Saçları ağarsa da hala gözleri kara…

Saçları ağarsa da hala gözleri kara…

0
PAYLAŞ

Memleketinin mapusanelerinde uzun süre kalmalarına karşın sol yanındaki kara et parçası kararmayan iki devrimci, “Güzel günler göreceğiz çocuklar. Motorları maviliklere sürecegiz” şiirinin eskimediğini görüşünde birleştiler. Bir de kapitalizmin son çıkmazında sosyalistlerin üzerine düşeni yaptıklarını ve “herkesin gereksinimine göre tüketeceği” dünya projesini mutlaka hayata geçireceklerinde…



“Mamak zindanı kadın koğuşundan 26 yıl sonra sahibini arayan mektuplar” başlıklı serginin açılışı için Londra’da bulunan Sümbüloğlu ve Bekar, yine aynı kuşaktan Faruk Eskioğlu’nun sorularını yanıtladı…


_____________ kutu ____________


“Sosyalizmin yeni baharı geliyor”


– Sosyalizmin günümüzdeki çıkmazı nedir?
– Geçen dönemde yaşanılan sosyalizmin pratikleri sosyalizmin reel bir yüzü olarak insanlık tarihine kazandırdığı birikimlerle, yapmış olduğu yanlışlıklarla tarihe maloldu. Orada çöken ya da mahkum edilen sosyalizmin kurmuş olduğu insanlık tasarımı değildir. Mahkum olan onun bir görüntüsüydü. Yanlış olan reel sosyalizmin uygulamalarıydı belki de… O 150 yıllık pratikten, insanlık tarihi çok büyük dersler çıkararak ilerlemeye devam ediyor. Eğer bir yerde soygun varsa, sömürü varsa halkların kardeş olmasını engelleyen, siyasi çıkmaz politikalar varsa “insanlığın daha iyi bir dünya tasarımı” hiç bir zaman bitmeyecektir. Dolayısıyla sosyalizme duymuş olduğumuz güven ve onun yaratmış olduğu gelecek tasarımı bizim açımızdan yeni bir dünya düzenine duymuş olduğumuz özlem olarak yaşamaya devam edecektir. Bu yönüyle sosyalizm özellikle geçmişinde yaşamış olduğu bu derslerden edindiği somut tecrübelerle ilerleyecek.


– Kapitalizmin yeni çıkmazında sosyalizm kitle tabanı yarabilecek mi? ABD’de son aylarda internet arama motorlarında en çok aranan üç kelime arasında “sosyalizm”in olduğu açıklandı.
– Bugün bu daha da zorunlu çünkü özellikle emperyalist merkezlerden başlayarak dalga dalga yayılan küresel kriz, “Acaba bu durum sosyalizmin yeniden yeşermesine iklim yaratabilecek mi” sorusunu akıllara getiriyor. İnsanlık, kapitalizmin yaşadığı bütün bunalım dönemlerinde yeni bir dünya düzeni arayışına girmiştir. Bu noktada da “sosyalizm” yaşanılabilir dünya projesiyle daha güçlü olarak karşımıza çıkacaktır.


– Bu bağlamda sosyalistler üzerine düşenleri yapabiliyor mu?
– Yaratılan tek kutuplu bir dünyada insanlığın çağdaşlaşması kapitalizmin serbest rekabetçi düzeniyle sağlanacağı öngörülüyordu. Ama bu tek kutuplu dünyanın ortaya çıkardığı gerçek bize şunu da gösterdi ki bu 1991-2007 arasında büyük yıkımlar yaşandı. Hani, “Sosyalizmin hatalarından dolayı devre dışında kalmasıyla tek kutuplu dünyada her şeyin daha iyi olacağı” görüşü yerle bir oldu. Çünkü emperyalistler alternatifsiz bir şekilde davranarak dünya halklarına çok büyük saldırılarda bulundular. İşgallere yönelerek dünyayı içinden çıkılmaz bir şekilde kana, vahşete, gözyaşına boğdular. Bu yönüyle “onların yalnız başına kaldıklarında neler yapabilecekleri” fikri, o büyük kıyım, o büyük sürüm dönemi insanlığın yeniden düşünmesine neden oldu. Bu dönemde sosyalizmin yeniden dünya tasarımı olarak ortaya çıkacağı aşikar. Dünya sosyalistleri; yaşanan bütün yerel sorunlarının yanına, sınıf eksenli bir mücadele düzleminde buluşmanın gereğini anladılar.


“ZİYADESİYLE İYİMSERİM”


– Umutlu musunuz?
– Ben çok umutluyum… “Yaşayacağımız döneme sosyalizmin yeni baharı” diyorum…


– 78’li bir olarak hayalkırıklarınız nelerdi?
– Kurmuş olduğumuz sosyalizm tasarımı doğruydu, bizim yanlışlıklarımız çoktu. Örneğin “Dünyanın, ülkemizin ve koşullarının değiştirilebileceği fikri” 20’li yaşlarda hepimizi kuşatan bir büyük ateşti. Bu yönüyle o iradeci yön bir sosyaliste neler yaptırabileceğini hepimize gösterdi. Bu yönü güçlü olan, somut projeler, somut buluşmalar etrafında sosyalist projenin çok daha ete kemiğe bürünebileceğine inanıyorum… 70’li yıllarda yaptığımız en temel hatalardan birisi, tasarımlarımızı halkla buluştururken egemenlerin bize karşı koyuş biçimlerine uygun örgütlülükler yaratamadık. 70’li yılların en büyük handikabı taban el veriyor olmasına karşın güçlü bir örgütlenmeyle karşı koyulamayışı… Bugün yapılması gereken faşizmin, kapitalizmin her türden uzantılarına karşı güçlü bir sosyalist iradeyi dikmek gerekir. Bu irade yaratılabilir. Gerisinde çok büyük tecrüebe ve deneyimler var. O birikimler üzerine yükselebilir.


