Örgütlü emek mücadelesi

ÖRGÜTLÜ EMEK MÜCADELESİ / Hazırlayan: Faruk Eskioğlu

DÜNYADA

Sendikalar, işçilerin kendi hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek üzere oluşturulan, sınıfsal ve toplumsal örgütlerdir. Sendikalar işçilerin ekonomi örgütü olarak toplu sözleşmeler yapmanın yanısıra, toplumsal ve siyasal yaşamın içinde demokrasinin sınırlarını geliştirmeye ve işçilerin haklarını güvencede tutmaya çalışırlar.

Sendikaların tarihi kapitalizmin gelişimiyle çakışır. İlk emekçi örgütlenmeleri 18. yüzyılda dünyanın ilk kapitalist ülkesi İngiltere’de başladı. Bu ilk örgütlenmeler; dayanışma dernekleri, yardımlaşma sandıkları biçimindeydi.

18’nci yüzyıldaki çalışma koşulları oldukca ağırdı. Günde 18 saate kadar çok az bir ücretle çalışan işçilerin iş güvenliği yoktu. İş kazaları, meslek hastalıkları çok yaygındı. çalışanların makineleri kullanmaları için özel bir yeteneği olması gerekmiyordu.

İşçilerin örgütlenmesi, dayanışma bilincini geliştirdi. Ancak işçilerin örgütlenmeleri giderek kapitalistlerin önlem almasını getirdi. İngiltere ve Fransa’daki iktidarlar da karşı yasalar çıkarmakta gecikmediler.

Grevin Doğuşu: Sanayi Devrimiyle makineli üretime geçilmesi, işçilerin sayıca çoğalması, çok sayıda işçinin tek bir fabrika çatısı altında toplanması sınıf bilincinin ortaya çıkmasını sağladı. ücretlerin artırılarak insanca yaşama koşullarına kavuşma isteği, topluca işi durdurma eylemlerine kadar uzandı.

Bu eylemin adı grev olacaktı… 1847’de Fransa’da krallığın yıkılıp cumhuriyetin kurulması sırasında ilk kez bir grev siyasi amaçla yapıldı. Devletin yeni egemen sınıfı burjuvalar, işçilerin “sosyal cumhuriyet” isteklerine karşı çıkınca 1848’de işçiler ayaklandı. Tarihte ilk kez işçiler ve kapitalistler karşı karşıya geldi. Binlerce işçi düzenli ordu tarafından öldürüldü. Sonraki yıllarda Almanya, İngiltere ve Fransa’da büyük işçi eylemleri yaşandı.

1 Mayıs: Birinci Enternasyonel’i kuran Uluslararası İşçi Derneği “Bütün ülkelerin İşçileri Birleşiniz” sloganıyla ortaya çıkarak, işçileri küresel anlamda örgütlemeyi amaçladı. ABD’de iç savaşın faturası işçilere yıkılmaya çalışılırken, işçiler 8 saatlik ücret hakkı için direnişe geçti. Olaylar sonunda Parsons, Spies, Fischer ve Engel isimli dört işçi önderi idam edildi.

1888 Aralık ayında toplanan ABD İşçi Federasyonu 8 saatlik işgünü elde edilinceye kadar, her yıl 1 Mayıs’ta kitle gösterileri düzenleme kararı aldı. Aynı aylarda birbirinden habersiz olarak Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları sekiz saatlik işgünü için savaştı. 14-21 Temmuz 1889’da Paris Kongresi ile kuruluşu gerçekleştirilen II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı işçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü ilan etti. 1919 yılında Uluslararası çalışma örgütü’nün (ILO) kuruluş kongresinde 8 saatlik işgünü kararı alındı.

8 Mart : 1 Mayıs gibi 8 Mart da emeğin gücünü kanıtladığı kilometre taşlarından biridir. 8 Mart 1857’de Amerika’nın New York’taki 40.000 dokuma işçisi insanca çalışma koşulları istemiyle başlattığı grev polisin saldırısıyla kanlı bitti. 2’nci Enternasyonel, Alman sosyal Demokrat Parti’nin önderlerinden Clara Zetkin’in önerisiyle olaylarda yaşamını yitiren 129 işçi anısına 8 Mart gününü Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul etti. BM de 1975 yılında aldığı kararla Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, Dünya Kadınlar Günü’ne dönüştürdü.

