Sahte rapor ve izinle tatil

Sahte rapor ve izinle tatil

0
PAYLAŞ

KKTC’de kendine özgü devlet memuru olmak anlayışı ve sistemi var.

Sistemin özü “Ben istediğimi yapayım, bana kimse dokunmasın, aklıma estiği vakit grev yapayım, vatandaş zarar görürse beni ilgilendirmez ama kimse benden tazminat istemesin, beni de işten atmasın. İşe gitsem de olur, gitmesem de ama ay sonunda maaşımı tam ve eksiksiz isterim.”
Kısaca mantık böyle. KKTC’deki kamu görevlilerinin genelde ilgilendiği başka bir konu da yok. Gelmiş geçmiş KKTC hükümetlerinde görev yapmış birçok siyasinin kökeninde de sendikacılık yattığından veya da popülizm hedefli siyaset yaptıklarından bu güne değin bu mantığı değiştirecek herhangi bir girişim yapılmamış maalesef.

Geçenlerde, devlet dairelerinin birinde müdür olarak görev yapan bir arkadaşıma uğradım. Bana elindeki bir çizelgeyi ve birkaç da resmi gösterdi. Resimlerde evli bir çift çocukları ile birlikte neşeli bir tatilde gözüküyorlardı. Gayet güzel ve keyifli bir resimdi.

“Eeee, ne var bu resimde. KKTC’de hemen hemen herkesi tanırım ama bunların kim olduğunu şimdilik çıkaramadım. Niye bu resimleri bana gösteriyorsun” dedim.
“Resimlerden sonra ekteki çizelgeye de bir göz at, sonra da ne anladın bana söyle” dedi.

“İşin içinde normalin dışında bir şeylerin olduğu, bir sıkıntının var olduğu belli, yoksa boşuna bana bir ailenin mutlu görüntüler içeren tatil resmini niye versin” diye aklımdan geçirdim ve çizelgeyi incelemeye başladım. İlk bakışta pek bir şey anlamadım ama ikinci defa okunuşta nelerin olduğunu anlamaya başladım.
Çizelge aynen aşağıdaki gibiydi. “Çizelgede yer alan tarihler, her hangi bir kişiye somut bir suçlamada bulunmamak amacı ile tarafımdan değiştirilmiştir.”
6 Şubat 2016, Cumartesi : Resmi tatil
7 Şubat 2016, Pazar : Resmi tatil
8 Şubat 2016, Pazartesi : Mazeret izni
9 Şubat 2016, Salı : Mazeret izni
10 Şubat 2016, Çarşamba : Bronşit hastalığı nedeni ile 1 gün izin. (Doktor arkadaşımdan aldığım bilgiye göre bronşit izni verilen hasta söz konusu günü evinde yatarak geçirmek zorundadır)
11 Şubat 2016, Perşembe : Mazeret izni
12 Şubat 2016, Cuma : Mazeret izni
13 Şubat 2016, Cumartesi : Resmi tatil
14 Şubat 2016, Pazar : Resmi tatil
15 Şubat 2016, Pazartesi : Mazeret izni
16 Şubat 2016, Salı : Mazeret izni
17 Şubat 2016, Çarşamba : Bronşit hastalığı nedeni ile 1 gün izin. (Doktor arkadaşımdan aldığım bilgiye göre bronşit yatarak tedavi gerektiren bir hastalık olduğu için izin verilen hastanın gezi pozları vermesi mümkün değil)
18 Şubat 2016, Perşembe : Mazeret izni
19 Şubat 2016, Cuma : Mazeret izni
20 Şubat 2016, Cumartesi : Resmi tatil
21 Şubat 2016, Pazar : Resmi tatil

Söz konusu kamu görevlisi, 30 günlük yıllık tatiline ilaveten, doktor bir tanıdığının yardımı ve kamu görevlilerine iyi niyetle tanınan yıllık 40 gün mazeret izni ve 60 gün hastalık izni haklarını sonuna kadar suiistimal ederek tamı tamına 16 gün tatil yapıyor. Maalesef bu tatil günleri de söz konusu kamu görevlisi sanki de çalışmış vatandaşa hizmet vermiş ve ter dökmüş gibi emeklilik kazandıran çalışma günlerine ilave ediliyor söz konusu yıl içinde.

İlgili Müdür kendisini çağırıp, yaptığının yanlış olduğunu söyleyince de “Bu benim yasal hakkım, hiç kimse bana engel olamaz. Seni sendikama şikayet edeceğim” diye de yanıtlıyor. İşte bizde sendikal anlayış böyle.

Balık baştan kokmuş. Esasen, yalan yere istirahat izni veren doktor hakkında soruşturma açılmalı eğer bronşit olduğu için 1 gün izin yazdığı hastası, söz konusu hastalık gününde eşi ve çocuğu ile mutlu bir tatil yapıp, resimler çektirip, sosyal medyaya koyuyorsa… Bu kamu görevlisini de işten atmak lazım tabii maaşını tam alıp, çalışmak yerine sahtecilik yapıp tatil yapıyorsa….

Sahte hastalık raporu ve kamu görevlilerine devletin diğer birimlerinde olası işlerini yapabilmeleri için iyi niyetle yasalara hak olarak konan “Mazeret izni”nin suiistimal edilerek yapılan 16 günlük ailecek tatil konusuna o denli yorumlar aldım ki, konuya devam etmem farz oldu adeta.

