Salda Gölü neden beton ve taş ocağı şirketine teslim edildi

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Salda Gölü Millet Bahçesi projesi durdurulmazsa Türkiye koruyarak yok eden ilk ülke olarak tarihe geçecek!

Bakan Kurum’un bir gram beton dökülmeyecek dediği Salda Gölü’nün ihalesini alan firmanın iş kollarından biri de beton santrali. Kamu ihaleleri almasıyla tanınan Malatya Merkezli firma, taş ocağı işletmeciliği yapmasının yanında karakol ve cezaevi binaları ile yap-sat usulüyle konutlar inşa ediyor. Salda Gölü gibi biyolojik açıdan oldukça hassas bir doğal alana iş makineleriyle yapılan tahribattan sorumlu tutulan firmanın bu COVİD-19 salgını döneminde inatla başlanan Millet Bahçesi inşaatı çalışmalarının ne kadar denetlendiği ise tartışma konusu. Ayakkabıyla bile basılmaması gereken Salda Gölü kumsalının iş makineleriyle tahrip edilmesi karşısında Bakan’dan valiye tüm ilgililerin yaptığı “haberimiz yoktu, onaylamıyoruz” açıklamaları ise kamuoyunun bu konudaki tepkilerinin ve güvensizliğinin haklılığını ortaya koyuyor.

Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’nde ortaya çıkan kumul tahribatı skandalı gündemdeki yerini koruyor. TOKİ tarafından yapılan ihalenin ardından Salda Gölü kıyısında yapılması planlanan Millet Bahçesi projesi için COVİD-19 salgınıyla mücadelenin en yoğun olduğu günlerin seçilmesi dikkat çekiciydi. Ancak iki gün önce alana insan girişinin yasaklanmasının hemen ertesinde yüklenici firmanın iş makineleriyle göl kıyısındaki hidromanyezit oluşumlardan meydana gelen beyaz kumula iş makineleriyle dalarak alanı tahrip etmesi tüm Türkiye’yi şoke etti.

Türkiye’nin gözü gibi koruması gereken doğal mirasların başında gelen Salda Gölü kıyısında Millet Bahçesi yapma ısrarının kamuoyunun ve yerel halkın tüm karşı çıkışlarına rağmen sürmesi, “beton ekonomisin” geldiği noktayı gözler önüne serdi.

DENETMELESİ GEREKENLER, “HABERİMİZ YOK” DEMEKLE YETİNDİ

Göl kıyısındaki kumsal tahribatıyla ilgili haberlerimizin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan yerel idarecilere kadar birçok yetkili benzer açıklamalar yaptılar. Açıklamaların ortak noktası, yapılan tahribattan kurumların haberinin olmadığı ve üzücü bulunduğu yönündeydi. Oysa Salda Gölü ya da benzer doğal alanların korunması konusunda Anayasal görev ve sorumlulukları bulunan yetkililerin yapılan tahribatı üzücü bulmak ya da haberlerinin olmaması lüksü bulunmuyor. Yapmaları gereken, geçtiğimiz ay Millet Bahçesi projesi için yer teslimi yapılan yüklenicinin yürüttüğü çalışmaların henüz, kamuoyunun tam olarak görmediği, içeriğinde neler olduğu konusunda çok da bilgi sahibi olmadığı projeye uygun olup olmadığını denetlemek. Eğer varsa bir yanlış, anında müdahale ederek telafisi mümkün olmayan tahribatların önüne geçmek. Ancak Bakanından Valisine tüm yetkililer ortaya çıkan manzara karşısında üzgün olduklarını açıklamakla yetindiler.

GENEL MÜDÜR, ‘ZEMİNE MÜDAHALE EDİLMEYECEK’ DEMİŞTİ

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman ise 5 Mart’ta, yani yüklenici firmaya yer teslimi yapılmadan sadece bir hafta önce AA’ya yaptığı açıklamada, Millet Bahçesi projesi kapsamında alanın zeminine her hangi bir müdahalede bulunulmayacağını, çivi bile çakılmadan ahşap malzemeden üretilen yapıların planlandığını söylemişti. Ancak gelinen noktada yapılan son kumul tahribatıyla ortada doğal bir zeminin kalmadığını söylemek yanlış olmaz.

