Çürüyen değerlerin karşısında

Çoğumuz kolaycılığın kurbanlarıyız. Kolayı seven ortamlarda doğup büyüdük. Kısa yoldan sonuca varmak konusunda çok becerikliyiz. Çocuk ilk kolaycılık deneylerini gözünü dünyaya açtığı ortamda yapmaya başlar. En güzel en doğru en iyi şeyleri bize vermesi gereken ailede bizler çok zaman ilk olumsuz deneylerimizi yaşarız, tembelliklerimizin ilk temellerini atarız, hileyi hurdayı yalanı öğreniriz. Yeni yetişenlere insan olmanın değerini sezdirmekle yükümlü aileler insanla ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadıkları için yenilere yalnızca kafalarındaki boş kalıpları sunabilirler. İnsan olmanın ne anlama geldiğini bilmeyen genç insan iyileşmez bir bencil olarak yaşama katılır. Yeryüzünün tek önemli varlığı kendisidir. Sevgisizlik kimseyi yadırgatmaz. Sevgi çıkarcılık yolunda sergilenen bir gösteridir bizim dünyamızda. Cebi dolu babaanneyi, değişik olanakları olan dedeyi, bizim yükselmemiz için nüfuzunu kullanabilecek olan dayıyı sevmekle başlarız sevgisizliğe. Şu dünyada en önemli ve en yaygın eğitim aile eğitimidir. Aile eğitilmişlerin de eğitilmemişlerin de yeni bireyleri kafaya göre eğittiği bir kurumdur.

Okul bize insan olmanın ne anlama geldiğini öğretebilecek tek kurum olmalıdır. Ancak bizi eğitecek olanların iyi eğitilmiş kimseler olmadıkları da bir gerçektir. Genel olarak gençlerin eğitimi belleticilik düzeyinde gerçekleştirilir. Düşünmenin önemini kavrayamamış insanlar kafaları boş bilgilerle doldurmanın insanları eğitmek olduğunu sanırlar. Bu yolda yalan yanlış eğitilmiş bir genç insanın belleği çöp kutusuna dönmüştür. Bu bellekten çok şey çıkarabiliriz ama ondan insan olmanın değeriyle ve koşullarıyla ilgili en küçük bir ışık elde edemeyiz. Böyle bir bellek ve onun üzerine kurulmuş bir bilinç her türlü yaratıcılıktan uzaktır, en basit konularda bile yetersizlik belirtileri verir. Böyle bir kafa genel olarak önyargılarla ve dogmalarla yaşama tutunmaya çalışır. O kafa insanla ilgili değerlerin uzağındadır, bir anda insana parmak ısırtacak bir yırtıklıkla ahlak yolundan sapma özellikleri gösterebilir. Ahlaksızlığı besleyen tek kaynak bilinç yetmezliğidir. Değer bilmeyen her insan kendi çıkarına uyan her şeyi tek değer olarak görecektir. Onun gözünde yasalar da ahlak kuralları da yan çizilmesi gereken formüllerdir. Bununla birlikte bu formülleri göz göre göre hiçe saymak kınanmayı getirebilir. Kınayanlar yalnızca ahlaklılar değil aynı zamanda ahlaksızlığı meslek edinmiş kimselerdir. Bu yüzden yasaları ve kuralları aşma yolunda kullanılabilecek en iyi yöntem gizlilik yöntemidir.

Kuram gerekiyorsa ahlaksızlıkları ileri bir özgürlükçülük savunusu altına gizlemek doğru olur. Bunun belirgin anlamı lütfen kimsenin ahlaksızlıkları kimseyi ilgilendirmesindir. Şöyle bir sav ileri sürülebilir: yaptıklarım yanlış olabilir ama bunlar sizi bağlamaz. Oysa kişi insan nedir sorusunu kendine yalnız bir kere sağlam bir biçimde sormuş olsaydı böyle bir sav ileri süremeyecekti. Çünkü toplumda her çürük varlığın bütün insanlığa zarar verebilecek bir konumda olduğunu bilecekti. Çoğunluğu zayıf bireylerden kurulu bir toplum, büyük bir bölümü değerbilmez bireylerden oluşan bir toplum, kolaycıları hiç de az olmayan bir toplum nasıl bir toplumdur? İnsan olmak adına hiçbir şey üretemeyen bir toplumdur. Böyle bir çürük toplumda kendine yarar sağlamak için çaba gösteren her birey sağladığı yararların birkaç katı kadar zarar toplayacaktır. Ortak yararın sağlanamadığı düzenlerde bireysel yarar öldürücü denebilecek tepkileri kendiliğinden getirir. Bu çerçevede ortaya çıkan sahte özgürlükler bir zaman sonra insanların korkulu düşü durumuna gelecektir. Çalma özgürlüğü, fuhuş yapma özgürlüğü, kirli ilişkilere girme özgürlüğü, mala el koyma özgürlüğü, kötü ürün pazarlama özgürlüğü, kültürü kötüye kullanma özgürlüğü, düşünceyi engelleme özgürlüğü, eylemi koşullama özgürlüğü gibi uydurma özgürlükler toplumların altını oyan sözde özgürlüklerdir.

Çizdiğimiz bu tablo genel ölçülerde ele alındığında tam tamına bir umutsuzluk tablosudur. Ancak toplumlarda umutsuz olmaya hakkı olmayan öncü kimseler vardır. Bu öncülerin başlıca niteliği gerçek anlamda aydın kimliğine ulaşmış olmaktır. Bir toplumda her şeye karşın bu gibi bireylerin olması en azından umut kapılarının aralık tutulması yönünden önemlidir. Bu insanlar ürettikleri değerlerle elden geldiğince insanı insana göstermek gibi oldukça güç bir sorumluluğun altına girmişlerdir. Ancak dünyanın bu konuda büyük bir zenginlik içinde olduğunu söylemek güçtür. Ne var ki bir kişinin bir kişiyi olumlu yönde etkileyebilmesi bile az şey değildir. İnsanlığı kirlerinden arındırma konusunda düşünürler çok küçük katkılarda bulunsalar bile iyidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.