Safa: İnşaat sektöründe birlik gerekli

Safa: İnşaat sektöründe birlik gerekli

0
PAYLAŞ

Kıbrıs Türk İnşaat ve Emlak Yatırımcıları Birliği Başkanı Sayın Ali Özmen Safa’nın inşaat sektöründe yaşanan gelişmelerle ilgili basın açıklaması aşağıdaki şekildedir:

”İnşaatlar ülkemizin geleceğidir…

KKTC şantiyeye döndü. Patlayan inşaat sektörü tüm sektörleri harekete geçirmiş durumda. Adanın kuzeyinde yaşanan ekonomik canlılık son derece sevindirici.

Ülkemize giren döviz miktarında ciddi artışlar söz konusu. İçişleri bakanlığına bu yılın ilk dört ayında yaklaşık 1200 yabancı uyruklunun  KKTC’inde gayrımenkul alımı için başvuruda bulunduğu bilgisinden hareketle basit bir hesap yaparsak ve bir evin ortalama değerini 60,000 pound kabul edersek, bu yolla  yaklaşık 72 milyon poundluk bir dış kaynak yaratıldığını görürüz. Yıl sonuna kadar bu miktarın çok daha yukarılara çıkacağını söylemek mümkün. İnşaat sektöründe yaşanan canlılık ekonominin tamamına yansımaktadır.

Bu olumlu gelişmelerin bizi gevşetmemesi gerekir. Çünkü yolun başındayız ve henüz hiçbirşey olmuş değildir. Pek çok sorun henüz halledilmeyi beklemektedir. Bu olumlu gelişmeler yalnızca bizi daha fazla hırslandırmalı, eğer istersek neler yapabileceğimiz gerçeğini aklımızdan çıkarmamamızı sağlamalıdır.

Nisan ayında yapılan referandumlar ile Annan planı rafa kalkmış gözükmektedir. Aslında Annan planının rafa kalkmadığını hepimiz biliyoruz. Şimdilik bir kenarda beklemektedir ve tekrar gündeme getirilmesi çok güçlü bir ihtimaldir. Rum tarafının Annan Planının rafa kalkmadığı açıklamalarını hatırlamakta fayda var. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumlar planı Kıbrıs için yegane plan olarak görmektedirler. Türk tarafı olarak bizde Annan planını kabul etmiş durumdayız. Kısaca Rumların, bizim rahatsız olmayacağımız ve  kabul edebileceğimiz bazı değişiklikler ile planı kabul etmeleri durumunda bu plan yürürlüğe girecektir.

Annan Planı yürürlüğe girerse ne olur? Annan Planınında başımızı ağrıtacak en önemli konu mal-mülk meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Planı şöyle bir hatırlayacak olursak, Aralık 2002 tarihinden sonra alınan inşaat vizelerinin geçersiz olduğunu görürüz. Mücahit puanı, TM puanı gibi puanlarla tahsis edilen arazilerin planda yerinin olmadığını görürüz. Oysa şu anda yapılan evlerin çok büyük bir kısmı Aralık 2002 tarihinden sonra alınan vizelerle ve yine pek çoğu KKTC tapusu dediğimiz tahsisli araziler üzerine yapılmaktadır.

Rum yönetiminin yabancı uyrukluların KKTC’de mal almalarına karşı büyük mücadele vermesine, hatta tehdit ederek ve aleyhlerine İngiltere’de dava açılacağını bildirerek önlemeye çalışmasına rağmen son bir yıl içinde pek çok yabancı bu baskılara direnmiş ve KKTC’de taşınmaz mal alma yönüne gitmiştir. Bazıları ise güneydeki mallarını satarak kuzeyde alım yapma yoluna gitmektedir.

Annan planı mevcut haliyle yürürlüğe girerse mal-mülk meselesinde ortaya çıkacak karışıklıklara karşı tedbirler alınmaktamıdır? Birde şu an devam eden tüm inşaatlar bıçakla kesilmiş gibi duracaktır. Bu durumda ne yapılması planlanmaktadır?

Görüldüğü gibi inşaat sektörüyle başlayan bugünkü ekonomik atılım bir belirsizlik üzerine kuruludur. Her an durum tersine dönebilir. KKTC ekonomisi bir krize dahi sürüklenebilir.

Onun için çok dikkat etmek gerekmektedir. İnşaatların ekonomimizin lokomotifi ve geleceği olduğunu bilerek,  sorumlu ve yetkili makamlarda bulunanların bir yandan gerekli tedbirleri alırken bir yandanda son derece hassas bir dönemden geçtiğimizi akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir. Hem yapılan işler hemde verilen demeçler aslında piyasaya verilen sinyallerdir. Örneğin yabancılara satılan malların onayındaki gecikme, ve basında yer aldığı haliyle yabancılara mal satılamayacağına dair verilen demeçler son derece olumsuzdur. Yabancı uyruklulara  satış yapılmasını engelleme çabası içinde olan Rumlar’ın ekmeğine yağ sürmektedir. Burada yapılması gereken hem siyasi hem de ekonomik açıdan lehimize olan yabancı uyruklulara satışın sağlam temeller üzerine oturtulmasıdır. Aksayan yönlerin giderilmesidir. Yabancı uyrukluların spekülatif amaçlı alımları  ve Rumların toprağı kontrol etmeye yönelik Türk koçanlı malları  alımları izlenebilir ve bu konuda tedbir alınabilir. Ama bu üzüm yemeye giderken bağcıyı dövmek şeklinde olmamalıdır.

 Burada en büyük görev devletimize düşmektedir. İktidarıyla ve muhalefetiyle  siyasi partilerimiz birlik içinde davranmalıdır. Hükümet ortaya çıkan bu fiili durumu lehimize devam ettirebilmek için belirsizliği ortadan kaldıracak çalışmaları bir an önce başlatmalı ve gerekli her türlü düzenlemeyi  yapmalıdır. Piyasaya doğru sinyaller verilmesine özen gösterilmelidir. Politikalar belirlenmeli ve açıklanmalıdır. Ancak bu şekilde inşaat sektörü önünü görebilecek ve mevcut atılım devam edebilecektir. İnşaat sektörünün ekonominin motoru olduğunu düşünürsek tüm KKTC ekonomisinin geleceği hatta ülkemizin geleceği aslında bu sahada yapılacaklara bağlıdır.

 

BİR CEVAP BIRAK