Sabır yine sabır

PAYLAŞ

Hem de  haklı olduğuna inanıyor ki insan, toplumda yapılan kuralsız harekete tepki duyarak kızıyor. Kızmayayım desek de karşımızda ki istiyor ki.


Kızmak da konuyu halletmiyor.


Önce kızmaya sebep olan kişi kendini düzeltmeli değil mi? Nerede düzeltme,  hep haklı gibi davranması da cabası. İnsan haklı olabilir lakin her zaman haklı olamaz bir kişi…


Elbette insan olarak organik yapımız hep aynıyız. Günlük yaşantımızda , mutat yaşantımızda çoğu zaman karşılaşıyoruz. Herhangi olay da tepkimizi koyduğumuzda , çevremizdekiler bize  sakin ol derler.


Sakin ol sözü bize ve çevremize hiç fayda etmez , çünkü sözü söyleyen kişi kendisi sabır nedir bilmez ki. Önce insan kendisini hesaba çekmelidir. Kendisi aynı konuya maruz kaldığında , nasıl davranırdı acaba?


Gördüğümüz kadarıyla insanımız maalesef kendisini hesaba çekmeden , hep başkalarının kusurları olsun , olmasın onlarla uğraşıyor. Bu uğraşmada basit, çünkü yük başkasında en önemlisi kendisine çeki düzen vermek olmalıdır,  aslında.


İnsanlar uygarca yaklaşsalar anlaşmazlıklar, kırgınlıklar olmayacak , ne yazık ki, kişileri anlamayanlar sayesinde , mesele yokken, meseleler ortaya çıkıyor.


Meselelerde suni de olsa insanları birbirinden uzaklaştırıyor.


Buna rağmen insanların gerginliklerine neden olan bazı davranışlarla yaşamaya alışması gerekiyor. Çünkü insan haklarına saygı sadece lafta kaldı günümüzde.


İnsan hakları günü münasebetiyle konuşmalara  dikkat ettim. İnsanların özgür olduğunu, iradesini kendisi tespit edeceğine dair teminat var.  Tercihlerinden dolayı kınanmamalıdır kişiler.


Başkasının acı çekmesine vesile olmaktan uzak durmalıyız.  Yapacağımız fillerde sonucunun zarar verecek şekilde olmamalıdır.


İnsanlar önce iğneyi kendine batırmalı, sonra hakikaten hoşlandıysa iğneyi kendine batıran zat , çuvaldızı karşısındakine batırmasında hiç mahzur yoktur.


Bizler dedik ki, günlük yaşantımızda bir çok olumsuzluk olarak değerlendirilen davranışlara maruz kalabiliyoruz.


Olumsuzluklarla karşı karşıya kaldığımızı anlar diye anlattığımız kişi , başlar öğüt vermeye; sabırlı olmalıyız, kötü düşünmek iyi değildir, hatasız insan olmaz gibi söylemesi çok kolay , ama yaşaması zor olan sözler söyler bizlere.


Sanki söylediklerini bilmiyoruz.


Geçenlerde karşılaştığım olay buna çok güzel örnek olabilir. Doktorda sıra bekliyoruz. Bilirsiniz bizim sıra beklerken ne kadar hakkaniyete riayet ettiğimizi. Sıralarda hepimiz hakkaniyetten konuşuruz, bahsederiz. Ama en son biz riayet ederiz.


Sırayı beklememiz icap ettiğini anlatırız. Kızarız, konuşuruz, sıraya uyulmuyor diye feryat ederiz. Hele yaşınız küçükse , büyüğünüz size anlatır da, anlatır.


Hakkaniyet mümessili dersiniz adamı. Harika dünyada ne iyi insanlar varmış da, haberim yokmuş diye hayıflanmaya başlamışsınızdır, bir de bakarsınız ki, aynı kişi sırası gelmeden içeriye dalmıştır.


Sıra sorulunca bin bir bahaneyle işini halleder. Sonra içerden çıkarken sorduğunuzda olmadık mazeretler uydurur.


Gerçekte böyleyiz biz. 


Söylemle, amel bir olmadığı sürece, hiçbir alanda başarılı olamayız. Olurum diyen yanlış yapıyordur. Sıra örneğinden yola çıkarak hayatın alanlarının tümüne yayarak düşünebiliriz, örneğimizi.


Tabi ki sabır, ya rabbi dedik. İyi ki Allah dayanma gücü veriyor, insana, bizlere. Yoksa her an kavga nedeni bulacağız. Yine de biz kendi adımıza sabırlı olmayı deneyelim.


Günlük olaylar ister istemez gerdikçe, bizde kızmamayı denesek belki olumsuzluklar ha’l olur. Umut bizim ekmeğimiz.


Bir gün sabredenler gülecektir.

CEVAP VER