesidir. Protokolde gerekli tadilatın yapılmasını istiyoruz. Eğer protokolde değişiklik olmazsa taviz vermemiz mümkün değil” diyor.
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ise Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu’nun, Türkiye Vakıflar İdaresi ile imzalanan protokol kapsamında, yalnızca Selimiye Camii ve Lala Mustafa Paşa Camii’nin restorasyon ihalelerinin Türkiye’de açılması konusunda karar üretme hazırlığında olduğunu söylüyor. Gerisi burada yapılacakmış!
Oysa Vakıf kültür varlıklarının restorasyonuna ilişkin protokolün Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ile TC Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından imzalanmasının şahidiyiz. Bu anlaşma ile Kıbrıs’ta bulunan Vakıf Kültür Varlıklarının aslına uygun olarak araştırma-kazı çalışmaları, rölöve, restitüsyon, rekonstrüksiyon, restorasyon, bezeme, statik, tesisat (makine ve elektrik) çevre düzenleme projelerinin hazırlanması, restorasyonlarının yapılması ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin yeniden yapılanmasında ihtiyaç duyacağı bilgi, tecrübe ve yazılım paylaşımının gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Ki yapılacak tüm restorasyonların finansmanı Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü…
KKTC’nin yaptığı sadece “onarıma izin vermek!”
Yani Türkiye “geleyim, tüm kültürel varlıklarını onarayım, sen hiçbir şeye karışma” diyor, başka ülkelerin öpüp başına koyacağı bu teklif bizde milli sorun oluyor.
Neymiş, biz yaparmışız! Niye yapmadın o zaman şimdiye kadar diye sormazlar mı adama?
Hani düşünmemeniz için çok sebep var ama “Türkiye parayı versin, biz onaralım” diye aklınızdan geçiriyorsanız, Türkiye’nin bu konuda zerre güveninin olmadığını söylemek zorundayım zira yol yapılsın, tamirat yapılsın, şu yapılsın, bu yapılsın diye size gönderilen paraların malum amaçlar için harcanmadığını herkes biliyor.
Onun dışında bir de restorasyonun özel bir alan olduğu konusunun idrakinde zorluklar var sanırsam. Restorasyon yapmak, kap malayı, koy tuğlayı, at sıvayı düz mantığıyla olmuyor.
Özel işçiliği var, özel malzemesi var. En mühimi bu konuda deneyimli özel bir ekip gerekiyor restorasyon için.
***
KKTC ve TC arasında protokolün imzalanmasının ardından Türkiye Vakıflar İdaresi’nden üst düzey bir yetkiliyle görüşme imkanı bulmuştum. Söyledikleri inanılır gibi değildi: “Biz kaç yıldır Hazreti Ömer Tekkesi’ni ve onun gibi birçok yapıyı onarmak istedik. Defalarca söyledik, reddettiler. Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde eski eserlerin tamiratı, tadilatı konularında yardımımız oldu ve hangi ülkeye söylediysek hemen kabul ettiler. Yazık ki KKTC’de bunu yapamadık. Neyse ki imzalar atıldı da bundan sonra ecdadımızın mirasını koruyabileceğiz. Ayrıca bir de restorasyonların profesyonel ekiplerce yapılma zorunluluğu var. Bu konuda 10 yıl deneyimi olan biri var mıdır? Yıllar sonra belki olacak ama bugün itibarıyla bu konuda uzman ekiplerin bulunduğunu düşünmüyorum. Siz de biliyorsunuz ki Türkiye bu konuda hayli yol kat etti.”
Böyle bir protokol elin tersiyle itiliyor. Bu ülkeye bir çivi çakmaya gücü olmayan insanların, halis niyetle yapılacak yardıma neden karşı çıktıklarını anlamak için kahin olmaya da, fazla zeki olmaya da gerek yok ama “Biz yaparız” lafının tam bir parodi repliği olduğunu hatırlatmaya gerek var. Paran varsa neyi, nasıl istiyorsan yap zaten. Türkiye’ye ihtiyaç yok da, paran yoksa başkasının harcayacağı paradan sana ne!
Son bir hatırlatma; Onarım Türkiye Cumhuriyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurumsal katkısıyla yapılacaksa kendi bütçesini kullanma yetkisi de bal gibi Türkiye’dedir ve Türkiye Vakıflar İdaresi yurtdışında ihale açamayacağına göre ihalelerini Ankara’da yapmak zorundadır.

BİR CEVAP BIRAK

13 − twelve =