20. Yüzyılda Sendikal Hareket: 1914 yılında 1. Dünya Savaşı aynı zamanda dünya pazarlarının paylaşım savaşı oldu. Avrupa’da işçi sendikaları bu paylaşım savaşına karşı çıktılar. Savaş sonrası 1919’da Avrupa sendikalarının çabasıyla Uluslararası çalışma örgütü (ILO) kuruldu. ILO “İşçi Hakları Bildirgesi”yle günümüzde de geçerli olan işçilerin sosyal haklarını küreselleştirdi.

2’nci Dünya Savaşı sonrasında sendikaların toplumsal rolleri de arttı. örgütlenme hakkının evrensel ilkeleri daha da belirginleşti. ILO konferanslarında kabul edilen sözleşmelere bağlı olarak gerçekleştirilen yasal düzenlemeler, birçok ülkede istemlerin yaşama geçirilmesini, çalışanların soluklanmasını sağladı.

1945’te Paris’te 56 ülkeden 64 milyon emekçi adına toplanan 272 sendikacı Dünya Sendikalar Federasyonu’nu kurdu. Soğuk savaşın etkisi ile Amerikan, İngiliz ve Hollanda sendikaları 1949 yılında Dünya Sendikalar Federasyonu’ndan ayrılarak Uluslararası özgür Sendikalar Federasyonunu (UHSK) kurdular.

OSMANLI’DA

Doğuşu: Türkiye’de işçilerin örgütlülüğü yaklaşık bir asır öncesine uzanıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemi 19. yüzyılın başlarında, ilk fabrikaların kurulduğu görülür. Ordunun gereksinimlerini karşılamak üzere 1835 yılında İstanbul’da Feshane, İzmit ve İslimiye’de çuha fabrikaları kuruldu. 19. yüzyılın sonuna doğru devlet, fabrikalarının sayısının artması işçi örgütlenmelerini de geliştirir.

İlk Grev: İlk işçi örgütü “yardımlaşma sandığı” olarak Ameleperver Cemiyeti adıyla 1870’li yıllarda kuruldu. İlk grev (tatili eşgal) de 1872’de o günkü adıyla Kasımpaşa Tersanesi’nde gerçekleştirildi. üç aydır ücretlerini alamayan işçiler, grev sonucu isteklerini kabul ettirdiler. Daha sonraki yıllarda, demiryolları işçileri, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası işçileri, iskele hamalları, liman işçileri, Şirketi Hayriye (Denizyolları) işçileri, tütün işçileri, İstanbul mürettipleri grevler yaptı.

İlk Sendika: İlk kez iş saatlerinin kısaltılması amacıyla 1879’da 500 yapı işçisi greve çıktı. 1890’larda Tophane Fabrikası işçileri ilk kez Osmanlı Amele Cemiyeti adlı bir dernek kurdular. Bu dernek bir yıl sonra kapatıldı. 1908 yılının Ağustos ve Eylül aylarında 30 grev yapıldı ama İttihat ve Terakki iktidarı tarafından kanla bastırıldı ve grevleri yasaklayan bir yasa çıkarıldı. Baskılara karşın demiryolu, tütün, tramvay, deri, gazhane işçileri zaman zaman grevler gerçekleştirdi. Bu yıllarda yaklaşık 14 saat çalışan işçilerin koşulları çok kötüydü. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’nda Almanya ile birlikte yenilmesiyle ülke 1918’de işgal edildi.

Kurtuluş Savaşı Yıllarında Sendikal Hareket: Kurtuluş savaşı yıllarında işçiler, ülkenin savunulması için savaştı. 1921-1922 yıllarında 1 Mayıs, büyük bir coşkuyla kutlandı. 1919-1923 yılları arasında da bazı grevlere rastlanır. Bu dönemde yapılan Şark Şimendiferleri (Demiryolları) işçilerinin 10 günlük grevine 1400 işçiden 1200’ü katıldı. İşçilerin istekleri arasında 8 saatlik işgücünün yanı sıra düşmarla işbirliği yapanların işten atılması da yer aldı.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE

1924 yılında İzmir’de toplanan İktisat Kongresi’ne çoğunlukla tüccarlar, büyük toprak sahipleri, ağalar ve bir takım ufak sanayi işletmesi sahipleri çağrıldı. İşçi delegelerini de atölye çalıştıranlar, imamlar ve eski bir vali temsil etti. Osmanlı’da işçilerin grevlerdeki istekleri Kongre’ye yansıtılmasına karşın kabul edilmedi. Bu öneriler arasında; 8 saatlik işgünü, 1 Mayıs’ın işçi bayramı olması, işçilere dernek kurma ve toplantı hakkı, toplu sözleşme yapma hakkı, bir iş yasasının çıkarılması ve ücretli tatil yer alıyordu.

