Said Nursi’yi kutsallaştıran AKP, Abdal Musa’yı neden taşlıyor!

AKP’nin iktidara gelmesinin ardından 2004 yılında değiştirilen maden yasasıyla birlikte Türkiye’nin neredeyse üçte biri madencilik faaliyetlerine açıldı.

Madencilik diyince öyle altın, bor, krom vesaire gibi stratejik önemi olanları düşünmeyin hemen…

Öyle ki, dünyanın bir çok ülkesinde eşzamanlı yapılan yasal düzenlemelerle, madencilik faaliyetlerini düzenleyen yasalardaki korumacı maddeler budandı, kum, çakıl, taş, mermer gibi maddeler ‘maden’ kapsamına alındı…

TÜRKİYE’NİN YAĞMA HARİTASI

Daha önce haberleştirmiştik; TBBM’ne bir soru önergesi veren CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, aldığı yanıt üzerine dehşete düşmüş, AKP’nin madencilik politikalarıyla Ankara’nın yüzde 38’I, İstanbul’un yüzde 54’ü, İzmir’in yüzde 41’I, Aydın’ın yüzde 59’u, Balıkesir’in yüzde 66’sı, Bilecik’in yüzde 64’ü, Burdur’un yüzde 62’si, Kütahya’nın yüzde 81, Sivas’ın yüzde 54’ü ve Yalova’nın yüzde 55’inin madencilik faaliyetleri için yandaş ve yabancı şirketlere tahsis edildiğini açıklamıştı…

‘BİZ DE HEVES ETTİK, ALDIK!’

Kulkuloğlu’nun verdiği rakamlar gerçekten dehşet verici olsa da durumun asıl çarpıcı olan yanı, sektörün bir anlamda “genel geçer” bir iktidar mansıbı olarak görülmesiydi. Isparta’da konuştuğum bir girişimci, “biz de heves ettik ruhsat aldık” demişti. Bazı AKP’li il yöneticilerinin de ruhsat alıp sattıkları iddiaları sektörün içler acısı durumunu gözler önüne sermeye yetiyordu.
Çoğunlukla ham madde olarak Çin, Brezilya, Hindistan, ABD ve Avrupa ülkelerine satılan taş ve mermer madenciliğinin götürüsünün getirisinden kat be kat fazla olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak işin ekosistem açısından hesabını yapmak mümkün değil.

ANTALYA’DA 3 BİN 849 MADEN RUHSATI!

Antalya da taş madenciliği açısından ülkede en çok ruhsat verilen illerin başında geliyor. Yine TBMM’nin geçen yıl verdiği rakamlarına göre Antalya’da 3 bin 849 maden ruhsatı verilmiş. Bölgede ruhsat alan girişimcilerden biri, “Finike-İskenderun arası kıyılarda boş alan kalmadı” sözleriyle özetlemişti gelinen durumu.
Tarım alanları, ormanlar, tarihi doku, yeraltı suları, göller, ırmaklar; kısacası yaşam alanları tehdit altında. Finike’den, Çığlıkara’ya bir çok bölgede yaşanan tahribat defalarca belgelenmesine, yargıya başvurulmasına rağmen madenci yağması bir türlü bitmiyor.
Hiç abartısız dünyanın doğası ve yaşam alanları en çok yağmalanan kenti olan Antalya’da ruhsat verilen öyle yerler var ki, insane “bu kadar da olmaz” dedirtiyor.

ABDAL MUSA’NIN DERGAHINDA TAŞ OCAĞI SAVAŞLARI

Elmalı’nın Tekke köyündeki Abdal Musa Türbesini de barındıran Dur Dağı da bu yerlerden biriydi. Alevilerce kutsal sayılan önemli bir inanç merkezi olan Dur Dağı’nda, Abdal Musa Türbesi’nin yanı başında iki yıl önce başlatılan mermercilik faaliyeti, Alevi toplumunun ve yaşam savunucularının büyük tepkisini çekmiş, defalarca eylemler yapılmıştı. Öyle ki köylüler referendum sandığı koyup oylama yapmışlar ve sandıktan bölgedeki mermer ocaklarına topyekun ‘hayır’ oyları çıkmıştı…

MAHKEME ÖNCE DURDURDU, ÜYELER DEĞİŞİNCE KARAR BOZULDU…

Ardından Tekke köyündeki mermercilik faaliyeti yargıya taşındı. Davayı gören Antalya 3. İdare Mahkemesi, “doğaya ve dergahlara zarar verdiği” gerekçesiyle geçtiğimiz yıl Eylül ayında yürütmeyi durdurdu. Ardından da mahkemenin bu yerinde kararı Antalya Valiliği’nce uygulamaya konuldu.
Ancak Alevi toplumu başta olmak üzere tüm yaşam savunucularının bu sevinci fazla sürmedi. Mahkemenin oybirliği ile verdiği yürütmeyi durdurma kararı bozuldu. İddialara göre mahkemenin üç üyesinin ikisi değişince yürütmeyi durdurma kararı da değiştirildi.
Türkiye’deki hukuk kavramının içinden geçtiği süreci anlamak bakımından kararla ilgili ayrıntıları kısaca aktarmakta yarar var…
Tekke’deki mermer ocağına karşı açılan davayı gören Antalya 3. İdare Mahkemesi, Mahkeme Başkanvekili Metin Çetinkaya ve üyeler Mustafa Bilici ile Ayşegül Altuntaş’ın oybirliğiyle verdiği karar üzerine mermer ocağı, geçtiğimiz Eylül ayında mühürlenmişti.

