Roth: 21 Mart Kıbrıs’a baharı getirecektir

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia Roth’u kabul etti.


KKTC’ye dün gece gelen Roth’a, Talat’la görüşmesinde, Alman Yeşiller Partisi’nin Türk kökenli Berlin Milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik etti.


Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yaptığı açıklamada, Roth ve beraberindekileri, Kuzey Kıbrıs’ta görmekten memnuniyet duyduğunu kaydetti ve Roth’la uzun zamandır tanıştıklarını, barış ve uzlaşma yönündeki desteklerini her zaman hissettiklerini söyledi.


Politik sistemi dünya koşullarına ve Avrupa anlayışına uygun olarak organize etmek için Kıbrıslı Türkler’in içte  büyük bir uğraş verdiğini söyleyen Talat, tüm Kıbrıslı Türkler’in demokratik bir şekilde hareket ettiğin, Kıbrıs’taki politik iklimi değiştirmek için insanların iradelerini ortaya koymaları yönünde serbest bırakıldığını kaydetti. Talat, içteki demokratik mücadelenin başarıyla sonuçlandığını, Kıbrıslı  Türkler’in iradesini  net bir şekilde ortaya koyduğunu ve bunun referanduma yansıdığını dile getirdi.


Kıbrıslı Türkler’in uzlaşma, çözüm ve adanın birleşmesi yönünde oy verdiğini kaydeden Talat, referandumun üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala çözüm aradıklarını söyledi.


Kıbrıs’ın bölünmesinin Almanya’nınkinden farklı olduğunu ifade eden Talat, hedeflerinin genel anlayış ve AB  gerçeklerine katkı koymak olduğunu  belirtti. Talat, AB’nin sınırlara sahip olunmaması, etnik münakaşaların ve izolasyonların olmaması, çok dillilik, işbirliği, diyalog  ve sorunları müzakere ve tartışma yoluyla çözmek anlamına geldiğini bildiklerini ifade etti.


Talat, Kıbrıslı Türkler’in Avrupa’daki son izole edilmiş halk olduğunu kaydetti ve kapsamlı bir çözüm bulunmasını dört gözle beklediklerini ve umutlu olduklarını dile getirdi.


Talat, “Ziyaretinizin sonuçlarından  ve tavsiyelerinizden yararlanacağımız sözünü veriyorum. Siz bölünmüşlük, bölünmüşlükten kurtulma, uzlaşma, diyalog, çok kültürlülük konularında deneyimlisiniz” dedi.


ROTH: BARIŞA KATKIDA BULUNMAK İSTERİZ


Roth ise, bölünmüş bir toplum ve duvarı kaldırmayla ilgili tecrübeye sahip;  duvarların kaldırılmasının, birleşme ve uzlaşmanın olumlu sonuçlarına tanık kişiler olarak Kuzey Kıbrıs’ta bulunduklarını söyledi ve Kıbrıs konusunda bir ilerleme elde edilmesine katkı koymak istediklerini ifade etti.


Roth, Cumhurbaşkanı Talat ile bir araya gelmenin kendileri için bir onur olduğunu söyledi ve güzel bahar günlerinin yaşandığını belirterek, siyasi baharın da sonunda gerçekleşmesini temenni etti.


Roth, “Avrupa duvarların değil açık sınırların, çok kültürlü çok dinli toplumların idealidir. Bölünmelerin, sınırların ve izolasyonların değil” diye konuştu.


İki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım edecek bir nevi “köprü inşaatçıları” olarak adada bulunduklarını ifade eden Roth, Kıbrıs’taki insanlar, AB ve tüm dünyanın  şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu.


Roth, Kıbrıs’taki insanlarla da konuşarak durumla ilgili doğrudan izlenim elde etmek istediklerini de dile getirdi.


Roth, Talat’a duvarların kaldırılmasını sembolize eden  Berlin duvarından bir parça hediye etti ve Kıbrıs’taki duvarın da kaldırılmasını diledi.


SÖYLEŞİYE KATILDI


Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile de görüşen Roth, DAÜ Actvity Center’da bir konuşma yaptı.


“21 Mart Kıbrıs’a baharı getirecektir. Bu bahar iklimsel değil, politik bir bahar olacak ve Kıbrıs’ta bahar havası esecektir. Kıbrıs’a barışın gelmesi AB için gerçek ve tutkulu bir rüyadır” diyen Eşbaşkan’ın konuşması aynen şöyle:


“Kıbrıs’ta iki halk arasında bir köprü kurmak için bulunmaktayız. Almanya, ayrı halkların birleşmesinin öncüsüdür. Kıbrıs’ta yaşayan ayrı dil, din ve ırktaki iki halk ancak beraberce kendi geleceklerini kurabilirler. Almanya’da 18 milyon göçmen bulunmaktadır ve onları incitmeden beraberce yaşamaya çalışıyoruz. Hiç kimse göçmen sorunundan kurtulmak için 1950’li yıllara geri gitmeyi düşünmemektedir. 


Ülkemin tarihi ile ilgili bir örnek vereyim. Gençler geçmişi masaya koyarak bu günü yargılıyorlar. Soykırım asla artık yaşanmamalıdır.


