Rize’de savaş gibi HES incelemesi!

Aralarında Yuvarlakçay’dan Kovulan Afken’in de Bulunduğu HES Firmalarının Gürgen Vadisinde Yapmayı Planladığı HES Projelerinin ÇED Raporları Çelişkilerle Dolu. Bölgede İnceleme Yapan Bilirkişi Heyeti ile Çevre ve Orman Bakanlığı Yetkilileri de Gördükleri Manzaralar Karşısında Hayrete Düştü… Çevrecilerin Avukatı Remzi Kazmaz ÇED Raporlarını ‘Allahlık’ Olarak Değerlendirdi…

Başbakan Erdoğan’ın ‘baba ocağım’ dediği Rize’nin Güneysu ilçesinde yapılması planlanan HES projeleri için Rize İdare Mahkemesi tarafından verilen ‘Yürütmeyi Durdurma’ kararlarının ardından bölgede bilirkişi incelemesi yapıldı.

ÇED Raporlarının bilimsellikten uzak, yasalara, hukuka ve mevzuata uygunluğunun tartışıldığı Güneysu’nun Gürgen Vadisi’ndeki HES projeleri için yapılan bilirkişi incelemelerinde ortaya çıkan görüntüler, mahkeme heyeti başta olmak üzere bilirkişileri ve heyette bulunan Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerini de hayrete düşürdü.

İki Gün Üst Üste İnceleme!

Güneysu vadisindeki ilk bilirkişi incelemesi, Baro Enerji firması tarafından Gürgen Vadisi üzerindeki Başköy, Alicik ve Gürgen Köylerini kapsayan bölgede yapılması planlanan 9,9 megavat kurulu gücündeki Alicik 1-2 Regülatörleri ve HES projesi için yapıldı. Projenin, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen ÇED Olumlu Raporu için Güneysu Çevre Platformu ve yöre halkı öncülüğünde Rize İdare Mahkemesinde açılan Avukatlığını Derelerin Kardeşliği Platformu gönüllü avukatlarından Remzi Kazmaz’ın üstlendiği ‘Yürütmeyi Durdurma ve İptal’ davasının ardından mahkeme ‘Yürütmeyi Durdurma’ kararı vererek bölgede bilirkişi incelemesi yapılmasına hükmetmişti.

Karar üzerine önceki gün bölgeye gelen Rize İdare Mahkemesi heyeti ile Rize Üniversitesi’nden (RÜ) Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Davut Turan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Jeoloji Mühendisi Lütfi Süzen ve Hacettepe Üniversitesi’nden Çevre Mühendisi Doç. Dr. Selim Latif Sanin’den oluşan bilirkişi heyeti gördükleri manzara karşısında şaşırdı.

Kuruyan Derede Yapılan İncelemede Bilirkişi Heyeti de Şaştı

Rize’nin Güneysu ilçesinde bir süre önce deneme üretimine geçen Asa Enerji firmasına ait 9,9 megavat kurulu gücündeki Kale HES’in de regülatörünün bulunduğu Gürgen Deresi’nin adeta kuruduğunu gören bilirkişi heyeti, incelemesini kuruyan dere yatağı üzerinde yapmak zorunda kaldı. Bilirkişi heyeti, Kale HES projesinin elektrik üretimine geçmesiyle 4,5 kilometre boyunca kuruyan Gürgen Deresini üzerinde inceleme yapmak zorunda kalırken; derenin kuruduğunu gözleyen heyettekiler şaşkınlığını gizleyemedi. Alicik HES projesinin ise hemen Kale HES projesinin önünde yapılmasına ise anlam verilemedi.

Çevrecilere Kuşatma!

