Rum tarafı çözüme hazır mı?

Rum tarafı çözüme hazır mı?

0
PAYLAŞ

Bence “Hiç hazır değiller”.
Bu düşünüşte olduklarının örneklerini de her gün çeşitli söylev, tavır veya yaklaşımlarla ortaya koyuyorlar.

Hristofyas’ın, neredeyse hergün bir şekilde görüştüğü, yoldaşım diye hitap ettiği, birlikte adaya barış getireceğiz dediği ve de yıllardır tanıdığı Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın 25 Kasım’da düzenlediği öğle yemeğine katılmak isteyen AB Büyükelçilerine mani olması bunun en güzel örneklerinden birisi.
CB Talat’ı kendine eşit görmediği ve üzerinde bir hükümranlık baskısı kurmak istediği kesin.
Bu düşünceyi zaten Rum siyasi parti liderleri de her fırsatta tavır ve söylem olarak dile getiriyorlar. Kendilerini adanın tek hakimi ve yöneticisi, Türkleri de 21 Aralık 1963’de silah zoru ile gaspettikleri “Kıbrıs Rum Devleti”ne ancak azınlık olarak kabul edebileceklerini ifade ediyorlar.
Hem Rum siyasi parti liderleri, hem de sokaktaki politize olmamış Rum halkı da ayni düşüncede. Türklere, Rumlarla eşit haklar tanıyacak ve kurulacak yeni devlete siyasi eşit olarak sokacak bir anlaşmaya “Hayır” diyecekleri de çok açık ve net bir görüntü. Algılamamak veya görmemek için açıkcası “Kör” olmak gerekir veya saftorik.

Bu gün Rum tarafında iktidarda olan AKEL dışındaki diğer Rum siyasi partileri, Hristofyas’ın yalnız başına müzakereleri sürdürmesinden rahatsız. Müzakerelerin devam ettiği bu dönemde, özellikle de 2. aşamaya girilmesinden sonra, ayırımsız bütün Rum siyasi partilerinin katılacağı, müzakereler bitene dek belli bir süre görev yapacak ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs sorununu yönetmesinde birlik katalizörü olarak işleyecek bir “Ulusal Birlik Hükümeti” kurulması çağrısı yapılmakta.
Gerekçe olarak da Hristofyas’ın arkasında AKEL’den başka hiç bir siyasi partinin olmadığını ve Hristofyas’ın, Kıbrıs’ın seçilmiş lideri olarak, ama aslında, halkın yaklaşık 1/3’ünü temsil eden tek bir partinin desteği ile Kıbrıs sorununun çözümüne imza atıp atamayacağı sorusunu ve kuşkusunu gündeme getirmekteler.
Özellikle de Hristofyas’ın hükümetteki ortakları DİKO ve EDEK, gelişmelerden ve Türklere verilecek haklardan çok rahatsız. Ana muhalefet partisi olan DISY de Hristofyas’ı müzakerelerde desteklediğini ancak bu desteğinin açık çek olmadığını sık sık dile getirmekte.
Açıkçası yaklaşık %30.4 oy oranına sahip ana muhalefet partisi konumundaki DISY yönetimi ve sokaktaki sıradan partililer, kendilerini müzakerelerden dışlanmış hissetmekte ve olası referandumda Hristofyas’ın istediği yönde de oy kullanmayabilirler.
EUROKO %5.75 oy potansiyeli ile şahinler tarafında yer alırken, EKOLOG’lar da %1.95 oy oranı ile aynı safta boy göstermekte.
Papadopulos’un partisi, aşırı sağcı DIKO, %17.97 oy potansiyeli ile son seçimlerde oy oranını ve Meclisteki sandalye sayısını arttırarak sağda bayağı etkin bir konuma geldi.
EDEK ise zaten solcu faşist Vassos Lissaridis’in mirası bir parti ve bırakın Türklerle oratklık kurmayı, Türklerin adını bile duymak istemeyen bir siyasi parti. Son seçimlerde %8.91 oranında oy aldı.

Hristofyas’ın Talat ile kapalı kapılar ardında sürdürdüğü müzakerelerden hoşlanmayan ve Türklere aşırı tavizler verilmekte diyen bu siyasi partilerin, 2006 yılında yapılan seçimlere göre toplam oy oranı %65. Bu oran olası Referandumda Rum tarafından “Hayır” oyu çıkması için yeterde artar bile.
Tüm bu faktörler ortaya konarak, Hristofyas’a “Bütün partilerin yer alacağı bir Ulusal Birlik Hükümeti” kurması çağrısı yapılmakta. Gerekçe de “Referandumdan çıkacak sonucu güvence altına alabilmek” yani “Hayır”ı garantilemek.

Müzakereleri sürdürmekte olan Talat ve Hristofyas’ın 11, 12, 13 Ocak’ta Hristofyas’ın Kellaki’deki yazlığında, 18, 19, 20 Ocak’ta ise Talat’ın Girne’deki evinde bir araya gelmeleri konusunda taraflar daha evvel mutabakata varmışken şimdi Hristofyas, koalisyon ortakları DİKO ve EDEK’in “Girne’ye gitme” çağrısı nedeni ile bundan kaçınmaya çalışmakta.
Bu aşamada akla “Hristofyas çözüm anlaşmasını imzalamaya yetkili mi?” veya “Rumlar Türklere eşit siyasi statü tanıyacak bir çözüme hazır mı?” sorusu gelmekte.
Yanıtı çok açık. Kocaman bir “HAYIR”

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com

BİR CEVAP BIRAK