Amele Teali: 1924 yılında Amele Teali Cemiyeti (İşçi Yükselme Derneği) kuruldu. 1924-1926 yıllarında işçi eylemlerinde çok önemli bir rol oynadı. Amele Teali’nin üye sayısı 1925’de 30 bine ulaşmıştı. Hükümet, 1 Mayıs’ı 1925’te “Bahar ve çiçek Bayramı” ilan etti. 1927 1 Mayıs’ında 2000’e yakın işçi işini terk etti ve Amele Teali’nin binasında toplanarak 1 Mayıs’ı coşkuyla kutladı. 1927’de Amele Teali Cemiyeti “yasadışı” ilan edilerek kapatıldı.150 etkin sendika üyesi ve derneğin yönetim kurulu tutuklandı. Dernek binasına el kondu. Uzun süre işçilerin örgütlenmesine olanak tanınmadı.

İlk İş Yasası: Türkiye’de ilk iş yasası 1936’da çıkarıldı. 3008 sayılı İş Yasası örgütlenmeyi ve toplu sözleşme hakkını içermiyor, üstelik grevi de yasaklıyordu. 2. Dünya Savaşı’nın sürdüğü 1939-1945 yıllarında baskılar daha da yoğunlaştırıldı. Bu dönemde iş süreleri 14 saate çıkartılırken angarya uygulamaları yaygınlaştırıldı.1946’da İşçi Sigortaları Kurumu ve çalışma Bakanlığı kuruldu. Cemiyetler Kanunu yeniden değiştirildi. Bu yasadaki, sınıf esasına dayanan dernek kurma yasağı kaldırıldı. İşçiler artık kendi sınıflarının çıkarlarını savunmak için dernek kurabileceklerdi.

Türk-İş Kuruluyor: 1947 yılında ilk kez grev ve toplu sözleşme hakkından yoksun Sendikalar Kanunu çıkarıldı. İşçiler hızla sendikalaşmaya başladılar. Bu dönemdeki baskılara karşın işçiler, işyeri düzeyindeki örgütlenmelerini bölgesel düzeye yaymaya çalıştılar. Bölgesel düzeydeki bu örgütlenmeler kısa süre sonra ulusal düzeyde örgütlenmenin gerçekleştirilmesini zorunlu kıldı ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) 1952 yılında kuruldu.

Grev Hakkı Kazanılıyor: 1960 Darbesi sonrasında 1963’te 274 ve 275 sayılı yasalar çıkarıldı. Sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev hakları bu iki yasada düzenlendi. İşçi sınıfı, sınırlı da olsa bu yasalarda yer alan örgütlenme ve eylem olanaklarını da kullanarak sendikal mücadelesini yükseltti. İstanbul Saraçhane’de yapılan işçi mitingine 200 binden fazla işçi katıldı. 1960’ların başında Türkiye’deki işçi tarihinde çok önemli yer tutan grevler yapıldı.

DİSK Kuruluyor: 1966’da gerçekleştirilen Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası grevi Türk-İş içinde tartışmaları yoğunlaştırdı. Grevi destekleyen sendikalar Türk-İş’ten ihraç edildiler. Bunun üzerine Türkiye Maden-İş Sendikası, Lastik-İş Sendikası, Gıda-İş Sendikası, Basın-İş Sendikası ve Zonguldak Yeraltı Maden İşçileri Sendikaları 13 Şubat 1967 tarihinde Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurdular. DİSK kuruluş bildirisinde; Türk-İş’in Amerikan yardımlarıyla ayakta duran bir kuruluş olduğu ve işçi sınıfına ihanet içinde bulunduğunu öne sürdü.

15-16 Haziran Olayları: 1970’de Süleyman Demirel başbakanlığındaki hükümet; Sendikalar Yasasını değiştirmek isteyince, yüz bine yakın işçi 15 ve 16 Haziran’da İstanbul ve İzmit’te büyük bir eylem gerçekleştirdi. 12 Mart 1971 muhtırası sonrası yaşanan ara rejim döneminde sendikal hak ve özgürlükler kısıtlandı. Birçok işçi önderi ve sendikacı tutuklandı. 1973 yılında genel seçimler ardından sendikal hareket yeniden ayağa kalktı. 16 Eylül1976’da Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin açılmak istenmesi, DİSK’in günlerce süren genel greviyle engellendi. 1970’lerin sonundaki terör ilk kez bir sendika liderini de hedefledi. DİSK’in ilk genel başkanı ve Maden-İş Sendikası Başkanı Kemal Türkler alçakça öldürüldü.