İncelemeler sırasında bölgenin güvenliğini sağlayan Jandarma ekipleri adeta bilirkişi heyetinin çevresinde etten duvar ördü. İnceleme sırasında Jandarma ekipleri, aralarında Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan, Dönem Sözcüsü Ömer Şan ve Yürütme Kurulu Üyeleri Yaşar Aydın ile Saltuk Deniz ve Fındıklı Derelerini Koruma Platformu Sözcüsü Hüseyin Acar’ın da bulunduğu çevrecileri ile köylülerin heyete yaklaşmasına izin vermedi. Daha önce de hemen her toplantı ve etkinlikte güvenlik güçlerinin kuşatması altına alınan yöre halkı ve çevreciler bu kez de kuşatma altındaydı.

Daha önce Bakan Taner Yıldız’ın katıldığı bir programda polis kuşatması altına alınan Cumhuriyet Gazetesi Rize Temsilcisi ve DEKAP Sözcüsü Şan’ın da aralarında bulunduğu çevreci gurup incelemeler sırasında bu kez Jandarma ablukasın alındı. Anayasa ve Yasalardan aldıkları hak ve sorumluluklar çerçevesinde doğal yaşam alanlarını korumak için sadece bir çevre mücadelesi değil aynı zamanda bir yaşam mücadelesi verdiklerini anlatan DEKAP Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan, “Yapılan bilirkişi incelemesi sırasında her zaman olduğu gibi Jandarma ekipleri geniş güvenlik önlemi alarak, bizi ve köylüleri heyete yaklaştırmadı. Yasadışı bir şey yapmadığımız, yasal, Anayasal ve hukuksal haklarımızı bu çerçevede arayarak demokratik mücadele verdiğimiz her yerde hep çevremizde güvenlik güçleri oluyor. Aslında güvenlik güçlerimizin, dışarıdan gelerek rant hesapları ile toprağımızı ve suyumuzu sahiplenmek, bizi yurtsuz bırakmak isteyenlere karşı bizi koruması gerekiyor. Ama öyle olmuyor, onları bizden koruyorlar. Bu da gücümüze gidiyor” dedi.

Bakan’a Kuruyan Dere Göndermesi

İnceleme sırasında gazetecilere değerlendirmelerde bulunan DEKAP Dönem Sözcüsü Ömer Şan, HES projeleri ile derelerin kurutulduğunu ve su olmadığını, akan suyun asıl can suyu olduğunu hep vurguladıklarını belirterek; bilirkişi heyetinin de bölgeye gelirken Gürgen Deresinde su olmadığını ve kuruduğunu bir kez daha gördüklerini söyledi. Şan, “Bunu gören bilirkişi heyeti de bu olaya şaştı. Bu dere bu haldeyken başka HES projesine onay verilmesini anlayamıyoruz. Zaten bu projelerin çevreye, ekolojik dengeye ve doğal yaşam alanlarımıza verdiği geri dönüşümsüz zararlar, mahkeme kararları, bilimsel raporlar ve yapılan gözlemlerle kanıtlanmış durumda. Bunu burada bir kez daha görüyoruz ve tanık oluyoruz.” dedi. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, ‘HES’ler suyu yutmuyor’ sözünü hatırlatan Şan, “Bakan, ‘HES projeleri suyu yutmuyor’ diyor ve ardına da bu derelerde zaten su olmadığını ekleyerek ‘su vardı da biz mi içtik’ diye espri yapıyor. Maden bu derelerdeki suları siz içmiyordunuz, zaten su yoktu da, neden bunca HES projesine izin vererek başımıza bela ettiniz. Vadilerimizde ardı ardına sıralanan HES projeleri ile suyun doğal akışkanlığı kesilip, yaşamın temel kaynağı, ekosistemin hakkı olan su, borulara ve tünellere hapsediliyor. Böylece vadilerde su potansiyeli kalmıyor, yaşamın önü kesiliyor. Zaten bizim tümden reddettiğimiz ve ölümü andıran can suyu kavramı ile bırakıldığı söylenen su ise deredeki taşların altını bile doldurmuyor. Bu durumda doğal yaşam alanlarındaki biyolojik çeşitliliğe ve yaşam koşullarını kökünden etkileyecek zararlar veriliyor. Umuyoruz ki bilirkişi heyetinin hazırlayacağı raporun ardından bu HES projesinin ÇED raporu iptal edilir” diye konuştu.

