Riyaset-i Cumhur

Bu Ekim ayının başlarında askere gitmek, iki sene sonra aynı zamanda, terhis olmak anlamına geliyordu. Benim isteğim bir an önce hayata atılmak olduğundan, hemen gitmekten yanaydı, Suadiye den arkadaşlarım olan “Ömer ve Prof. Dr. Hasan Anamur” kardeşlerden Hasan’a, senden bir ricam olacak dedim, oda nedir buyur söyle diye cevapladı. Dayın “MUNİS FAİK OZANSOY” Riyaset-i Cumhur umumi kâtibi, bende Riyaset-i Cumhur Muhafız Alayına askerlik yapmaya gideceğim. Fakat bir an evvel gitmek istiyorum, acaba Munis dayı yardımcı olurmu, cevabı güzeldi, isteyenin bir yüzü kara, vermeyen Arap, gider söyleriz olursa olur, olmazsa ne kaybederiz dedi. O zamanlar Ankara ya Trenle gidiliyordu, akşam Haydarpaşa’dan biniyordun sabah 8.30
gibi Ankara da oluyordun.


Hasan’la Ankara’ ya gara indiğimizde yanımızda, yüz metre yarışlarında Türkiye’de defalarca birincilik almış “Yaşar Sindel” de vardı. Ankara’da bizi resmi kıyafetli bir şoför karşıladı, yanlış hatırlamıyorsam 0024 kırmızı plakalı bir arabaydı, Çankaya giderken trafik polislerinin arabaya selam duruşları, bizim Yaşar Sindel’in hoşuna gitmişti bu iş ve üçümüz çok gülmüştük.


Munis dayı Alay Kumandanı “Kur. Alb. Bahattin Ertürk”e telefon etti, oda gelsinler bakarız dedi, Hasan’la beraber gittiğimizde bizi çok iyi karşıladı, bazı sorular sordu,
benim Fenerbahçe genç ve Galatasaray B takımında futbol oynadığımı öğrenince, tamam oldu bu iş, 39/1 tertip olarak Nisan ayı başında burada olursun kendini ona göre ayarla dediğinde, dünya’lar benim olmuştu. Elini öpmek için ayağa kalktığımda o beni yanaklarımdan öpmüştü. Asker olunca öğrenmiştim Bahattin Baba’nın “CELAL BAYAR’IN” has adamı olduğunu, Alay Kumandanı olarak kalmak için on iki senedir generalliğini ertelettiğini, nede olsa emir büyük yerden geliyordu. Ülkenin Cumhur Başkanı olmak kolay iş değildir. Herkese nasip olmaz. Hakkımızda hayırlısı demekten başka bir şey yapamıyoruz. Kim öle, kim kala “ DÜNYA” Sultan Süleyman’a bile kalmadı. Ha az daha unutuyordum dün 29 Nisan idi, bir yerlerde kalabalıklar vardı, ne içindi, neden toplanmışlardı, anlamış değilim. Biri bana anlatabilir mi acaba, sizler yorum yazanlar, yazarlar, yazmayanlar, okuyanlar, okumayanlar, aydınlar, aydın olmayanlar, herkese sesleniyorum. Saygı ile.


Bir aylık acemi eğitiminden sonra Alay Haber Merkezine yazıcı olarak verilmiştim.
Emeç başgedikli tonton bir adamdı, haber merkezi sorumlusuydu, Askerliğimin ikinci ayının sonuna doğru, yukarıda açık kimliği ve fotoğrafı yapışık er “İstanbul Florya Köşkünde” vazifelidir, diye verilen, izin kâğıdı ve cüzi bir harcırahla İstanbul’a uğurlandım, Tren İzmit’ten Haydarpaşa’ya doğru yol aldığında, iki aylık ayrılıktan
Sonra, şair’i çok iyi anlamıştım. Ankara’nın neyini seversiniz diye sorduklarına,
İstanbul’a dönüşünü diye cevaplamasını. Düşünsenize sene 1959 aylardan Haziran
Derince, Hereke, Gebze, etraf yemyeşil o güzelim Marmara denizinin iyot kokusunu içinize çekiyorsunuz. “DENİZ” diyince benim için her şey durur. Sadece Deniz vardır.
“Deniz Gezmiş, Deniz Akkaya yahut da Fener bahçeli Deniz değil, bildiğimiz “DENİZ”
Dünyada birçok yerde Denize girdim  “Kalkanın Deniz’i gibi temiz güzel Deniz görmedim. İnanın bana burada yaşadığım için yazmıyorum. Şimdilik Kalkan’nın Denizi hala temiz, inşallah daha uzun seneler temiz kalır. Oradan buradan derken, nerelere geldik. Ben böyleyim işte sevgili okurlar. Daldım mı çok derinlere dalıyorum, nede olsa serde o güzelim “Marmara” Denizinin her yerinden Midye çıkarmışlığım var ya, Akdenizliler bilmezdi Midye yi İzmir’e yerleşen Mardinliler tarafından tanıdılar.
Bu yazı böyle uzar gider, en iyisi ben size 1997 senesinde yazdığım bir şiirimle veda edeyim bu sefer. Saygılarımla…



Kalkanda Kılıç Balıklarının Dansı,


Kılıç balığının olduğu yerde, kalkan olurmu
Kılıçsız kalkan olmaz ki
Balıkçı Raşit’in kalkanı
Zamanla kılıçsız kalkan olacak galiba
Dün gördüğümde balıkçı Raşit’i,
Bana dedi ki
Evde buzdolabında, kılıçtan geçilmiyor.
Yapma Raşit kılıç nasıl girer buzdolabına,
Bu senin bildiğin kılıç değil,
Bu kılıç başka kılıç,
Deniz’deki kılıç balığı.


Kılıçsız kalkan nasıl olur acaba?
Ben görmem, düşünüyorum da kılıçsız denizleri


Çocuklar görmeli kılıçlı yunuslu denizlerimizi.
Dün bir küçük kılıç balığı gördüm kalkanda
Bir turistin elinde
Turist kılıç balığını ilk defa gördü belki hayatında.
Acaba ne oldu küçük kılıç balığına,
Hep merak etmişimdir.
Son zamanlarda insanlar görüyorum.
Gözleri kılıç kadar keskin,
Dilleri kılıç gibi uzun


Bakın keskin gözlerinizle gerçeğe insanlar,
Kesin dillerinizi kılıçla dünyada.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.