RESTORAN, MESCİT, TUVALET VE DÜKKÂNLAR İNŞA EDİLECEK

Kahraman’ın açıklamasına göre Salda Gölü kıyısında yapılacak Millet Bahçesi projesinde şu üniteler yer alacak: “Proje kapsamında halk plajı bölümünde 4 adet 17 metrekarelik büfe, 2 adet 27 metrekarelik kafe, 1 adet 135 metrekarelik restoran, 1 adet 63 metrekarelik yönetici-sağlık ünitesi, yöresel ürünlerin satılacağı toplam 140 metrekare olan çoklu alan oluşturulacak. Açık ve kapalı olmak üzere 3 grup satış yapısı, giyinme-soyunma, mescit, cankurtaran birimleri de projelendirildi. Toplamda yaklaşık 82 bin metrekarelik alanın 1090 metrekaresinde kullanım alanı oluşturulacak. Beyaz Adalar bölümünde ise 1 adet 17 metrekarelik büfe, 2 adet 27 metrekarelik kafe, 1 adet 63 metrekarelik yönetici-sağlık ünitesi, yine vatandaşların yöresel ürünlerini satabileceği toplam 168 metrekare olan çoklu alan yapılacak. Açık ve kapalı olmak üzere 3 grup satış yapısı, giyinme-soyunma, mescit, cankurtaran birimleri de projelendirildi. Toplamda yaklaşık 27 bin metrekarelik alana 624 metrekare kullanım alanı oluşturulacak.”

KAHRAMAN, “KUMLARA BASMAYI SINIRLANDIRABİLİRİZ” DEMİŞTİ

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman’ın açıklamasında değindiği bir başka nokta da alanda yapılan biyoçeşitlilik çalışmalarının ardından önceki gün iş makineleriyle yaklaşık 30 kamyon kumulun alındığı Beyaz Adalar bölgesine yönelik alınacak önlemler. Kahraman, “Yaptığımız biyoçeşitlilik çalışmaları sonuçlarına göre Beyaz Adalar bölümüne girişleri ve kumlara basmayı kademeli olarak sınırlandırabiliriz” diyor.

SİGARA YASAKLANACAK AMA İŞ MAKİNELERİ DENETLENEMİYOR

Kahraman, Sağlık Bakanlığının Tütünle Mücadele Eylem Planı kapsamında Salda Gölü kıyısında sigara içilmesinin yasaklanacağını ve dumansız hava sahası oluşturulacağını da dile getirmişti. Bu açıklamalar, sıfır atık ya da plastik poşet sınırlamaları gibi birçok konuda iktidarın çevre konularındaki politikalarının içeriğini ortaya koymaya yetiyor. Sigara yasağı, sıfır atık, plastik poşet kullanımına sınırlama getirmek gibi tedbirler elbette önemli ancak bütün bunlar çevre üzerindeki baskının sadece sonuçlarını oluşturuyor.

FİRMAYA KESİLEN 420 LİRA CEZA SALDA’YI İYİLEŞTİRİR Mİ?

Salda Gölü’ndeki çalışmaların durdurulduğu yönündeki açıklamalar, burada inşa edilen Millet Bahçesi projesinin değil, bu proje kapsamında alanda yapılan kumul tahribatını kapsıyor. Bir başka deyişle durdurulan sadece kumsal tahribatı, proje değil. Yüklenici firmaya 420 bin TL para cezası uygulandığı ve tahribattan sorumlu tutulan çalışanların işine son verildiği açıklandı. Alanda yaratılan tahribatın 420 TL ile giderilmesi mümkün olmadığı gibi, aynı firmayla yola devam edilmesi de bir başka skandal. Kumulun yeniden eski haline getirileceği ve alana çalışmaların 7/24 izlenebilmesini mümkün kılan kameralar yerleştirileceği, bundan sonraki süreç için de bilim kurulu oluşturulacağı da açıklamalar arasında.

