Ruhi Su’nun Mahsus Mahal’deki yüzyılı

PAYLAŞ

Devrimli, karşı devrimli bir dönemdir bu “yüz yılı” sevgili ağabeyimizin. Bir yandan Kurtuluş Savaşı kazanılmış, bağımsızlığa kavuşulmuş, modern yaşama geçilmenin çatışı olarak Cumhuriyet kurulmuş, tabanın yeniden yapılanması yönünde kollar sıvanmış, yeni mevziler kazılmış, yeni yollar döşenmiş, çağın aydınlığında yürünüyorken; öte yandan – Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra – Sovyetler Birliği ile ittifakımız çözülmüş emperyalist kampa geçilmiş ve özellikle de 46’nın “demokrasi” ruhu, “Küçük Amerika olma ” efsunu, “beyaz devrim” üfürüğü ve NATO’nun kan kusan garnizonu içinde karşı devrimin taşıyıcıları türemiş, örgütleri boy atmış, düşman mihraklarıyla buluşmuş, gericilik ocaklarını tüttürmüş, diriltmiş ve bu yönde pekişen iktidarları Amerika’nın yönergesiyle Arabistan’nın yolunu tutuvermiştir.

Ve Ruhi Su’ya sadece dönemin bütün engebelerini geçmek, kahırlarını çekmek ve işkencelerini görmek kalmıştır! Ve haldaşları ve yoldaşları ve emekçi halk…Ve de mezalime direnmiş büyük ustamızın türküleşen şiiri:

Mahsus mahal dedikleri zindanda
Kalıram kalıram kardaş
Dostlar yandadır (…)

Artar eksilmeyiz zindanlarında
Kolay Değil derdim ucu derinde
Kumhan Irmağı’nda Karaburun’da (…)
(…)
Benim beyaz unum ak güvercinim
Bilirem bilirem kardaş
Gelen gündedir…

O sıra zindana “mahsus mahal” deniyormuş, oysa aslı hücre idi Sansaryan Han’da, tek kişilik… Şimdilerin Silivri’sindeyse hücreye “tek kişilik koğuş” diyorlar, ama aslı zindandır yine…Ve o, o zaman da mekanydı, şimdilerde de mekandır sömürüsüz ve savaşsız dünya için mücadele edenlerin…

Gerçi, türkürnün kalıpyarına uydurmak üzere, şarkıcı İlker Akkaya az biraz değiştirmiş şiiri, bizse, zorunlu olarak, Akkaya’nın seslendirdiği sözlernini de kısalttık, ama bütününü bile buraya alsaydık Ruhi Su ve yoldaşlarının direnişlerini anlatmağa yetmeyecekti yine de. Keşke, diyorum, O’nu arkadaşları, savaşçılar, yaşamına tanık olanlar daha çok anlatsa, hakkında daha çok inceleme yapılsa, müzik ve sanat insanları daha çok yazsa, modernizmini açımlasa, daha çok kitap çıksa ortaya, raflar, kütüphaneler dolup taşşa, albümleri bütün radyolarda, bütün televizyonlarda çalsa…hergün, hergün çalsa…

Ben “Ruhi Su” adını önce hapisteyken duydum, Adana’da. Komünistlere “kripto” diye seslenen Metin Toker, Akis adlı haftalık siyaset ve aktualite dergisinde, “Ruhi Su yüksek sosyeteye arya okur gibi türkü söylüyor AS Klüpte ve komünistler oraya doluyor” diye yazmıştı, biraz da alay ederek. Tarih 1965’ti. Ve benim içim İstanbul’a akmış, ah oraya gidip ben de dinlesem demiştim…Sonraları o dergiyi hep aldım belki komünist Ruhi Su hakkında başka bilgiler de bulurum diye, hatta başka edebiyat dergilerini de karıştırdım, ama?…

Hapisten çıkınca ilk işim bir 45’lik almak ve eve kapanıp “Zahit bizi tan eyleme, hak ismin okur dilimiz, eyvallah” parçasını tam 11 kere dinlemek olmuştu peş peşe… sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin salonunda belki 1500 kişi birden ve sinek uçsa sesinin duyulacağı sessizlikte dinlemiştik O’nu…V e sonraları nerde olduğunu duysam oraya koşmuştum modernize edip opera usulüyle söylediği türküleri için…Hangilerini saysam bu türkülerin? Uyur İken Uyardıları mı? Seferberlik Türkülerini mi? Pir sultanı, Karacaoğlanı, Yunus Emreyi mi?…Sabahın Sahibi Var, Zeybekler, Ezgili Yürek, Semahlar, Köroğlu’yu mu?.. Ve Çanakkale ve Sarıkamış ve Kadınlarımız ve Büyük Taarruz ve El kapıları ve Huma Kuşu ve Evlerimin Önü Mersin ve, ve, ve…Ne bileyim! Derledi, derlediklerini yeniden üretti; yazdı, yazdıklarınıbesteledi, söyledi…Devrimci amacı Bela Bartok misali ulusal müzik yaratmaktı halk türkülerini çok seslilendirerek…Ve turlara çıkıp salonları dolduran konserler verdi… plaklar, uzunçalarlar, albümler doldu taştı…Ki, ortalık Ruhi su!

Geçen akşam “Ruhi Su Yüz Yaşında” adlı gecesine gittik, Angel’deki St. Mark’s Church’e. Ruhi su 1912 de konuk olduğu dünyamızdan, 1985’te, ardında “kültür cephanesi” diyebileceğimiz eserlerini bırakarak ayrılmıştı çoktan. Ve fakat eskiler, yeniler hep salondaydılar. Standı da CD’leri, kitapları ile zengin bir yeni dünyaydı. Geceyi AKM’den Murat Metin açtı. Peşinden hocamızın kurduğu Dostlar Korosu’nda yetişen Karabey Aydoğan, fotoğraflarını da izleterek, Ruhi Su’yu anlattı boylu boyunca. Ve ardından aldı sazını eline…Solist Yasemin Yurduşen’le sahnenin nakışıydılar…Ve bazen birlikte, bazen ayrı ayrı türkülerini söylediler erişilmez sanatçımızın…Ve hep birlikte 60’lı, 70’li yıların devrimci çoşkusunu yaşayıp, geleceğini gördük Yasemin Yurduşen’in yorumuyla halk türkülerimizin…

Ve de yeniden yazdık bilincimize;
RUHİ SU’NUN
MAHSUS MAHAL’DEKİ YÜZ YILI’nı…

Abdullah Nihat Yılmaz
12 Haziran, 2012, Londra.

NOT: Ruhi Su’nun “Mahsus Mahal” şirinin türküleştirilmişini, Kızılırmak Grupunun, ses sanatçısı İlker Akkaya’ın yorumuyla, “Geçmişten Geleceğe” adlı albümünde bulabilirsiniz.

CEVAP VER