Riga’da müzik devam ediyor

Sovyetler döneminde, müziğe büyük önem verilerek, bir çok sanatçının yetişmesi sağlanmış. Opera ve balede de, Avrupa’nın her kentinde, Letonya’lı bir sanatçı ile karşılaşabilirsiniz.

Geçtiğimiz yıl kış aylarında, Riga’ya ilk kez gelmiştim. İzlediğim bir konser ve “Kuğu Gölü” balesi izlenimlerimi, burada sizlerle paylaşmıştım. Opera, bale ve konserler için temmuz ayı, yaz olması nedeniyle, etkinliklere ara verilen bir dönem. Ancak bu ara verme, tümüyle etkinliklerin tatil edildiği anlamında değil. Festivaller ve diğer özel etkinlikler, tüm hızıyla devam ediyor. Sanata, hele hele müziğe tatil yok. Yaşam devam ettiğine göre, oda devam ediyor.

Konser salonu, opera ve balede, 2014-2015 sezonu etkinlikleri belirlendiği gibi, programları bile basılmış, hazırlıklar sürüyor ve sonbahara doğru, perdeler ve salonlar yeniden açılacak.

Geçen yıl, tesdaüfen gördüğüm bir salon vardı. Bir etkinlik, bulunduğum günlerde olmadığı için görememiştim ve merak etmiştim. Sadece önünden geçmekle yetinmiştim. SPLENDİD PALACE.
Temmuz başında, iki akşam Riga’da bulunduğum süre içinde, bir akşam ilanını gördüğüm, Kilise^de ki bir çello konserini izlemeğe gidecektim.

Yağmurlu bir gündü. Splendid Palace’ın önünden geçiyordum. Açıktı ve girdim. Hoş bir sürprizle karşılaşmıştım. O gün başlayan, “XI. KREMERATA BALTICA FESTİVALS” açılışı yapılıyordu. Tarihi, eski, ama bakımlı güzel bir salon, açılış ile ilgili fuayede konuşmalar yapılıyor ve kokteyl vardı. Dillerinden yapılan konuşmalardan bir şey anlamadım tabi. Çevreyi geziyorum. İlk dikkatimi çeken, duvarlarda, kalıcı bir şekilde isim olarak bildiğim, GİDONS KREMERS ve BAİBA SKRİDE’nin fotografları dikkatimi çekti. Gidons Kremers çağımızın ünlü kemancısı ve grubu da var. Türkiy’ye de geçtiğimiz yıllarda geldiğinde izleyememiş ve dinleyemiştim. Bir ara dikkatimi çekti. Gidons Kremers de konuşuyodu. Sonra fuayede güzel bir baskı içinde sunulan, yeni kitabının çıkmış olduğunu gördüm. Baltıklı sanatçılarla gerçekleştirilen, üç günlük yoğun bir program.

Şaşıracaksınız, ben de kendime şaşırdım doğrusu, ne olduğunu bilmeden, bir festivalin açılışına katılıyordum.

Sonra solona geçtik. Bir saate yakın bir belgesel izledik. Bu belgesel, Gidons Kremers ile ilgili çekilen ve ilk gösterimi yapılan belgesel bir filmdi. Konuşma yapanlardan birinin filmi çeken yönetmen olduğunu, filmde yer alan bir opera sanatçısının da, konuşma yapanlardan olduğunu gördüm. Belgesel, Kremers’in çocukluğundan, müzik eğtiminden, hangi orkesra ve şeflerle, hangi salonlarda konserler verdiğine ilişkin bilgileri ve onunla ilgili sanat çevrelerinin değerlendirmelerini yansıtıyordu.

Program sona erdiğinde, Kremers’e adıma kitabını imzalatırken, Türk olduğumu da belirtmeyi ihmal etmedim doğrusu. Şaşırdı, imzalarken başını kaşdırıp, o da şaşkınlıkla, gülümseyerek kitabını imzaladı. Bir Türk imza gününde, Riga’da kendisinin kitabı için imza istiyordu.

Ertesi gün koseri vardı. Konserini, ayrıca Baiba Skride konserini de izleyemeden Riga’dan ayrılıyordum.

Türkiye’ye son yıllar da her yıl bir kaç kez gelen, buruk sesine hayran olduğum, tüm CD’lerini zevkle dinlediğim, İsrail’li sanatçı Yasmin Levy’nin konseri de vardı. Riga’nın bir başka salonunda, caz fetivali başlıyordu.

Ve Riga’da müzik devam ediyordu. “XX Starptautıskaıs.SENAS MUZİKAS FESTİVAS” programına baktığımda ise, özellikle arp ve flüt enstrumanlarını çalan sanatçıların, programda yer aldığını gördüm. Riga’dan ayrılırken yolda gezdiğimiz, RUNDALE’de bu festivalin değişik bir programla devam edeceğini de gördüm.

Kısa bir seyahatte, iki akşam ve bir gündüz, Rigada müziğin devam ettiğini gösteren, bir kaç örneği aktardım. Başka programlar ve sokak da, akşam üzeri başlayıp, gece de devam eden, köşe başlarındaki sanatçıların programları. Lokallerde devam eden programlar. Yürürken değişik tınılar adeta sizi takip ediyor ve çağırıyor.

Geçtiğimiz kış kar ve buzlar arasında farketmemişim. Bu kez farkettim. Ve yabancılık çekmedim. Sokakları gezerken ve yeni yerler keşfetmeğe çalışırken, müzik tınılarına, doğal sesler ekleniyordu.

Buradakiler farklı. Ama, Baltık kıyılarında da, MARTILAR şarkılarını söylüyorlar. İstanbul Boğazı, Baltık kıyıları, martıların şarkılarıyla bir daha güzelleşiyor. Martılar şarkılarını söylerken, başka bağıranları duymak istemiyorsunuz.

Ve martılarla yolculuğa birlikte çıkıyorsunuz.

_____________________

* İstanbul. 21 Temmuz 2014. Pazartesi.
ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here