Sabahattin Ali’den Hrant Dink’e uzanan zincir

Dün Hrant’ın duruşmasındaydık.

Dink’in eşi Rakel Dink’le birlikte son 30 yılda faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin aileleri Beşiktaş İskele Meydanı’nda düzenlenen ‘Katili tanıyoruz’ eyleminde bir araya geldi.

Bu acı buluşmaya Dink’in kızı Delal ve eşi Rakel Dink, Uğur Mumcu’nun çocukları Özge ve Özgür Mumcu, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, Savcı Doğan Öz’ün kızı Bengi Heval Öz ile eşi Sezen Öz, Yazar Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Sevim Göktepe, Kemal Türkler’in kızı Nilgün Türkler, Ümit Kaftancıoğlu’nun oğlu ve gelini, Yasemin Cebenoyan’ın kardeşi de katıldı.

Grup adına Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali yaptığı açıklamada, ”Biz Hrant Dink’in ‘derin’ ailesiyiz. Biz buraya Arat, Delal ve Sera’nın kardeşleri olarak geldik. Yıllardır yaşadığımız ortak adaletsizliği paylaşmaya, bunun tanıklığını yapmaya geldik” dedi. Filiz Ali, Sabahattin Ali cinayetinden beri örgütlü ve siyasi cinayetlerin örtbas edildiğini, dosyaların çoğunun kapatılıp, zaman aşımına uğratıldığını savundu.

Dünkü duruşmaya gizli bir tanığın geleceği söyleniyordu ve tanığın davanın akışını değiştirmesi bekleniyordu.
Tanık gelemedi.
Unutulmuştu.

Hrant cinayeti, sayısız sorumsuzluk, görmezden gelme ve savsaklama zincirinin sonucuydu. Ölümünden sonra ailesine, Hrant’ın dostlarına ve aslında tüm Türkiye’ye layık görülen şey, en hafif deyimiyle yine savsaklama, sorumsuzluk, aldırmazlık.

İnanılmaz derecede laubali bir mahkeme.
Sivas sanıkları da yapmıştı bunu hatırlarsanız.
Hakime bozuk para fırlatmaktan tutun da, her türlü fütursuzluğu …..
Ve hepimize sadece bu rezaleti seyretmek düşmüştü.
Birileri bu ülkeye ısrarla yaşatıyor bunu.
Tekrar tekrar yaşatıyor.

Nereden alıyorlar bu cesareti dersiniz ?
Tabii ki geçmişten.
O, şanlı geçmişimiz diye pek övündükleri,
kanlı geçmişimizden alıyorlar bu cesareti.

Yapanın yanına kar kaldığını gördüklerinden,
katillerden medya yıldızı yaratılmasından,
sayısız faili meçhulden ( siz faili belli okuyun ),
daha da ötesi; ıslak imzalardan, kağıt parçalarından, ‘ law silahı değil, boru’ açıklamalarından, ardı arkası kesilmeyen darbe planlarından,
planı yapanı değil sızdıranı aramalarından vb. burada saymakla bitiremiyeceğimiz ‘münferit vakalarından’ cesaret alıyorlar.

Bütün bu saydığımız vakalar münferittir dostlar.
Ne kadar çok olursa olsun, ne kadar ard arda gelirse gelsin,
bu ülkede her şey münferittir bunlara göre.
1000 tane skandal çıksa münferittir, münferit.

Yüce ve bağımsız Türk adaleti taş atan çocuğa 30 – 40 yıl ceza verir.
El bombası olayında dört erin ölümüne neden olan teğmene 9 yıl.
( Biri askeri biri sivil mahkeme, fark eder mi sahi, al birini vur ötekine.)

Hrant davasında laubalilik alıp başını gidiyor, günümüzün en önemli siyasal davası için koskoca İstanbul’da doğru dürüst bir mahkeme salonu bulunamıyor.
Ama vereceğiniz her örnek, tek bir örnekle, bütün bir kurumu suçlayamazsınız gibi bir safsata ile savuşturulacaktır.
Zaten, bu ülkede hiçbir kurumu suçlayamazsınız.
Kurum musunuz, o halde kutsalsınız.

Suçlarım kardeşim.
Suçlarım.
Suçlayalım artık.

Kabul edelim ki, hastanesinden postahanesine kadar bütün kurumları, tepeden tırnağa çürümüş, çürütülmüştür. Bu çürümüşlüğü konuşmaktan, açığa çıkartmaktan geri durmayalım.

Kokuşmuş iktidarını sürdürebilmek için her şeyi göze almış bir oligarşik çete, hepimizi bir umutsuzluk denizinde boğmak istiyor.

Bütün münasebetsizliklerinin nedeni bu.
Umutlarımızı boğarak ayakta kalabiliyorlar ancak.
Bu yüzdendir bize, tekrar tekrar aynı şeyleri yaşatmaları.
Gelen her yeni kuşağı, umutsuzluk denizinde boğmaları, bu yüzden.

Bunların panzehri sadece ve sadece bilgi, akıl ve sanattır.
İşte bu yüzden, her gün yeniden yüzlerine vurmalıyız çürümüşlüklerini.
İşte bu yüzden ‘kurumları yıpratmıyalım’ edebiyatı saçmalığın, dik alasıdır.

Bütün bu çürümüşlüğü reddedelim.
Hatta bir tekme de biz vuralım.
Yıkılıp gitsinler tarihin çöplüğüne.

Yenisini ve daha iyisini kuracak bilgi birikimi ve deneyimi var bu ülkenin.
Hem geçmişiyle yüzleşecek, hem geleceğe güvenle bakabilecek,
doğru dürüst bir yaşamı örgütleyecek bilgi ve görgü birikimi.

Ve en önemlisi
Sabahattin Ali’den,
Hrant Dink’e kadar uzanan
bir zincir var unutturamadıkları, unutmayacağımız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.