Rum – Yunan Lobisi

Bir ülkenin içinde başka ülkeler ve güçler adına piyon olarak ya da tetikçi olarak iş yapan insanlar ve kurumlar olması, o ülkenin içten sarılmaya ve teslim alınmaya çalışılması, gerçek bir tehlikedir. Hele ki bu ajan ve piyonlar, ülkeniz üzerinde düşmanca emeller besleyen kişi ve kurumlarsa, bu durumun göz ardı edilmesi büyük bir zaaf olur ve bu konuda görevi ihmal edenler ise sorumluluktan kaçınamazlar.

Soğuk savaş döneminde Rus-ABD istihbarat savaşlarında birçok insan, kendi ülkesi aleyhine kullanılmış, ajan olarak devşirilmiş, psikolojik savaşta kendi ülkesi aleyhine faaliyetler yapması için maaşa bağlanmıştır. Bunu bilmeyenlere, Kim Philby’nin “My Silent War” isimli eserini okumalarını tavsiye ederim.

İngiliz istihbaratının kalbine girerek KGB’ye bilgi sızdırdığı kesinleşince Moskova’ya kaçan Kim Philby ya da Amerikan karşı istihbarat biriminin başına geçerek CIA gibi bir örgütün bütün gizli şifreleri ve bilgilerini elde eden İgor Orlov gibi efsaneleşmiş ajanların hayat hikayelerini öğrenerek istihbarat savaşlarında neler döndüğünü dehşet içinde görebilirsiniz. Kim Philby’nin “Silent War” isimli kitabını okursanız ya da “Sasha” kod adlı İgor Orlov ismini bilirseniz, bu soğuk savaşın ne kadar kanlı ve planlı yapıldğını çok daha iyi anlarsınız.

CIA, Mossad, MI5/6, KGB gibi, Rum-Yunan ikilisinin hiç de küçümsenmeyecek bir istihbarat gücü olduğu bilinmektedir. Özellikle bazı ülkelerden aldıkları yardımlar ve bilgiler ile Türkiye ve diğer düşmanlarına karşı –kendi açılarından- çok çalışmalar yapmışlar ve yapmaya devam etmektedirler. Bu çalışmalara halen içimizde devam eden Rum-Yunan hesabına çalışan kişi ve kurumlar olduğunu iddia ettiğimde, bundan alınacak birkaç kişinin olacağını çok iyi biliyorum. Bazı gerçekler, bazılarına acı verecektir.

Bir gerçeği, okuyucularımıza hatırlatmak istiyorum. Yunanistan kurulduğunda, yüzölçümü 47.516 km²’dir. Yunanistan´ın bugünkü yüzölçümü ise yaklaşık 132 bin (131.940) km²’dir. Yunanistan toprakları, kurulduktan sonra yapılan anlaşmalar ile % 277 oranında, hiç bir savaş kazanmaksızın artmıştır. Bu anlaşmaların imzalanması konusunda Yunanistan´ı destekleyen Fransa ve Rusya´nın diplomatik girişimlerini sakın unutmayınız. Yunanistan, katıldığı bütün savaşları kaybederek topraklarını nasıl 3 katına çıkarmıştır? Bunun yanıtını sadece diplomatik manevralarla açıklayamazsınız.
KKTC devletinin yaşatılması, egemen ve bağımsız bir devletin savunulması, Kıbrıs Türkleri ve Anavatanları arasındaki tarihsel bağların güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkleri üzerine oyunlar oynayanların emellerinin açığa çıkarılmasıyla ilgili ne zaman bir yazı kaleme alsam, bazı güçlerin saldırısına uğradığımı yaşayarak görüyorum. Meydan, asla boş bırakılmıyor.
KKTC’nin ve KKTC’nin en önemli kurumlarının (örneğin DAÜ’nün) zayıflatılması ve etkinliğinin azaltılması için Rum devletinde aktif çalışan birimlerinin kurulduğunu ve bu birimlerin amacının da KKTC ve kurumlarını yok etmek ve güçten düşürmek olduğunu bildiğimiz halde, bunun önlemlerini almak konusunda neden şaşkınlık içinde olduğumuzu anlayabilmiş değilim. Bu konuda gerekli adımları atmayan ve gözlerini yuman yetkililerin bunun bedelini ödemesi gerektiğine inanıyorum. Bu durum, en azından görev ihmalidir. Zamanı gelince bu konuda sessiz kalanlarla ve bu planları görmezden gelenlerle hesaplaşmak gerektiğini de çok iyi biliyorum. um-Yunan lobisinin faaliyetlerine göz yuman, istemeden de olsa destek olmuş sayılır. Bu tarihi hatırlatmayı yapmayı bir görev olarak görüyorum.

Not : Bu yazımdaki mesajı almayan ya da almak istemeyenler, “Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz” sözünü unutmasınlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.