Bu basit gözüken ama yüzlerce kamu görevlisinin içleri sızlamadan “Benim yasal hakkım” diyerek yaptıkları bu haksız ama yasal gözüken suiistimale dur demenin zamanı gelmiş anlaşılan. Birçok okurum yapılan suiistimalin suç olduğu inancında ve devlet kasasından para çalmakla, vatandaşa verilmesi gereken hizmetten saat çalıp ay sonu tam maaş istemenin aynı kategoride bir hırsızlık olduğu düşüncesinde. Ağızbirliği ile bu tip sahtekar personelin maaşının kesilmesini, hırsızlama tatil günlerinin de emekliliğe sayılan günlerden düşülmesini öneriyor okuyucularım. Bence çok doğru söyledikleri ve önerdikleri.

Gelen yorumlardan anladığım, denetimsizlikten ve cezanın olmamasından dolayı sonuna kadar suiistimal edilen sendikal hakların ve sendikal faaliyetlerin artık gözden geçirilmesi ve 21. yüzyıla uygun hale getirilmesi gerektiğidir. Geniş tabanlı CTP-UBP hükümetinin icraatlarından bir tanesi de “Grev ve Halk Oylaması Yasası” ile sendikal faaliyetlerle ilgili tüm yasaların acilen gözden geçirilerek çağdaşlaştırılması olmalıdır.

“Geçmişten gelen bir hak” diyenlere şunu anlatalım; Evet, İngiliz sömürge döneminde İngiliz yönetimi de “Mazeret izni” vermekteydi. Bunu memurlarına hak olarak tanımıştı. Mazeret izni alacak personel, Müdürüne gider ve yazılı dilekçe verir, hangi devletin hangi dairesine veya da özel sektördeki hangi kuruluşa hangi işi yapmak için gideceğini belirtir ve izin isterdi. Genelde kendisine istediği gün için mazeret izni verilirdi. Ancak müdür ertesi iş günü, memurunun gideceğini beyan ettiği yeri arar veya ziyaret eder, memurunun gelip gelmediğini sorardı. Eğer gerçekten izin dilekçesinde beyan ettiği işi yapmışsa sorun olmazdı ama benim bir evvelki yazım da belirttiğim gibi yalan yere izin almışsa, anında görevine son verilir, emeklilik hakkı da iptal edilirdi. İngiliz Sömürge Yönetimi düzenini doğruluk esasına ve acımasızca cezalandırma sistemi üzerine kurmuştu, tıkır tıkır da çalışıyordu bu sistem. Bunu suiistimal eden bizim, yani KKTC’nin memurları ile bizim sendikalarımız oldu maalesef.

Komşumuz Rum tarafında da aynı kurallar geçerli.
Buna ilaveten sendikacılık anlayışı da birazcık farklı.
Eğer söz konusu memur, bir evvelki yazımda belirttiğim gibi sahte mazeret izni beyanı ve gerçekleri yansıtmayan tıbbi raporla 16 gün haksız bir tatil yapmış olsaydı, bağlı oğlu sendika kendisini çeker ve “senin gibi bir sahtekârın bizim sendikamızda yeri yoktur. Bugünden itibaren üyeliğini iptal ediyorum” der, anında kapı dışarı ederdi.

Ama bizim sendikalarımız siyaset yapmak ve başkanlık koltuğundan yaşam boyu, yerel Türkçemizle de “gademici başkan” sıfatı ile oturmak için elden gelen her şeyi yapmaktalar. Bizim kamuda örgütlü sendikalarımızın başkanlarının neredeyse tümü de “gademici başkan.”

Artık bu “gademici başkanlık” yöntemine, yönetimdeki kişilerin de, yani başkan ve yönetim kurulu üyelerinin de her yıl koltuğa daha sağlam oturabilmek için üyelerden toplanan aidatlardan üyelere çeşitli menfaatler, çanta, seyahat, tatil gibi hediyeler sunmalarının önüne geçilmesi gerekmektedir. Sendikaların faaliyetleri ile ilgili yasalarda değişiklikler yapılarak veya da 21. yüzyıla uygun olarak bu yasaların yenilenerek halkımızın ve çalışanların gerçek sendikacılık hizmetine kavuşturulması lazımdır. Günümüzde birçok sendikamız, üyelerinin faaliyet alanlarında, devletimiz neredeyse dünyanın en kötüleri arasına kadar düşmesine rağmen, kendi faaliyet alanlarında çalışmak ve verimi yükseltecek girişimler yapmak veya da öneriler sunmak yerine, siyasetle uğraşmayı kendilerine görev addetmişler, maalesef…
Dolayısıyla kamuyu tıkayan bu sistemin bir an önce düzeltilmesi, -çalışanın ödüllendirildiği, çalışmayanın haklarının budandığı- liyakat sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

_______________

Ata ATUN
e-mail: ata.atun@atun.com veya ata.atun@gmail.com
http://www.ataatun.org
Facebook: Ata Atun
http://www.twitter.com/ataatun
1 Nisan 2016

BİR CEVAP BIRAK

nine + seven =