Sağ ve sol siyasetin tükenişi

Siyaset bilimci ve Washington Johns Hopkins Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi profesörü ünvanı ile öğretim üyeliği yapan Fukuyama, “The End of History” isimli eserinde, ideolojilerin tükenişini haber vermiş ve tarihin sonuna geldiğimizi müjdeleyerek kapitalizmin ya da liberal demokrasinin zaferini ilan etmişti. 


Fukuyama’ya göre, tarihin sonuna gelmiştik ve liberal demokrasi dışında seçenek kalmamıştı. Ancak Fukuyama, “State Building” (Devlet İnşası) isimli yeni eserinde, farklı bir noktaya kaymış görünüyor. Tarihin sonunun gelmediğini iddia edercesine, Fukuyama, ulus devletlerin  rolünün küçümsenmemesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bu kitabı merak eden okuyucular, Remzi Kitabevi tarafından dilimize çevrilmiş olan bu kitaba, kitapevi raflarında kolayca ulaşabilirler.


Fukuyama, yeni kitabında, devlet inşasının uluslararası toplumun en önemli sorunu olduğunu ileri sürmektedir. Fukuyama’ya göre, yoksulluk, terörizm, uyuşturucu gibi bir çok küresel sorunun temelinde zayıf ve başarısız devletler bulunmaktadır. Bu nedenle, güçlü ulus devletlerin inşa edilmesi, yoksulluk gibi en önemli sorunlara çözüm bulunması açısından bir zorunluluktur. Bunun da ötesine giderek zayıf devletlerin ve hükümetlerin, gelişmiş ülkelerde de sorunların nedeni olduğunu ilan eden Fukuyama, 11 Eylül olayını da zayıf devlet ya da devletin yetersizliği ile açıklamaktadır.


Fukuyama, tek tek ülkeler ve küresel toplum için devletin zayıflamasının bir felaketi getireceğinin altını çizerek zayıf devletlerin insan hakları ihlalleri ve çatışma kaynakları olarak uluslararası toplum için bir tehdit oluşturduğunu açık biçimde ifade etmektedir. Bu yaklaşım, elbette ki, ulus devletleri güçsüzleştirerek küresel bir totaliter dünya sistemi yaratmaya çalışan AB-ABD bloğu için tercih edilebilir düşünceler olamaz. Küresel güçler, ulus devleti, devlet içindeki çeşitli unsurlar yoluyla ve devlet ötesi kuruluşlar aracılığıyla güçsüzleştirip küresel dünya devleti ütopyasını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu düşünceye gelen en ciddi eleştirilerden birisi, kendisi de bir burjuva aydını olan Fukuyama’nın State Building kitabında bulunabilir.


21. yüzyılda siyasetin temel parametreleri değişmiştir. Bunun en açık kanıtı ; bugüne kadar sağ ve sol biçimde ayrılan siyasal kimliklerde, tutucu ve değişimi destekleyen siyasal partilerde, temel ayrımlarının ortadan kalkması ya da siyasetin aynı kutbunda bulunan partilerin de önemli konularda farklılaşmaya başlamalarıdır. Açıkçası, bugünkü siyasette yeni bir farklılaşma unsuru ortaya çıkmıştır. Küresel dünya devletini savunan emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçilerinin desteklediği küreselleşme düşüncesi bir yanda, emperyalist güçlere karşı halkları ve ulusları korumaya çalışan ve bu doğrultuda bağımsız ve rasyonel ulus devletin yanında saf tutan anti-emperyalistler diğer yandadır. Siyasette sağ ve sol ayrımlaşmasının anlamını yitirdiği, düne kadar farklı kamplarda birbirine kurşun sıkan güçlerin bugün aynı idealler etrafında birlikte mücadele etmesi pratikleri ile kolayca açıklanabilmektedir. Bugün sağcı ve solcu kimlikler aynı idealler etrafında birleşirken, ulus devlete karşı küresel güçlerin işbirlikçiliğini yapan kesimler arasında da dünün sosyalist, milliyetçi ve ümmetçi güçleri bulunabilmektedir. Sağ ve sol, kendi içinde bu yeni ortaya çıkan parametreye göre şekillenmekte ve ayrımlaşmaktadır. Kısacası, 21. yüzyılda temel farklılaşma ; ulus devletin yanında mı saf tutulacağı, yoksa emperyalist küresel güçlerin yerli işbirlikçileri mi olunacağı noktasında belirlenecektir.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.