AB Türkiye’ye politik bir sevda duymamaktadır. Ama AB-Türkiye görüşmelerinde de Kıbrıs’ın engel olarak öne çıkarılmasına karşıdır. Demokratik bir Türkiye’nin AB’ye girmesine yanıtım Evettir. Radikal değişim içine girmiş Türkiye’yi parmakla işaret edip suçlamamalıyız. Geçmişinde parti kapatmak olayları yer almış Türkiye’de Parti kapatmak bir çözüm olamaz.  Türkiye Ankara Antlaşmasının tüm koşullarını yerine getirip limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmalıdır. Maalesef Türkiye-AB görüşmelerinde Kıbrıs bir piyon gibi kullanılmaktadır.


1 Mayıs 2004’de Kıbrıs Rum >Cumhuriyeti AB’ye girdi ve insanlar çok beklenti içindeydiler. Papadopulos’un olumsuz tavırları tüm beklentileri öldürdü. Ama her şeye rağmen adada barış hala daha olanaklı gözükmektedir.


Papadopulos Rum halkına Hayır dedirtmeseydi, ada yıllar süren çalışma sonunda hazırlanan Annan Planı sayesinde birleşebilirdi. Hayır Güneyden geldi ve beklenenin aksine birleşmeye mani olan Denktaş değil Rumlar oldu.


Papadopulos’un Lübnan savaşından kaçan göçmenlere ve yaralılara KKTC’nin vermek istediği yardıma, hava ve deniz limanlarını açmasına ve bakımlarını üstlenmesine mani olması, adadaki ayrılığın kötü yüzünü ortaya çıkardı.


Rumlar işbirliği yapmadığı için Yeşil Hat Tüzüğü beklendiği gibi uygulamaya konamamıştır. Kuzey Kıbrıs’ın gelişmesi için sağlam bir altyapıya, iyi bir ekonomiye, Elektriğe ve suya gereksimi vardır.


Türk askerinin adadan geri çekilmesini isterim ama bunun görüşmelere koşul yapılmasını desteklemem. Geri çekilme görüşmeler süresince adım adım olmalıdır.


Kıbrıs sorununa iki halk arasında işbirliği yoksa çözüm bulunamaz. Beklentiler abartılmamalı ve ümit asla yitirilmemelidir.


Avrupa kıtasının ayakta kalabilmesi birleşmeye bağlıdır. Gelecek Birleşik Kıbrıs’tadır ve ben ümidimi yitirmedim. En azından birbirini tanıyan iki halk vardır. Konuyu ciddiye alan Rumlar Papadopulos’a iktidarı vermediler. Bu bile ileriye doğru çok önemli bir adımdır.


Hiç kimse 48 yıl evvelki sıfır noktasına geri gitmeyecektir. Görüşmeler bir plandan başlayacaktır. Bu planın adı Annan olmayabilir ve Ban olabilir. Ama bir plan olacaktır. Ümit ederim izolasyonlar bir gün kalkacaktır. Avrupalılar bunu anlamamaktadır ve desteklememektedir. Kıbrıs’lı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması için Almanya çalışmaktadır ve her seferinde de büyük engellerle karşılaşılmaktadır.


Cumhurbaşkanı M. A. Talat niçin Türkiye’nin baskısı altında olsun. Kendisi Kıbrıs’lı Türk değil mi? Kendi başına karar vermelidir.


Avrupa tarafından çözüm çabaları için büyük destek verilecektir. Verheugen’e ben ve diğer tüm milletvekili arkadaşlarım 1 Mayıs 2004 sonrasında Kıbrıs’lı Türkleri ve adadaki barışın garantisini sorduk. Sadece hiçte somut olmayan “Papadopulpos’a güveniyorum” yanıtını aldık. Sonra da kandırıldım demeye başladı. Kıbrıs’ı 1 Mayıs 2004’de AB’ye almak büyük bir hataydı ve bu AB’nin sorumluluğudur.


AB Parlamentosunu işe karıştırın. Yeni Rum hükümeti eskisinin devamıdır ama değişiklikler olabilir. AB Kıbrıs ile ilgili olarak yeni bir politika izleyecektir. AB KKTC’yi tanımayacaktır ve Birleşme izlekini takip edecektir.


Türkiye Kopenhag kriterlerini yerine getirirse AB’ye girebilir. Çok reformlar yaptı ama 301 hala yerinde duruyor. Herkes düşündüğünü söyleyebilmelidir. Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda Fischer İslam ve Demokrasi birbirine karşı değildir ve Türkiye’nin AB’ye girmesi bunun en güzel örneği olacaktır dedi.


Bu yıl İnsan Hakları Beyannamesinin 60.cı yılını kutlayacağız ama KKTC’deki üniversiteler hala izolasyon altındadır ve bunu kabul etmek mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs’ta en basit insan hakları bile izolasyon altındadır.  Bu AB’nin bir çelişkisidir. 


Kosova’nın bağımsızlığı daha tam olarak gerçekleşmedi ve sorunlar gittikçe büyümektedir. Bağımsızlık Kosova’ya yeni sorunlar yaşatacaktır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.