Küresel Isınmanın Etkisi

Öte yandan, söz konusu bilirkişi incelemesi sırasında, mevsim şartlarının normalden daha sıcak seyretmesinden ve uzun süredir yağmur yağmaması nedeniyle derelerdeki suların çekildiği ve hatta bazı bölgelerdeki içme sularının da kuruduğu dile getirilirken; deneme üretimi aşamasına gelen bazı HES’lerin ise susuzluk nedeniyle faaliyete geçemediği kaydediliyor.

Rize’nin yaklaşık son iki aydır tam gün yağış almamasının dereleri kuruma noktasına getirdiğine dikkat çekilirken; Rize’nin Güneysu İlçesi Gürgen Köyü’nde üzerinde üç HES projesi bulunan Gürgen Deresi kuruma noktasına geldi. Deredeki su seviyesinin onda bir oranında düştüğü ifade edilirken; yapımı tamamlanıp üretim aşamasına gelen Asa Enerji’ye ait 9,9 megavatlık Kale HES’in, üç türbininden sadece bir tanesinde enerji üretimi yapılabildiği kaydedildi. Bu duruma, bölgedeki HES projelerinin yanında bölgede yapılan inşaat çalışmaları ve taşocaklarındaki dinamitlemelerle birlikte küresel ısınmanın da etkisi olduğu belirtiliyor.

Niyet, Enerji Üretmek Değil!

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Yaşar Aydın, küresel ısınmanın etkilerinin de görmezden gelinemeyeceğine vurgu yaparak; hepsinden önemlisi HES projelerinin vermiş olduğu çok yönlü etki ve zararların dikkate alınması gerektiğini kaydetti. Bu durum karşısında firmaların asıl amaçlarının enerji üretimi olmadığını ileri süren Aydın, “Bilirkişi heyetinin yanı sıra burada olup biten gözle görülüyor. Taşkın ve coşkun suları ile bilinen Gürgen Deresi’nin susuz kaldığını görüyoruz. Regülatörün ötesinde ise su oranı yüzde 10’a düşmüştür. Bu durum, bu derede görülebilecek en düşük seviyedir. Buda şunu gösteriyor. Burada yapılan projeler rantabl olarak çalışmayacak. Belki de hiçbir şekilde enerji üretimine geçemeyecekler. Buna baktığımızda bu projelerin ardında başka hedefler olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Bilirkişi incelemelerini uzaktan izleyen Gürgenli Köyü sakinlerinden 68 yaşındaki Kasım Reyhan ise, Gürgen Deresini ilk kez bu kadar susuz gördüğünü belirterek, “Dereyi borularla yolun altına aldılar. Suyumuzu tünellerle taşıyorlar. Eskiden bu dereden yaya olarak karşıya geçmek mümkün değildi. Şimdi ise deredeki su hava cıva gibi. Su kayaların arasında kayboluyor. Bizi suya hasret bıraktılar” şeklinde konuştu.

Güneysu’da İkinci Bilirkişi İncelemesi Akfen’in Tepe HES’ine…

Gürgen Vadisi üzerinde yine Başköy Köyü sınırları içerisinde yer alan, Afken Holding’e bağlı İpekyolu Enerji firması tarafından yapımı planlanan 2,5 megavat kurulu gücündeki Tepe Regülatörleri ve HES projesinin, ‘yürütmesi durdurulan’ ÇED Olumlu Raporu için bölgede yapılan bilirkişi incelemesi sırasında da aynı görüntüler yaşandı. Jandarma ekiplerinin yine geniş güvenlik önlemleri aldığı incelemeler sırasında 5 kişilik inceleme heyetini yaklaşık 50 jandarma korudu ve köylüler ile çevrecilerin inceleme bölgesine yaklaşmasına izin verilmedi.