1980 Askeri Darbesinde Sendikal Haklar: 12 Mart Muhtırası’nda olduğu 1980 askeri darbesi de sendikal gelişime darbe vurdu. Bu dönemde binlerce sendikacı, sendika görevlisi ve öncü işçiler tutuklanırken, Türk-İş dışındaki konfederasyonlar ve üye sendikaları kapatıldı. 5.5.1983’de 2821 Sayılı Sendikalar Yasası ve 822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası çıkarıldı. örgütlenme hakkına doğrudan yasak ve kısıtlamalar yanında toplu sözleşme hakkına kısıtlamalar getirildi. 1961 Anayasasının getirdiği özgürlükler ortamında çıkartılan 274 ve 275 sayılı yasalardaki kazanımların önemli bölümü bu ortamda yok edildi.

-Kıdem tazminatı hakkı sınırlandırıldı,
-Hak grevi yasaklandı,
-Grev yasaklarının kapsamı genişletildi,
-Sendikaların siyasal yaşama katılımları yasaklandı,
-Sendika yönetici olmaya kısıtlar getirildi.

12 Eylül’ün yarattığı baskı ortamıyla işçi ücretleri geriledi ve yoksullaşma süreci derinleşti.

1 Mayıs Kutlamaları: Amele Bayramı adıyla ilk kez 1921’de kutlandığında İstanbul işgal altındaydı. 1923 İktisat Kongresi’nde “1 Mayıs Amele Bayramı” adıyla yasalaştı. 1925 yılı 1 Mayıs kutlamalarında dağıtılan bir bildiri gerekçe gösterilerek 50 yıllık yasak süreci başladı. Gösteriyi düzenleyenler tutuklanmaya başladı. 1935’te hükümet “Bahar Bayramı” olarak adını değiştirerek genel tatil ilan etti. 1976’da ilk kez İstanbul’da kitlesel olarak kutlandı. 1977 yılı kutlamaları ise tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Bazı binaların üstünden ateş açılması sonucu çıkan panik ve kargaşa nedeniyle 34 göstericinin yaşamını yitirdiği polis kayıtlarına geçti. 1979’da sıkıyönetimin sokağa çıkma yasağına karşın TİP Başkanı Behice Boran, TSİP Başkanı Ahmet Kaçmaz, DİSK Başkanı Abdullah Baştürk ile bazı sendikacı ve göstericiler yasağa uymadıkları için tutuklandılar. 1980 Askeri Darbesi 1 Mayıs kutlamalarını süresiz yasakladı. 1981’de de 1 Mayıs’ı tatil olmaktan çıkardı. 1 Mayıs 1996’da İstanbul Kadıköy’deki kutlamaları da 3 gösterici yaşamını yitirdi. Sendikalar, 1 Mayıs gününün tekrar tatil olmasını istiyor.

KESK Kuruldu: Kamuya ait 19 işkolunda faaliyet gösteren 19 sendikayı bir araya getiren KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) 1995 yılında kuruldu. KESK başkanlığına Siyami Erdem seçildi.

Bahar Eylemleri: 1989’da işçi mücadelesi tarihine “Bahar Eylemleri” olarak geçen eylemler sonucunda, kamu kuruluşlarında ilk kez enflasyona endeksli ücret sistemi kabul ettirildi. 1991, 1993, 1995 ve 1997 yıllarında gerçekleştirilen kamu sektörü toplu sözleşme dönemlerindeki eylemler de, bütün Türkiye’yi sarstı. Yüz binlerce işçi hakları için büyük yürüyüşler gerçekleştirdi.

Türkiye’de Sendikalı Sayısı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işkollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin 2000 yılı Ocak ayı istatistikleri hakkındaki tebliğe göre; Türkiye’de toplam işçi sayısının yüzde 68.45’ini oluşturan 3 milyon 86 bin 305 işçi sendikalı bulunuyor ve 28 ana işkolunda 94 sendika faaliyet gösteriyor.

Türkiye Tekstil örme ve Giyim Sanayii İşçileri Sendikası (TEKSİF) 333 bin 844 üye ile en fazla üyeye sahip; Devrimci Yapı İşçileri Sendikası (Devrimci Yapı-İş) ve Ulusal Hava Taşıma İşçileri Sendikası (Ulu Emek-İş) da yalnızca 17 ile en az üyeye sahip sendika unvanını taşıyor.

94 sendikadan 50’si, işkolundaki üye sayısı yüzde 10’un üzerinde bulunduğu için toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine sahip bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × five =