– Devrimci sol bu iradeyi oluşturacak olgunlukta mı? İyimser misiniz?
– Ziyadesiyle iyimserim. Bir defa bunun maddi koşulları oluşmaya başladı. Bütün dünyada eğer yeniden ekmek davası, aş davası, işsizlik ve halkların kaybedilen değerlerle birbirine düşmesi yaşanıyorsa yeniden devrimcilerin siyaset düzleminde politika üreteceklerin emek düzleminde buluşmaları gerekecek… Bu noktada bizim geçmişte yaptığımız örneğin sınıfsal buluşma zemininden daha çok siyasal erklerin öne çıkartıldığı ulusal sorun ya da kadın sorunu gibi daha küçük ölçekli sorunlarda işbirliğine yönelmiştik. Oysa bugün ekmek kavgası ve işsizlik dünya gündemine girdi. Diğer sorunları da kucaklayacak şekilde ana ekseninde sınıfsal mücadele olacak. Bu bizi; ayrılıklarımızı, farklılıklarımızı, etnik yapılarımızı kısaca herşeyi bir anlamda geri plana iterek doğrudan doğruya sınıf örgütlerinde buluşturacaktır. Bu uluslararası boyutta da böyle gerçekleşecektir…


– 12 Eylül, yeni kuşaklara doğru bir şekilde anlatılabildi mi? Günümüzde 12 Eylül denilince işkence akla geliyor. Oysa Türkiye’nin kabuk değiştirerek emperyalizme entegre olma süreciydi.
– Bizim hareketimize başlangıçta “Kır saçlılar hareketi” diyorlardı. Topqlumu, üzerinden 24 yıl geçtikten sonra güncelleşen bir tarih bilgisiyle yüzyüze bırakmlak durumunda kaldık. Bu aktarılmadığına dair en büyük işarettir. 12 Eylül ile onun yaratmış olduğu sistem ve uygulamalarıyla bir hesaplaşma yapılamadığı görüntüsüdür. Bu hepimizin bir eksikliğidir. Bizler bu eksikliği gidermek için kendi çapında biraraya gelmiş bir grubuz ama amacımız bunu “Biz yaparız” demek değildir. Darbe düzeninin gerçek niteliğini teşhir edecek bir ilişki biçimini açığa çıkartmayı hedefledik. Bunu yaptıkca emek ve demokrasi güçlerinin diğer bütün unsurlarıyla örneğin “Darbe karşıtı platform” gibi diğer platformların da ana zeminini hazırlamış oluyoruz. Bizler darbecileri yargılayabilecek bir siyasi iklim yaratabilmek için bu tür platforlarının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Bu yönlü çalışmalar yapıyoruz…


____________ kutu ____________


“Sosyalistler çok ince çalışıyorlar”



Meral Bekar, bütün dünyada sosyalistlerin çok ince çalıştıklarını belirterek şimdiden yeni bir sosyalist dalgayı şimdiden gördüğünü söyledi…


Bekar sorularımızı şöyle yanıtladı:


– Londra’daki arkadaşları nasıl buldunuz? Türkiye’deki gelişim sürecini takip edebiliyorlar mı?
– Çok çalışıyorlar sağolsunlar… Çok sağlıklı gözlemleyememiş olabilirim…


– Kapitalizin çıkmazında sosyalistler sesini duyurabiliyorlar mı?
– Bence sosyalistler çok iyi çalışıyorlar. Hem Türkiye’de hem burada (İngiltere)…


– 78’lerde bugünkü dünyanın fotoğrafını gösterselerdi ne düşünürdünüz?
– Yine de “Toplumsal insanlık iyi bir yere gidiyor” derdim… İyimserim…


– 12 Eylül doğru aktarılabildi mi?
– 12 Eylül’ü çoktan geçtik. 12 Eylül’ün acısını mı vereceğiz. 12 Eylül’ün acısını değil de onun aşılmışlığını, 2008 bilincini, bundan sonra insanlığın gitmesi gereken yolu aktarmalıyız…


– Devrimci sol sosyalist birleşik cephe için daha çok mu ekmek yemesi gerekiyor?
– İleriye doğru yol alışta kimi durumu daha iyi kavradı. Kuşkusuz farklı kavradılar ve farklı evrildiler. Sosyalizm gerçekleşecek. Kitlelerle buluşmak yalnızca devrimciler açısından değil, emek güçlerinin açısından da hayata geçecek. İşçiler, köylüler, kadınlar, aleviler, meslek odaları, aydınlar topyekün bir birliği olacak. Buralarda gözlemlediğim şeyler çok ince çalışıyorlar… Sadece Türkiyelileri kastetmiyorum. Enternasyonel bir çaba var. Onu görmek sevindirici.


– 78 heyecanı gibi 2009 dalgası yaratılabilecek mi?
– Şimdiden gözlemliyorum.


– Türkiye’de emekten yana çatı partisi ne aşamada.
– Görüşmeler sürüyor. Umutluyuz. Her kesimden bu çatı partisinin gerçekleşmesi konusunda ciddi bir destek var. Kurumsallaşması anlamında, hukuksallık bağlamında biraz daha zamana ihtiyacı var. Bu konudaki çabaların ciddi bir şekilde sürdüğünü söyleyebilirim…

BİR CEVAP BIRAK