Yine Güneysu Çevre Platformu ve yöre halkının girişimleriyle Rize İdare Mahkemesi’nde açılan, avukatlığını Remzi Kazmaz’ın yaptığı ‘ÇED Raporunun İptali ve Yürütmesinin Durdurulması’ istemli davada mahkeme ‘Yürütmeyi Durdurma’ kararı vererek, bilirkişi incelemesi yapılmasını kararlaştırmıştı.

Avukatlar Tartıştı

Karar doğrultusunda bölgede yine aynı isimlerden oluşan bilirkişi heyeti incelemelerde bulunurken; incelemelere Derelerin Kardeşliği Platformu temsilcileriyle birlikte TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer de katıldı. İki ayrı dere kolunda kurulacak regülatörlerle toplanacak suyun yaklaşık 4 kilometre boyunca tünellerle taşınması planlanan projenin incelemesi sırasında, çevrecilerin Avukatı Remzi Kazmaz ile HES yapımcı firmasının avukatı Muzaffer Derya Çalışkan arasında sert tartışmaların yaşanması dikkat çekti.

Bilirkişi incelemesi sırasında bölgedeki durumun oldukça vahim olduğu dile getirilirken; bölgenin doğal koruma alanı olmasından öte Milli Park olma özelliğinde olduğuna dikkat çekildi. Mahkeme heyeti başta olmak üzere, bilirkişiler ve Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri de proje alanındaki çevresel etkiler karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

Gürgen Deresi’nin üst kısımlarında özellikle de DSİ tarafından yapılan yaklaşık 16 metre boyundaki taşkın önleme bentlerinin yarattığı tahribatı gören yetkililer, bentler yüzünden dere boyunca yaklaşık 1,5 kilometre yürüyerek alanda keşif yapmak zorunda kaldı.İnceleme sırasında Derelerin Kardeşliği Platformu Kurucu Başkanı ve davanın avukatı Remzi Kazmaz, enerji şirketi yetkililerini ÇED raporunu bilimsellikten uzak, yörenin özelliklerini görmezden gelerek, eksik hazırlamakla suçladı ve projenin iptal edilmesi gerektiğini savundu. Elinde, bölgede dal kesmekte kullanılan nacakla gelen bir kişi ise jandarmanın uyarısı ile bölgeden uzaklaştı.

ÇED Raporları Formalite

Güneysu Çevre Platformu Sözcüsü Ceyhun Kalender, Bakanlık ve mahkemenin verdiği kararlarla bir kez daha ÇED raporlarının formaliteden öteye gitmeyecek şekilde hazırlandığının görüldüğünü söyledi.Başköy’de İpekyolu Enerji firması tarafından yapımı planlanan 2,5 megavat kurulu gücündeki Tepe HES için 3 ay önce halkın Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecine katılımı toplantısı düzenlendi. Santral karşıtı köylüler toplantıya protesto ederek katılmadı. Santral yapılacak bölgede korumada öncelikli tür olmadığı, can suyunun doğal hayatın devamlılığı için yeterli olduğu ve patlatılan dinamitlerin yerleşim yerleri üzerine bulunmadığı şeklinde hazırlanan ÇED raporu ise, Çevre ve Orman Bakanlığı’na sunuldu. Bunun üzerine yöre halkı da 500 imzalı dilekçe ile Bakanlığa başvurarak, ÇED raporunun iptalini istedi, Rize İdare Mahkemesi’ne başvurarak, raporun iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı. Rize İdare Mahkemesi de, ÇED raporu için yürütmeyi durdurma kararı vererek bölgede bilirkişi incelemesi yapılmasını kararlaştırdı.

HES’ler Doğal Hayatın Ölüm Fermanı…

Güneysu Çevre Platformu Sözcüsü Ceyhun Kalender, “Projelerin hayata geçebilmesi için ‘yaptım oldu’ mantığıyla hazırlanan ÇED raporlarının ne kadar doğru, bilimsel ve tarafsız olduğu sorgulanırken, koskoca vadideki bitki ve hayvan çeşitliliği ile doğal yaşam ve yerleşim yerleri hakkında, ‘korumada öncelikli tür yoktur. Can suyu doğal hayatın devamlılığı için yeterlidir’, ‘Patlatılan dinamitlerin yerleşim yerleri üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur’ gibi, kapsamlı bir araştırma yapılmadan, gelişi güzel hazırlanmış, akıldan ve bilimden uzak raporlar, bu vadilerdeki doğal hayatın adeta ölüm fermanlarıdır” şeklinde konuştu.