DUR DAĞI’NDA TALAN DURMUYOR!

Ancak, mahkemenin üç üyesinden ikisinin görev yerleri, bu karardan sonra değişti. Metin Çetinkaya’nın yerine mahkeme başkanı olarak Kamil Ergün, üye Ayşegül Altuntaş’ın yerine ise Yüksel Savaş atandı. Geçici olarak alınan yürütmeyi durdurma kararı da geçtiğimiz Şubat ayında yeni mahkeme üyeleriyle yeniden ele alındı. Mahkemenin yeni başkanı ve üyesi davanın reddine yönelik oy kullanırken, mahkemenin değişmeyen tek üyesi Mustafa Bilici ise önceki karar doğrultusunda oy kullandı.
Böylece mahkeme 1’e karşı 2 oyla yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Karar üzerine mühürlü mermer ocağı yeniden faaliyetine başladı…
İşte ‘yeniTürkiye’nin iler demokrasisi tam da budur’
Ne 66 sayfalık bilirkişi raporu, ne inançlar, ne halkın tepkisi hiç ama hiç bir değer Hintli firmanın Dur Dağı’nın taşlarını çıkartıp satmasına engel değil!
Mahkeme kararının Danıştay’a gitmesi, yapılacak yeni eylemler, tepkiler; hiç ama hiç biri insanlık onurunun çiğnenmesinin önünde engel değil!

ALEVİ AÇILIMININ MERKEZİ OLACAKTI, TAŞ OCAĞI OLDU!

Abdal Musa dergahı, 1274 yılından beri Anadolu’nun en önemli inanç merkezlerinden biri. Ancak AKP hükümeti nezdinde sünni İslam’ın dışında kalan inançlara saygı göstermek sadece sözde kalıyor.
Büyük şaşaalarla duyurulan, adına Muharrem iftarlı şovlar yapılan ve Alevi açılımının merkezinde olduğu duyurulan Abdal Musa dergahı, Alevilerin taleplerini karşılayacak bir merkez olmak şöyle dursun; başlarına taş yağdırolan bir araca dönüştürüldü!
Alevileri inançları üzerinden cezalandıran faşizan bir uygulamaya imza atıldı.

SAİD NURSİ’Yİ KUTSAYIP, ABDAL MUSA’YI TAŞLAMAK

Said Nursi’nin bir sure yaşadığı Isparta’nın Barla kasabasını “mübarek topraklar” olarak anan iktidarın bakanları, valileri; Anadolu’nun ve Balkanların en köklü inanç değerlerini, bu toprakların gerçek ruhunu küstahça yok saymayı, görmezden gelmeyi, hakir görmeyi marifet bildiler. Said Nursi’yi kutsallaştıran AKP, Abdal Musa’yı taşlıyor!

DUR DAĞI’NIN ERENLERİ DEVRİYE GEZİYOR!

Alevi toplumu ve bütün insanlık, Abdal Musa’nın kimliği üzerinden yapılan bu saldırıyı asla unutmayacak. Öyle ki daha şimdiden yaşanan bu büyük adaletsizliğe karşı Tekke köyünde, Elmalı’da halkın gizilgücü harekete geçmeye başlamış durumda. İhtiyarlara, kadınlara kulak verdiğinizde, mermer ocağının iş makinelerinin geceleri kendi kendine çalıştığı, işletme yetkililerinin türlü hastalıkla boğuştuğu, Dur Dağı’nın erenlerinin, Abdal Musa’nın müridlerinin geceleri bölgede devriye gezdiği konuşuluyor…
Anadolu halkı yüzlerce yıldır olduğu gibi zalimin zulmüne karşı tekkesine, inançlarına sarılıyor! Anadolu halkı, içinden geçtiğimiz yakıcı günler hiç bitmeyecekmiş gibi görünse de tarihin hükmünü vermesinin uzun sürdüğünü en iyi kendi belleğinden biliyor.
Abdal Musa, gelip geçen ve unutulup giden yüzlerce iktidar sahibinin silikliğine inat, 700 yıldır dipdiri yaşıyor, ışık olmayı sürdürüyor.

EDEPSİZ OLMA EY CAN!

Belki de bugün yaşanana en güzel yanıtı Abdal Musa’nın tekkesinde yetişen Alaiyeli Kaygusuz Abdal veriyor, ta yedi asır öteden:
“Gel Hakk’a olma asi
Ta gide gönlün pası
Dört kitabın manası
Var edep öğren edep.
Gaf’let içinden uyan
Edepsiz olma ey can
Edeptir aslı iman
Var edep öğren edep.
Edep gerektir ere
Ta yolu doğru bula
Edepsiz olma yere
Var edep öğren edep.
Kaygusuz Abdal uyan
Aşkı bil aşka dayan
Şöyle demiştir diyen
Var edep öğren edep.”

_________________

Fotoğraflar: Abdal Musa dergahının bulunduğu Tekke köyü, taş ocağına karşı bir çok kez eyleme sahne oldu.

ABDAL MUSA TAŞ OCAĞI EYLEMİ 115

ABDAL MUSA TAŞ OCAĞI EYLEMİ 118

Abdal Musa Türbesi

Dur Dağı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + four =