ÜÇ AYRI KORUMA STATÜSÜ OLAN ALANDAKİ ÇALIŞMA ÇED’DEN MUAF

Salda projesinin, kısaca ÇED olarak anılan ve her türlü yatırımın doğal alanlar üzerindeki baskısını azaltmayı ve denetim altında tutmayı amaçlayan Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin dışında tutulması da bir başka çelişki.

SALDA, BETON SANTRALİ VE TAŞ OCAĞI FİRMASINA TESLİM EDİLDİ

Bu açıklamalardan, bu zamana kadar alanın sahipsiz ve denetimsiz bırakıldığı, yapılan çalışmaların bilim dışı biçimde ilerlediği ve üç ayrı koruma şemsiyesi bulunan böylesine hassas bir alanın beton santrali ve taş ocağı işleten, karakol ve cezaevi inşaatları yapan bir firmaya sorumsuzca teslim edildiği anlaşılıyor.

CEZAEVİ, KARAKOL VE ASKERİ ÜS İNŞA EDİYOR

Tartışmalar eşliğinde ve kapalı kapılar ardında yürütülen, üstelik yargıya da taşınmış olan Salda Gölü Millet Bahçesi ihalesini 21 milyon TL bedel ile alan Güngör Tarım İnşat Sanayi ve Ticaret A.Ş., Malatya merkezli bir firma. Firmanın resmi sitesinde yer alan bilgilere göre taş ocağı, beton santrali ve akaryakıt işletmeciliği yapılan ticari faaliyetler arasında. Yükleniciliği yapılan projeler arasında, cezaevleri, karakol binaları, askeri üs ve belediye binaları ile çeşitli kentlerde park projeleri bulunuyor. Bir başka deyişle Salda Gölü gibi özellikli bir alan, iştigal alanı taş ocağı ve beton santrali olan bir firmaya teslim ediliyor ve ortaya çıkan tahribatın ardından yetkili kurumların başındaki isimler, “bizim haberimiz yoktu, üzgünüz, tasvip etmiyoruz” demekle yetiniyorlar.

YÜKLENİCİ FİRMANIN OLAYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPMASI GEREK

Yeşilova Cumhuriyet Savcılığına yapılan konuyla ilgili suç duyurusunda da adı geçen yüklenici firmanın da bu olayla ilgili bir açıklama yaparak kamuoyunu aydınlatma zorunluluğu olduğunu anımsatalım. Yetkililerin yaptığı açıklamalarda suçlanan ve sorumluluğu üzerine atılan firmanın açıklaması, konunun bütün yönleriyle aydınlatılmasına katkı sağlayacaktır.

EMİNE ERDOĞAN MİLLET BAHÇESİNİN REKLAM YÜZÜ OLMUŞTU

Salda Gölü’ne Millet Bahçesi tartışmalarının yoğunlaştığı günlerde geçtiğimiz yıl Eylül ayında Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın bir halkla ilişkiler yüzü olarak bölgeye getirilmesi ve projenin ne kadar masum olduğunu “ben mutmain (ikna) oldum” sözleriyle anlatması kamuoyunu ikna etmeye yetmemişti. Ancak bugün ortaya çıkan tahribat, beklenenin de ötesinde bir vahameti ortaya koymaya yetti. Devletin en tepesinin de müdahil olarak kamuoyunu bütün medya gücüyle ikna etme çabasına karşın Salda Gölü’ndeki Millet Bahçesi projesi iktidarın bu konulardaki yönetim beceriksizliğini ortaya koymaya yetti.

MİLLET BAHÇESİ PROJESİ İPTAL EDİLMELİ

Bu aşamadan sonra Salda’ya Millet Bahçesi projesi iptal edilmeli ve hızlı şekilde gölün çevresiyle birlikte bütüncül bir havza koruma planı çıkartılarak harfiyen uygulanmalıdır. Bu projede ısrar edilmesi durumunda Türkiye, dünyada doğal alanlarını “koruyarak yok eden” ilk ülke olarak tarihe geçecektir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.