Sahtekar yapılaşmalar…

Sahtekar yapılaşmalar…

0
PAYLAŞ

O zaman da bize, çürük malzemeli sahtekar yapılaşmaları hicvetmek düşüyor… Şöyle ki;

TV’lerde hop hop hoplanıyor, Van’a yardımlar toplanıyor. Öte yanda yardım dağıtılan halk jandarmaca joplanıyor… Elbette kutsi işler, duyarlılık göstergesi hepsi… Ama bir şeyler kakılıyor kafalara… Ve görünmeyen üç gölge takılıyor kafalara…

Gölge bir; 99 depreminden beri, deprem vergisi adıyla toplanan fondan niye kimse söz etmiyor? Bu paralarla 10 tane Van ayağa kaldırılabilecekken, niye kimse van minüt deyip, soramıyor? Bütün kanallar tek çatı altında toplanıyor, milyonlar toplanıyor, ne güzel, bravo, ama niçin koca medyadan birisi çıkıp da soramıyor? “ Biz burada milyonlar topluyoruz, da sizin topladığınız milyonlar nerede? diye… Medya kime hediye?

Gölge iki; Toplanan yardım paraları yerine ulaşıyor mu? İnsanlık bu enkazda hala yaşıyor mu? Ulaşıyorsa niye insanlar bir battaniye için birbirini dövüyor? Otoriteler yaptıklarını övüyor da, niçin ihtiyaç olan 120 bin tane çadır oraya kurulamıyor? Ve niçin sorulamıyor? “ İnsanlar soğuktan mı ağlıyor, kahrından mı? diye… Samanyolu kanalı 62 Milyon toplarken, bir diğer kanalda, süslenmiş yardım TIR’larına bir battaniye kapmak için üst üste asılıp, hayatlarını tehlikeye atan insanları izliyorsunuz… birbirini bıçaklayanlar, ezenler…

Kanallar konsorsiyumu da bir o kadar para topluyor… Kanalların topladığı toplam para şimdiden 150 milyon… Bir çadır toptan 1000 lira olsa, al sana 150 bin çadır… Hani nerede? Niçin insanlar hala açıkta, hala soğukta? Fener mi tutmak lazım görmek için karanlık yerleri? Garipler ellerini ovuşturup ısınmaya çalışırken, sahipler ellerini ovuşturuyorlar bir yerlerde…

“ Sahtekar yapılaşmalar “ sözü cuk oturuyor ironiye… Tenzihler insaniyetin azınlıkta kalan iyi niyetine ama, inanmak zor çoğunun samimiyetine … Yayınlara bağlanan büyük şirket patronları, şirket isimlerini telaffuz etmeden bağış yapabilseler keşke… Birisi de reklam düşünmeden yapsa… Ve gerçek saygıyı kapsa… Var mı “ ismini vermek istemeyen bir holdingten 1 milyon lira?” Yok… Hem bağışı tutarında reklamını yapacak, hem bunu masraf gösterip vergiden düşecek, hem üstüne hava yapıp, prestij sağlayacak ve hem de daha da üstüne, otoritenin gözüne girecek, takdirlerini alacak… Ödenecek mi? Yerine ulaşacak mı? Nerede vicdana dayalı, içinde ruh olan, içten gelen, insanca davranış örnekleri? Japonya’da… Japon olun kardeşim Japon… Bizde izan tapon…

Japonya’da konsolosluk binamızın posta kutusuna zarflar içinde gizlice para bırakıp, kimlikleri anlaşılmasın diye utanıp kaçan Japonlar kadar sahici olunabilse keşke… Kötü günde paylaşma erdemi, dayanışma örneği gösteren, kendi açken diğerinin hakkını düşünebilen Japonlar kadar olabilsek keşke…

Yardım toplamaya katılan sanatçılarımız ekranları vitrinleri olarak kullanmasalar keşke… Bol keseden savururlarken iki kuruş da kendileri denkleştirse keşke nereye gittiği belli olmayan yardım denklerine… Yok olmaz! lütfedip değerli zamanını ve imajını koydu oraya, onun güzel hatırına para veriyor halk! Yaptığı yetmez mi? Sistem depremden beter, yıkılıyor insani değerler… Eşeklerin sırtında altın eyerler…

“ 10 lira yol parası verin, Van’a çalışmaya gitmek istiyorum” diyen genç daha kıymetli benim için… Talebe evini bir aileye açan genç daha samimi bence… Kimisi Azra bebek kadar saf ve temiz, kimisi Azra bebeği enkazdan çekip alan el kadar gizli… Onların insani değerlerini satın alacak bir para yok … Kimisi ise enkazdan yararlanma peşinde, itibar satın alıp ! prestij peydahlayarak… ki o, barınma derdinde, yalayarak…

Gölge üç; Açgözlü güçlü, 10 tane battaniyeyi kaba kuvvetle, gaspla alırken, güçsüz ya da gururlu olanlar soğuktan donmaya mahkum… Cebinde 100 lira yok… Aşı yok, işi yok, vücudunda ısı yok… Deprem kırmış geçirmiş… üstüne ruhu kırılmış, ufkuna geçirilmiş… kendisi enkaz olmuş, birisine güven duyacak dermanı kalmamış…

Hayat da bu hale gelmedi mi zaten güzelim ülkemizde? Yağmacıların ve yağcıların güçlü olduğu devirde değil miyiz? Ve biz geri kalanlar, kafayı yemiş durumda, revirde değil miyiz? Gelir dağılımımızdaki uçurumun temeli de bu denizin kumuyla atılmıyor mu? Sahtekar yapılaşmalar panayırda üç kuruşa satılmıyor mu? İşte yeni dünya düzeni… Ne idüğü belirsiz, sadece kimi düzdüğü belli…

BİR CEVAP BIRAK

18 + 11 =