İncelemeler sırasında firma yetkililerinin proje hakkındaki çalışmalara hakim olmadığı, projenin yapılacağı alanları tanımadığı, özellikle hafriyat dökümleri ve regülatörler ile santral binasının yapılacağı yerler başta olmak üzere raporlarda ve proje tanıtımında yer alan birçok konuda yetersiz kaldığı gözlenirken; HES’in kurulacağı yeri dahi gösterememeleri dikkat çekti.

ÇED Raporları Allahlık!

TEMA Vakfı Rize Temsilcisi, özellikle de Çevre ve Orman Bakanlığı’nın böyle bir projeye nasıl onay verdiğini ve ‘ÇED Olumlu Raporu’ verildiğini anlamakta güçlük çektiklerini kaydederken; HES projelerinin gelişigüzel, bilimsellikten uzak, yasa ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde nasıl hazırlandığına bir kez daha tanık olduklarını vurguladı. HES projelerinin yöre halkının damarlarındaki kan gibi akan derelerin suyunu emerek, ülkemizin doğal kaynaklarını yok eden, yıkım projeleri olduğunu bir kez daha gördüklerini kaydeden davanın avukatı Remzi Kazmaz ise özellikle ÇED raporlarını ‘Allahlık’ olarak nitelendirdi.

HES projelerinin doğal yaşam alanlarına verdiği geri dönüşümsüz zararlarla birlikte bulundukları bölgelerdeki köylerin yer altı ve içme sularına da zarar vererek yok edeceğine vurgu yapan Kazmaz, köylülere bu nedenle bedava su saatleri dağıtılacağını ileri sürerken; “Özellikle ÇED Raporları Allahlık. Bakın mesela, bu işler atlatıldı da HES kuruldu diyelim. Köylüye bedava su saati dağıtacaklarmış. Ama üretilecek elektiriğin nakil hatları, şalt sahası ve trafoları raporlarda yok! Hafriyat döküm alanları yok! Unutulmuş! HES binasının dahi kurulacağı yeri gösteremediler. Çevre Bakanlığı yetkilileri bile bu işe şaştı kaldı. Bakanlığın hazırladığı raporlar, onlara sunulan raporlar ile şirketin hazırladığı raporlar, DSİ’nin raporları birbirini tutmuyor. Çelişkilerle dolu. Mahkeme heyeti, bilirkişiler ve bakanlık yetkilileri dahi bu ÇED raporuyla bu projenin yapılmasının olanaksız olduğunu görüp dile getirdi. Bizler çevreciler, yaşamı savunanlar, yaşam savunucuları olarak bu projelere geçit vermeyeceğiz. Demokratik haklarımızla hukuksal ve demokratik mücadelemizi sürdürürken bizden önce bakanlıkların, özellikle de Çevre ve Orman Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı’nın bu projelere karşı çıkıp, mücadele etmesi gerekir” dedi.

HES’lere Hayır!

Bilirkişi incelemelerinin tamamlanmasının ardından köylüler ve çevreciler de heyetle görüşerek istek ve şikayetlerini aktarmak istedi. Köylülerin dinlenmesinin ardından bölgede toplanan çevreciler tulum eşliğinde horonlar oynayarak, Türkiler söyledi ve ‘Su Hayattır, Derelerin Kurumasına İzin Vermeyeceğiz’ yazılı pankart açarak, ‘Dereler Özgürdür Özgür Akacak, HES’lere Hayır’ sloganları ve alkışlar eşliğinde HES projelerini protesto etti.

FOTOĞRAFLAR:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.